EGE ADALARI’NIN ELDEN GİDİŞİ-(-VII-)

Osmanlı Devleti çağa ayak uyduramayıp, Batılı devletlerinin korkunç planlarına kurban edilip, tarih sahnesinden silinmeye çalışılırken, onun mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti, Ulu Önder Atatürk’ün, milletin önüne düşüp verdiği mücadele ile kurulmayı başardı. I.Dünya Savaşı’nı sonucu imzalanan Lozan Antlaşması’yla bağımsız devletimizi kurduk, ama kaybettiğimiz Misaki Milli sınırlarımız içinde kalan toprakları da unutmadık.

Lozan Antlaşması’yla Gökçeada, Bozcaada dışında adalar elimizden gitti. II. Dünya Savaşı’nda 10 Şubat 1947 yılında yapılan Paris Antlaşması’yla, Osmanlı’dan haksız şekilde koparılmış olan 12 Adalar silahsızlaştırılmak koşuluyla Yunanistan’a verildi. Böylece Yunanistan tek bir mermi atmadan Batılı güçler, Osmanlı’nın zayıf yıllarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilk yıllardaki durumundan istifade ederek, Ege adalarının birkaç ada dışında Yunanistana verilmesini gerçekleştirdi.

En kötüsü ise Ege’de Muğla, Aydın ve İzmir illerinin denizlerinin birkaç kilometre ötesindeki adaların Yunanistan’a verilmesi olmuştur. Yunanistan’a kilometrelerce uzak olan bu adaların verilmesinin bugün yarattığı sıkıntılar ortadadır.  Hele Antalya’nın Kaş ilçesinin 2 km uzağındaki Meis Adası’nın verilmesine ne denmelidir? Yunanistan’a 580 km uzak olan bu adaya dayanarak bugün Yunanistan, Akdeniz’de kıta sahanlığı dışında münhasır alana sahip olduğunu iddia etmekte, dünkü Haçlı devletlerinin yanına, besleme bazı Arap ülkelerini alarak, Türk Devleti’nin karşısına çıkmakta bu hakkımızdan vazgeçirmeye çalışmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuda hem haklı, hem güçlüdür. Türk devlet adamlarının bilmesi gereken Yunanistan’ın ve Batılı güçlerin, Türkler’e karşı değişmeyen stratejilerinin olmasıdır. Bu noktada yapılması gereken, milletimizi bilinçlendirmek, ordularımızı güçlü tutmaktır. Ülke sınırlarımızı korumak, hakkımız olanı kullanabilmek ancak güçle mümkündür. Bu da halkın uyanık olmasını ve ordunun modern silahlara sahip olmasını gerektirir. Bu iki unsur, güçlü ekonomi ile beslenirse hedefe varılabilir. Atılan adımlarda ve bunca devletin karşımızda yer almasına rağmen devletimizin geri adım atmaması ve kararlı duruşumuz bu güce sahip olduğumuzu göstermektedir. Artık bu noktadan sonra I. ve II. Dünya Savaşı yıllarında güçsüzdük, bunun için adalar elimizden gitti deme şansına sahip değiliz. Yapılması gereken neyse yapılmalıdır, çünkü Türk Milleti her noktada devletinin destekçisi ve arkasındadır. Bundan sonrası, devleti yönetenlerin izleyeceği politikaya kalmıştır.

Bu Habere Yorum Yapın