DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BITCOIN 5890821,02%
Muğla
11°

AÇIK

15:49

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

  • Hamburger Menü 1
  • Hamburger Menü 2
  • Hamburger Menü 3
  • Hamburger Menü 4
  • Hamburger Menü 5
  • Hamburger Menü 6
  • Hamburger Menü 7
blank
blank
Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan açıklama: “Çağlayan’ın açıklamaları gerçekleri yansıtmıyor”
116 okunma

Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan açıklama: “Çağlayan’ın açıklamaları gerçekleri yansıtmıyor”

ABONE OL
Eylül 24, 2021 13:44
Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan açıklama: “Çağlayan’ın açıklamaları gerçekleri yansıtmıyor”
blank
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Marmaris İçmeler Kızılkum Mevkiinde,  Hema-Que Otal Yatırım A.Ş. adına yapımı devam eden otel ile ilgili olarak İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Sevin Darıcıoğlu Çağlayan tarafından yapılan ‘İnşaat alanının ruhsat olmadan büyütüldüğüne’ yönelik açıklamaya karşı, Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan yapılan açıklamada, Çağlayan’ın açıklamalarının gerçekleri yansıtmadığı belirtilirken,ÇED Yönetmeliği ve ilgili mevzuatın gereği olan tüm işlemlerin hukuka ve usulüne uygun yapıldığı ifade edildi.

Muğla’nın Marmaris İlçesi İçmeler-Kızılkum mevkiinde iş insanı Emin Hattat tarafından 30 yıl önce inşasına başlanan fakat Hattat’ın iflasının ardından Sinpaş’a satılan ve Hema-Que Otel Yatırım A.Ş. adına devam eden otel ile ilgili olarak; ‘İnşaat alanının ruhsat olmadan büyütüldüğünü” ileri süren İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Sevin Darıcıoğlu Çağlayan’ın iddilarına Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan cevap geldi.  Yapılan açıklamada; Çağlayan’ın iddialarının gerçekleri yansıtmadığı vurgulanırken,süreç hakkında bilgi ve  iddialara madde madde cevap verildi .

Otel inşaatının süreci ile ilgili ve Sevin Darıcıoğlu Çağlayan’ın iddialarına Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan yapılan yazılı açıklama ile şöyle açıklık getirildi:

“ Haberdeki iddialar gerçekleri yansıtmamaktadır. Bu haberde yer alan iddialarla kamuoyunda oluşan olumsuz kanaati düzeltmek adına bu açıklamayı yapmak gereği doğmuştur. Buna göre;

’13 Ağustos 2021’de bölgede çıkan büyük yangınlar büyük bir tahribat oluşturmuşken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje için Milli Park sınırları içinde olmasına rağmen “ÇED gerekli değildir” kararı verildiği iddiasına ilişkin olarak;

ÇED kararı ne yangınlar sırasında ne de yangınlardan 1 hafta sonra (13 Ağustos tarihinde) verilmiştir. ÇED süreci 4 aylık bir süreç olup, (tarihleri bakanlık sisteminden de görülebileceği üzere) başvurumuz mart 2021’de yapılmıştır. 02.07.2021 tarihinde onayları alınmış ve 08.07.2021 tarihinde de süreç tamamlanmıştır.

ÇED Yönetmeliği ve ilgili mevzuatın gereği olan tüm işlemler hukuka ve usule uygun yapılmıştır. Projemizin kapsamı gereği mevzuatın belirlediği çevresel etkilere karşı tüm önlemler alınmış ve resmi işlemler tamamlanmıştır.

Milli Park sınırları içerisinde olduğu iddiasına ilişkin olarak da;

Öncelikle belirtmek gerekir ki, tüm Marmaris ilçesi ve çevresi, 1996 yılında Milli Park olarak ilan edilmiştir.Milli Park alanları 4 bölgeye ayrılır. Şöyle ki;

1-Mutlak koruma bölgesi

2-Hassas koruma bölgesi,

3-Sürdürülebilir kullanım bölgesi,

4-Kontrollü kullanım bölgesi.

Kontrollü kullanım bölgesi; iskan ve yapılaşmaya konu olabilen, turizm ve rekreasyon potansiyeline sahip, devlet ve/veya özel mülkiyete konu korunan alanlar içinde yer alan, turizm ve rekreasyon alanları, yerleşim yerlerinin yer aldığı alanlardır. Nitekim müvekkil şirketin maliki olduğu parsel Kontrollü kullanım bölgesinde kalmaktadır.

