HALİKARNAS BALIKÇISI-CAVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI (1890-1973)-III-

Baba katili gibi acı bir olayın ruh dünyası içinde Bodrum’a gelen yazar, yerleştiği evi şöyle tarif eder.

 

“İki katlı, dört odalı, avlusunda kuyusu olan bir ev. Evin önünde koca bir çınar ağacı. Deniz kapının ardında. Bahçesinde asmalar, sardunyalar, ıtırlar, kadın düğmeleri… Beyazın içinde renk cümbüşü…”

 

Bodrum’a, üç yıllığına aldığı cezayı çekmek için gelen Cavat Şakir, Bodrum’u ve insanını çok sever ve buradan kopamaz. Bu dönemde ikinci evliliğini dayısının kızı Hamidiye Hanım’la yapar, bu kadın öğretmendir. Bu evlilikten Sina isimli oğulları olur. Ancak eşiyle anlaşamaz ayrılırlar. Peşine üçüncü evliliğini ise Girit göçmeni Hatice Hanım’la yapar. (Bu evlilikten İsmet, Aliye, Fuat isimli çocukları olur.) Bu dönemde “Halikarnas” mahlasını alır ve öyle anılmaya başlanır. Ancak İstiklal Mahkemesi’nden kendine bir karar ulaşır. Kararda, kalan bir buçuk yıllık cezasının İstanbul’da çekmesi istenmektedir. Bu dönemde eşi Hatice hamiledir, bu yüzden Bodrum’dan ayrılıp, İstanbul’a Büyükada’ya gelirler. Burada İsmet adını verdikleri kızı doğar. Kalan cezasını bitirince, karakola gidip cezasının bittiğine dair yazı almak ister, ama bu yazıyı kendisine ancak bir buçuk yıl sonra verirler, böylece çok sevdiği Bodrum’a bir buçuk yıl daha gecikmeli döner.

          Yazar bu ikinci dönüşünde kendine ait bir ev alır ve bunun çevresini çiçeklerle, ağaçlarla donatır. Bu yörede o zamana kadar Bodrum toprağında olmayan tohumlar getirip eker, yeni tür çiçekler yetiştirirken, farklı fidanlar dikip, ağaçlar kazandırır yöreye. Bodrum’un her kesim insanıyla görüşür. Balıkçıların yaşamlarını, öğrenir. Süngerin nasıl çıkarıldığına tanık olur. Bu dönemde Bodrum sularında ki süngerin, Yunanlı tüccarlara ucuz fiyatla satılmasını görüp üzülür. Çünkü Türkler’den ucuz fiyatla alınan süngerler, Yunanlı tüccarlar tarafından Amerikalılar’a yüksek fiyatla satılmaktadır. Bu ticari gelişme Yunanlı tüccarlara para kazardırırken, süngeri binbir zorlukla denizden çıkaran Bodrumlu denizciler zorluk içinde yaşamayı sürdürürler. Bu anlayıştan dolayı olacak ki denizden sürger çıkarma olayı, onun birçok eserinde zorlukları ve dalgıçların emeklerinin sömürülmesi anlayışıyla işlenmiştir.

          Balıkçı çok iyi bir eğitim aldığı için yöre tarihini incelemekte zorluk çekmez. Bodrum’un Antik Çağ’dan itibarenki tarihini, mitoloji ve efsanelerini, bu coğrafyanın bağrından çıkmış Turgut Reis gibi önemli denizcilerini ele alıp anlatır. Deniz kıyısında yaşayıp, denizin dilini anlamayan çok insana deniz sevgisini aşılar.

          Bu dönemde sevdiği şairlerden en fazla Oktay Rıfat’ın şiirlerine ilgi gösterir ve onun şu dizelerini ezberleyip sevdiği dostlarına okur.

 

                        “Arkasında başak kokusundan

                              Yakamozlar bırakan araba,

                              Dağ gibi demet yüklü araba.

                              Cırcır böceklerinin türküsü,

                              İçinden geçti gitti ovaya.

                              Çocukluk kırlarımı düşündüm,

                              Elma şekeri gibiydi Güneş.

                              Kala kaldı elimde, havada.

Bu Habere Yorum Yapın