İÇİMİZDEKİLER

Gazeteniz YENİGÜN’ün manşetinde yer alan bir haber üzerine her kim olursa olsun, farklı yaklaşımlar içerisinde olamaz.

Özellikle bu kentin müdavimleri olarak…

Her türlü gelişmeleri yakından takip etmeleri bağlamında…

Olayın özüne gelince…

Ülkemizi benimseyen, ilişkin olarak tercihini Türkiye’den yana kullanan herkes, öncesinde memleketi neresi olursa olsun bundan böyle bizim vatandaşımızdır.

Kısaca, nüfus cüzdanında TC yazan her kim olursa olsun, artık bizden biri olmuştur.

Bu kadar da değil.

Tercihini ülkemizden yana kullanmanın yanında, nüfus kaydını Türkiye’ye aldıranlar da otomatikman bizim vatandaşımız olmuşlardır.

Kuşkusuz artık onlar, içimizden birileridir.

Dolayısıyla klasik bir yaklaşım haline gelen aramızdaki İrlandalılar değillerdir.

***

Aslında her bir ayrıntının önemli olduğuna kuşku yoktu.

Ne de olsa aramızda bir takım farklılıklar vardı.

Bilhassa dil, din, ırk, örf ve adetler bağlamında.

Üstelik bunların her biri basitçe geçiştirilecek türden değildi.

Özellikle her birinin kendine özgü özellikleri olduğu göz önüne alınırsa…

Yanı sıra, ülkelerin simgeleri olduğu için koruyup kollayıp geleceğe taşımanın kaçınılmaz olduğu düşünülürse…

Kaldı ki, dünya genelinde yer eden ülkelerin ayrışmasında farklı simgeler oluşturdukları için baz alınan kriterler arasındaydı.

Ve daha neler var ki, ülkeleri temsilde en belirgin göstergeler olarak geçmişten günümüze yer etmektedirler.

Hem de tereddüde yer olmaksızın.

***

Bu arada, gözlenen tüm gelişmeler bağlamında bir realite daha var ki, yadsımak mümkün değil.

Hal böyle iken aksi de düşünülemez.

Yıllar boyu ülkemize gelen değişik ülke vatandaşları, bakıp gördüler Türkiye her yönüyle yaşanabilecek bir ülke.

Özellikle doğal yapısı yanında, beşeri ilişkiler bağlamında sergilenen yaklaşımlar, birçok ülkede gözlenmeyen türde.

Sonra bu kadar da değildi…

Dayanışma itibariyle dünyada örnek gösterilen ülkelerin başında geliyordu Türkiye.

“Komşun aç iken sen tok yatamazsın” meali, insanımızın rehber kabul ettiği temel yaklaşımlardan biriydi.

***

Aslında insanımızın sinesinde saklı hasletler bunlarla sınırlı değildi.

Daha birbirinin fevkinde nice dayanışma ve yardımlaşma ülküsü vardı ki, her biri bizleri ayrıcalıklı kılan ve de imrenilecek özellikler arasındaydı.

Üstelik Yüce Yaratan nezdinde kabul gören bu yaklaşımlar, geçmişten günümüze devam eden insanımıza özgü hasletlerdi.

Bu arada denebilir ki, istisnai hallere ne demeli!

Takdire şayan bu yaklaşımlar yanında, tam tersi davranışlar içerisinde olan, dolayısıyla asla tasvip edilmeyen fiillerin sahipleri var.

Hem de sayıları az buz değil.

Onlar için ne söylenir!..

Kuşkusuz, bir elin parmakları misali herkes tasvip ve takdir edilen yaklaşımları sergileyemiyor.

O nedenle bu tür olumsuzluklar sergileyenleri tasvip etmek mümkün değildir.

Dolayısıyla önemli olan, toplum çıkarları adına hareket ederek İÇİMİZDEKİLER bağlamında önemli payenin sahibi olabilmektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.