Şirketin maliki olduğu parselin sınırları içinde yer aldığı İçmeler mevkiine ilişkin imar planları, ilk olarak 1985 yılında onaylanmıştır. 1987 yılında yapı ruhsatı alınarak otel binasının inşaatına başlanmış ve 1993 yılında da kaba inşaatı tamamlanmıştır.

1996 yılında Marmaris, Milli Park ilan edilmiştir.

2005 yılında İçmeler yerleşim alanına ilişkin onaylanan 1/5000 nazım ve 1/1000 uygulama revizyon imar planlarında da 1985 yılında onaylanan imar planlarındaki yapılaşma şartları aynen korunmuştur.

2015 yılında onaylanan Marmaris Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme planlarında da olumlu kurum görüşleri alınarak özel mülkiyetlerin hepsi kontrollü kullanım alanı olarak ayrılmış ve yapılaşma şartları imar yanların ile belirlenmiştir.

İlk imar planının onaylandığı 1985 yılından bugüne kadar yapılaşma koşullarında bir değişiklik olmamıştır.

Söz konusu parseller, imar planlarının yapıldığı tarihlerden sonraki bir tarihte müvekkil şirketçe iktisap edilmiştir.

Milli Park sınırları içinde yer alan ve kontrollü kullanım alanında kalan devlet ya da özel mülkiyetlerin uygulama şartları; ilgili kurum görüşleri alınarak onaylanmış olan imar planlarına göre belirlenir. Şirketin maliki olduğu parsellerin 1985 yılından beri onaylı imar planları bulunmaktadır. Meri imar planları yürürlükte olan özel mülkiyetimizdeki parseller için ruhsat aşamasında ya da inşaat aşamasında Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nden uygun görüş alınması gibi bir yasal düzeleme de yoktur.

‘Resmi kurumlara onay için sunulan dosya ile halka arz için sunulan dosya arasındaki büyük farklar olduğu, proje tanıtım dosyası iki etap üzerinden oluşturulurken, izahname ve değerleme dosyalarında projenin dört etaptan oluştuğu’ iddiasına ilişkin olarak;

Bu ifadeyle de adeta bir usulsüzlük olduğu kanaati oluşturmak istenmiştir ki, asla doğru değildir. Şirket, halka arz sürecinde , yatırımcılarını en geniş şekilde bilgilendirmek adına henüz projeksiyon aşamasında olan ve ileride gerçekleştirilebilecek diğer etapların tanıtımına da yer vermiştir.

Ancak ruhsat başvuruları; öngörülerimizde de olduğu gibi sadece bugün hayata geçirilecek etaplar bakımından yapılmıştır. Planlanan tarih geldiğinde, diğer etapların ruhsat başvuruları ve idari izin süreçleri de başlatılacaktır.

Bu itibarla, şirketin yatırımcılarını Marmaris’te maliki olduğu tüm portföyü hakkında bilgilendirmesi, ruhsat başvuruları ve idari izin süreçlerinin sadece bugün hayata geçirilecek etaplar bakımından başlatılması gayet doğaldır.

‘Proje dosyasında, 9 bin 600 metrekare alana sahip marina alışveriş merkezinde söz ediliyor. Biz anlıyoruz ki, sadece kararda değil, deniz alanında da değişikliğe gidilmek isteniyor’ ifadeleri ile yine konu hakkında asgari dahi bilgi sahibi olmadan bir karalama yapıldığı görülmektedir. Şirketin bilgisine başvurulsaydı çok kolaylıkla öğrenebilecek olan işin gerçeği ise şöyledir;

“PROJEDE MARİNA BULUNMAMAKTADIR”

Projede bulunan ve yaklaşık 9.600m2 alana sahip olan çarşı bloğunun adı “Marina” olarak adlandırılmış olup, isminden hareketle projede bir marina olduğunu iddia etmek asla gerçeği yansıtmamaktadır. Projede böyle bir marina bulunmamaktadır. Deniz alanıyla hiçbir ilişkisi olmayan çarşı alanının ismine marina denmiştir.

