Koronanın gölgesinde bir salgın romanı: Salgın34

Yazar Melis Büyükplevne’nin ‘Salgın34’ adlı yeni kitabı raflardaki yerini aldı.

Yazar Melis Büyükplevne’nin Salgın34 adlı bilim-kurgu türündeki yeni romanı Cenova Yayınları etiketiyle okuyucunun beğenisine sunuldu. Büyükplevne, korona virüsle mücadele edilen bugünlerde bilim kurgu türünde yazdığı romanı hakkında İHA’ya açıklamalarda bulundu.

Kitabın basılma hikayesini anlatan Büyükplevne, “Aslında ilk olarak bir seri katilin hikayesini anlattığım romanı çıkartacaktım ama bu kitaba nasip oldu. Kitabın çıkma hikayesi de ilginç. Karantinadan sıkıldığım bir günde, eski hikayelerimi bir okuyayım dedim ve bu kitabı görünce göz gezdirmeye başladım. Okudukça hatırladım ve kendime şaşırdım. Günümüze de çok uygun olduğu için, önceden de görüşmüş olduğum Cenova Yayınları’nı aradım ve ‘Elimde böyle bir kitap var, ne dersiniz’ diye sordum. ‘Hemen basalım’ dediler. Kitabı göndermemle anlaşmamız bir oldu ve kısa sürede basıma geçtik” dedi.

Kitabın konusunun nasıl ortaya çıktığından ve ne zaman yazdığından bahseden Melis Büyükplevne, “Ben bu kitabı 3 sene önce yazıp bir kenara atmıştım. Kafamda bir sürü soru işareti vardı çünkü maskeleri, salgınla ilgili detayları falan bilmiyordum. Elbette araştırdım ama bugün bildiğimiz ve öğrendiğimiz bilgileri o zamanlar bulamamıştım. Bu dönemde bilgiler, bana resmen kitabım için gümüş tepsiyle sunuldu. Ben de hataları düzeltip, soru işaretlerimi giderdim” ifadelerini kullandı.

rbt

Romanın konusuna değinen Büyükplevne, şöyle konuştu:
“Kitap, gecenin bir yarısında ulumaya başlayan köpeklerin oluşturduğu panikle başlıyor. İnsanlar seslere uyanıp dışarı baktığında yoğun bir sisle ve ürkütücü varlıklarla karşılaşıyorlar ve kısa bir süre sonra hastanelere yığılma başlıyor. Bilinmeyen bir virüsün ortaya çıktığı söyleniyor, insanlar acayip semptomlar göstermeye başlıyor ve herkes panik oluyor. Birkaç kahramanımız da bu olayların ortasında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Daha fazla ipucu vermeyeyim.”

Büyükplevne, konunun zombi hikayelerinden biraz farklı olduğunu söyleyerek, daha sonra şu bilgileri verdi:
“Ben okurumu sıkmak istemiyorum. Konu, film gibi aksın ve sürüklesin istiyorum. Zaten bununla ilgili de herkesten olumlu geri dönüşler alıyorum. Elbette bana göre, saçma eleştiri yapanlar da var. Neden edebiyat parçalamıyorsun diyor bazıları. Allah aşkına hangi gerilim filminde veya bilim-kurgu filminde/kitabında ağır bir dil ararsınız ki? Hep söylediğim bir şey var. Ben nasıl ki sinemaya kafa dağıtmak için gidiyorsam, kitabımı da o amaçla yazarım.Ayrıca her yazarın bir tarzı var, ben böyle yazıyorum, başkası farklı yazar. Dünyada seçenek çok, herkes beğendiği yazarı seçebilir. Bence bu çok güzel bir şey.”

Diğer kitabını ise karlı bir döneme getirmek istediğini belirten Büyükplevne, “Yani illa ki bir kış zamanı çıkacak piyasaya” dedi.

Pandemi döneminde neler yaptığı ve ‘kitapta olanlarla bir benzerlik var mı’ sorusuna Büyükplevne, “Bu sürecin başında çok gerildim ve kaygılandım, bu da sağlığıma etki etti ve bende yeniden epilepsi krizini tetikledi. Sonra yavaş yavaş alışmaya başladım ama kurallara uymayanlar yüzünden tedirginlik devam ediyor maalesef. Eşim işten dönünce başından aşağı dezenfektan döküyorum dersem abartmamış olurum. Kitap ile ilgili bir benzerlik zaman zaman var ama ben karantina sürecini biraz farklı işledim. Zaten kitabım bir kaçış üzerine kurulu” yanıtını verdi.

Yazar Melis Büyükplevne, son olarak şunları ekledi:
“Umarım bu karantina günleri en kötü günümüz olmuştur, artık güzel günleri görelim ve lütfen doğaya ve hayvanlara da sevgimizi verelim, onları koruyalım. Doğaya nasıl muhtaç olduğumuzu anlamak için illa başımıza kötü bir şeyler gelmesin.Ayrıca birbirimizin değerini de bilelim lütfen. Tüm okurlarıma sevgilerimi sunuyorum ve size teşekkür ediyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir