Kırmızı et açığı küçükbaştan kapatılabilir

Ülkemiz hem büyükbaş hayvancılık hem de küçükbaş hayvancılık için ideal coğrafyalardan birisi. Gelin görün ki tarımda olduğu gibi hayvancılıkta da bir türlü istenen düzeye diğer ülkelerle tam olarak rekabet eder hale gelemiyoruz. Neden mi? Bunun cevabını bulmak için alim olmaya gerek yok. Aynen tarımda olduğu gibi hayvancılıkta uygulanan yanlış politikalar. Elbette yapılan çalışmalar var ama yeterli değil. Daha kendi hayvan ırklarımızı ıslah çalışmalarımız bile bence yeterli düzeyde değil.

Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsünün (TEPGE) 2014-2018 dönemini değerlendiren “Durum ve Tahmin Kırmızı Et 2018” raporu ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, kırmızı et tüketiminin 2014-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 4,6 arttı.

Uzmanlar ve Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ( TÜDKİYEB)Başkanı  Nihat Çelik’e göre;  bu artış eğiliminin devamı halinde, TÜİK yıl ortası nüfus ve Birleşmiş Milletler 2030 nüfus tahminleri kullanılarak yapılan hesaplamaya göre, 2018’de 14,8 kilogram olan kişi başına kırmızı et tüketiminin 2030 yılına kadar 8,6 kilogram artışla 23,4 kilograma yükseleceği tahmin ediliyor.

Mevcut artış eğiliminin devamı halinde, 2018’de 1 milyon 208 bin ton olan kırmızı et tüketimimizin,  2030’da 2 milyon 71 bin tona, kişi başına yıllık kırmızı et tüketimimizin ise 14,8 kilogramdan 23,4 kilograma çıkacağı öngörülüyor.

Uzmanlar, küçükbaş hayvan sayısının 90 milyona çıkması, et veriminin yüzde 20 artması halinde;  toplam kırmızı et tüketim artışı olan 863 bin tonun 432 bin tonu küçükbaş hayvan eti üretim artışından karşılanabilineceğini ifade ediyorlar.

6 yılda kırmızı et tüketiminin 267 bin ton arttığına vurgu yapan TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik;  “Kırmızı et tüketimimiz hızla artıyor. 2012’de 941 bin ton, 2014’te 1 milyon 9 bin ton olan kırmızı et tüketimi, 2018’de 1 milyon 208 bin tona çıktı. Tüketim, 6 yılda 267 bin ton arttı. Ülkemizde gelir seviyesi arttıkça kırmızı et tüketimi de artacak. Kırmızı et tüketimi 2030’a kadar yüzde 70’den fazla artacak. Olağanüstü bir şekilde artan tüketimi karşılamak zorundayız. Aksi takdirde döviz ödeyerek ithalat yapmak zorunda kalırız. Bundan kurtulmanın yolu küçükbaş hayvancılıktan geçiyor. Çünkü, ülkemizde küçükbaş hayvancılık besiden çok yaylıma dayanıyor. Hayvan sayısı hızla artırılabilir. Nitekim 2020 yılında küçükbaş hayvan sayısı 55 milyonu aştı. Küçükbaş hayvan sayısının hedeflenen rakam olan 90 milyona çıkması halinde, et veriminde hiç değişiklik olmasa bile küçükbaş hayvan eti üretimi yüzde 64 artacak. Islah ve iyi beslemeyle et veriminde yüzde 20’lik bir artış sağlanması halinde küçükbaş hayvan eti üretimi ikiye katlanacak. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre Türkiye’nin küçükbaş hayvan eti üretimi 2018 rakamlarıyla 432 bin ton. Et üretimi ikiye katlanırsa üretim bu kadar daha artacak. Toplam kırmızı et tüketim artışı olan 863 bin tonun 432 bin tonu küçükbaş hayvan eti üretim artışından karşılanabilir.”diye konuşarak bir nevi yol haritası çıkarıyor.

Ülkemiz Batılı ülkelerle karşılaştırıldığında görece genç bir nüfusa sahip. Çocuk sayısı fazla… İnsan başta çocukluktaki gelişim döneminde olmak üzere her yaşta proteine ihtiyaç duyuyor. En önemli protein kaynaklarından biri de hayvansal protein. Ülkemiz, bitkisel üretimiyle halkımızın beslenme ihtiyacını karşılıyor. Fakat beslenmemizde hayvansal proteinin oranı gelişmiş ülkelere göre düşük kalıyor. Çocuklarımızın bedensel ve zekâ gelişimlerinin eksiksiz olması için et tüketimini artırmak zorundayız. Son yıllarda tavuk eti tüketimi olağanüstü hızla arttı. Sadece tavuk eti tüketimi yetmez. Dengeli beslenme açısından kırmızı et ve deniz ürünleri tüketimlerini de artırmamız zorunlu.

Küçükbaş hayvancılıkta istenilen seviyeye gelebilmemiz için öncelikle milli bir politika çıkarılıp hayata geçirilmeli.

Bunan yanında kaba yem açığı kapatılmalı, meralar ıslah edilmeli ve son yıllarda önemli bir sorun haline gelen çoban sorunu çözülmeli. Bu konuda son yıllarda “Sürü Yönetimi” kursları açılıyor. Bu yaygınlaştırılmalı hatta okullarda bölüm olarak açılmalı, şayet küçükbaş hayvancılığımızı rakip ülkelerle boy ölçüşür hale gelmek istiyorsak.  

Hayvancılık sektörümüzü daha fazla desteklememiz gerekiyor. Bitkisel üretimde hayvancılığa yönelik mısır, arpa, fiğ, yonca gibi ürünlerin üretimini artırmamız zorunlu. Sorunlar ancak daha fazla üretim, daha fazla tüketim, daha fazla ihracat, daha fazla yerli ürün kullanılarak çözülür.

Hem büyükbaş hem küçükbaş hayvanlığında sorunlar belli, çözümleri de belli. Önemli olan çözüm yollarını hayata geçirebilecek politikalar oluşturabilecek bir yönetici erkinin olması!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.