‘Proje zaman içinde hormonlu biçimde büyüdü’, ‘proje ruhsat olmaksızın sürekli revize edilmiş ve inşaat alanı genişletilmiş’, ‘ÇED gerekli değildir kararı proje tanıtım dosyasındaki 2518 nolu parsel için verilmiş. Oysa inşaat yapılacak 1598 nolu bir parsel daha var. Bu parsel üzerinde ihtiyati tedbir kararı var’ iddiasına ilişkin olarak;

Şirketin maliki olduğu parsellerin, 1985 yılından bu yana onaylı imar planları bulunmaktadır. İlk imar planının onay tarihinden bugüne kadar yapılaşma koşullarında bir değişiklik olmamıştır.

İnşaat alanının uzun yıllar önce alınan ruhsatları olup, inşaat alanı bu ruhsatlar dışında daha büyük bir alanı kapsamamaktadır. Söz konusu parsel üzerinde herhangi bir ihtiyati tedbir kararı, takdiyat vs. bulunmamaktadır.

Bir diğer husus; proje tanıtım dosyasındaki 2518 nolu parsel için, 3194 sayılı imar kanununun 32. Maddesi gereğince belediyenin koyduğu şerh de var. Şerh daha sonra Yapı ve Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu kararıyla kaldırılsa da bunun nasıl gerçekleştiği de yargıya taşınabilecek unsurlar içeriyor’ şeklindeki ifadeler şirketçe yanlış bir iş yapılıyor algısı uyandırmaktadır.

Bu yanlış bilgiler hakkında da aşağıda yer verecek olduğumuz doğru bilgileri içtenlikle paylaşmak isteriz.

Kıyıda, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanda yer alan ve İmar Kanununa aykırı olarak inşa edilen yapılar için; Emin Hattat tarafından (ki bu şahsın ve faaliyetlerinin şirketimizle bir ilgisi bulunmamaktadır) alınmış olan Yapı ve Kayıt Belgeleri iptal edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve belediye tarafından koyulan şerhler bu yapılara aittir. Ancak bu yapılar; mülkiyeti şirkete ait parseller üzerinde değildir.

Şirkete ait parselin dışında yer alan bu yapılara mahsus olarak koyulması gereken şerhler, sehven şirkete ait 2518 nolu parsele konulmuş ve yanlışın tarafımızca tespiti akabinde ilgili belediye ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne gerekli başvurular yapılmış, kurumlarca aplikasyonlar alınmış ve yerinde tespit yapılmıştır.

Nitekim anılan yapıların şirkete ait parsel sınırının dışında olduğu, idari otoritelerce de tespit edilmek sureti ile şerhler kaldırılmıştır.

‘Burada oluşması muhtemel bir çevre/deniz kirliliği, Marmaris körfezinin telafisi mümkün olmayacak şekilde tahribatına sebep olacaktır’ şeklindeki hiçbir bilgiye, belgeye dayanmayan sübjektif ifadeler şirketçe çevreye zarar verildiği algısı uyandırmaktadır.

Şirketçe, projenin kapsamı gereği mevzuatın belirlediği çevresel etkilere karşı tüm önlemler alınmış ve resmi işlemler tamamlanmış ve nitekim ÇED gerekli değildir raporu verilmiştir. Bu itibarla mevzuata aykırı, çevreye zarar verebilecek hiçbir faaliyet söz konusu değildir.

‘Termal parktan bahsediliyor ancak projede bunlar yok ‘ iddiasına ilişkin olarak;

5686 sayılı Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunundaki tanımı ile jeotermal alan; yapılan bilimsel ve teknik çalışmalarla sınırları belirlenen ve üzerinde jeotermal kaynak ve veya jeotermal kaynakla birlikte doğal doğal mineralli suların bulunduğu alanı ifade etmektedir.

Jeotermal kaynak; şirketin maliki olduğu parselin içinde bulunduğu yaklaşık 472 ha. Bir alanı kapsayan bölge içindedir.

Termal kaynağa ait sondaj noktasının doğrudan şirketin maliki olduğu parselin sınırları içinde olması önemli değildir. Dolayısıyla teknik etüd sonucunda kaynağa ait en uygun sondaj noktaları neresi ise termal kaynak o noktadan çıkarılır. Bu husus tamamen ticari bir karardır. Jeotermal kaynağın bulunduğu bölgenin işletme ruhsatı da şirkete ait olduğu için termal kaynak ile ilgili hiçbir problem bulunmamaktadır. “

Haber: Esma Turan

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP