İstinaf başvurusunun reddedilmesine protesto

Isparta’da 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Güleda Cankel’i kalbinden bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle müebbet hapse çarptırılan Zafer Pehlivan’ın cezasının “ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilmesi” istemiyle yapılan istinaf başvurusu reddedildi. Menteşe Kent Konseyi üyeleri, istinaf başvurusunun reddedilmesini protesto etti.

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Güleda Cankel, 2019 yılının Kasım ayında, kaldığı aparttaki odasında, eski erkek arkadaşı Zafer Pehlivan tarafından boğazı sıkılıp, kabloyla boğulduktan sonra kalbinden bıçaklanarak, öldürüldü. Polise teslim olan Zafer Pehlivan, tutuklandı. Cankel ise memleketi Muğla’da toprağa verildi. Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce geçen yıl 20 Ağustos’ta sanık Zafer Pehlivan’a Cankel’i “kasten öldürdüğü” gerekçesiyle verilen müebbet hapis cezasına genç kızın ailesinin avukatları itiraz etti. Cankel ailesinin avukatları, Pehlivan’a “tasarlayarak ve canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” verilmesi istemiyle istinafa başvurdu. Talebi inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun buldu.

Güleda’nın babası Mustafa Cankel ve Menteşe Kent Konseyi üyeleri, Sınırsızlık Meydanı’nda bir araya gelerek, istinaf başvurusunun reddedilmesini protesto etti. Aile avukatı Alev Öztürk, “Böylesine kapsamlı bir cinayet dosyasında dosyanın tümünü okumaya dahi yetmeyecek kısa bir sürede jet hızıyla verilen bu kararın siyasi olduğu açıktır. Bu karar bize bir kez daha göstermektedir ki yargı mekanizması gerçek adaletin tesisi için değil gencecik bir kadını vahşice katleden erkek katilin korunması için işletilmektedir” dedi.

Öztürk, İstinaf Mahkemesinin kararının politik olduğunu ileri sürerek, “Bu kararın, siyasal iktidarın toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politikalar üretmemesi, aksine her geçen gün cinsiyet eşitsizliğini daha da körükleyen söylemlerde ve icraatlarda bulunması, İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekmeyi düşünmesi, erkek mağduriyeti yalanıyla 6284 Sayılı yasada değişiklikler yapmayı planlamasından ayrı tutulmasına imkân yoktur. Bu jet karar bize bir kez daha göstermektedir ki siyasal iktidar yasaları uygulamayarak, sistematik cezasızlık ile kadın cinayetlerin önünü açmaya devam etmektedir” diye konuştu.

Avukat Öztürk, davanın Yargıtay’a taşınacağını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Davayı, katil hak ettiği en ağır cezayı alana değin yakından takip etmeye devam edeceğiz. Kadınların yaşam hakkı için, devletin, kurumlarının ve Mahkemelerinin siyasi kararlarının karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz! Biz kadınlar yıllardır haykırıyoruz, Kadın cinayetleri politiktir, bu davayla bunu bir kez daha gördük! İstanbul Sözleşmesinden, 6284 sayılı yasadan ve kazanılmış haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Baba Mustafa Cankel ise, hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve Yargıtay’da kararı temyiz ettireceklerini belirterek, “Sonuna kadar gideceğiz. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracağım. Kızım için adalet istiyorum. Çocuğun yazdığı mektup ortada. Mektupta ‘Önce seni, sonra kendimi öldüreceğim.’ diyor. Tasarlayarak işlediği belli” dedi.

Haber: Cavit AKGÜN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.