EFE KÜLTÜRÜ

Bir efe türküsü gelir uzaktan

Garip bir şekilde etkiler beni

Der yarıp kurtuldu nice tuzaktan

Hayrete düşürür hayatı beni

                                    Ömer Kâmil Yılmaz

İllerin de bir kaderi vardır. Muğla’nın kaderinin ne olduğunu geçmişten günümüze gözden geçirmek, düşünmek gerekir. Muğla’nın kaderi deyince öncelikle efelik akla gelir. Efelik deyince, Ege bölgesinin halkı en çok da Muğla, Aydın, Denizli illeri akla gelir. Efelik niye ortaya çıkmıştır, bu efelerin bazıları nasıl eşkıyaya dönüşmüştür veya dönüştürülmüştür, düşünmek gerekir… Hiçbir şey durup dururken ortaya çıkmaz.

Yerel baskılar ve haksızlıklara karşı ayaklanarak dağa çıkan kimselere efe veya zeybek denmiştir. Bu ilin kaderinde geçmişten günümüze böyle bir çizgi var. Geçmişten günümüze bu çizginin aslında pek de değişmediğini görmekteyiz. Herkes her şeyin farkında bu sebeple fazla söze de gerek yok gibi. Sussan gönül razı değil konuşsan şikâyet oluyor koca Fuzûlî’nin dediği gibi… Mazlum Muğla’nın makus kaderi demek gerek belki de… Bu kaderden doğan efelik kültürü ile devam edelim öyle ise. Eşkıyalık konusunu da haftaya bırakalım.

Mevcut düzendeki aksaklıklara, haksızlıklara bir başkaldırı olan, hakkı tesis etmek üzerine kurulu bir yaşam tarzı olan efelik, Ege Bölgesi için bir gururdur. Efeler, halkın saygı duyduğu, sevdiği, güvendiği karakterlerdir. Zorluklara karşı göğüs geren, düşmana karşı dik duran, canının hiçe sayarak savaşan, cesur kimseler, efe olarak bilinirler. Bu kişiler aynı zamanda yardım sever, iyi niyetli ve korkusuzdurlar. Efe karakteri, zeybektir, özü sözü birdir, onurludur, erdemlidir, yiğit ve cesurdur, hürriyete düşkündür, vatanseverdir. Efe karakteri bu özellikleri ile efelik ruhu oluşturmuştur. Bu ruh ile hareket eden efeler, halka sıkıntıları aşmak konusunda yardım ederler. Efe deyince her ne kadar er kişi akla gelse de aslında efelik bir ruhtur Ege’de, cinsiyeti yoktur. Kaldı ki kadın efeler de vardır. Aydınlı Ayşe Efe şöyle der; “Bazı kadınların içinde bir pehlivan, bazı erkeklerin içinde de korkaklıklarından dolayı bir kadın gizlidir. Kemer belindir, çizme ayağın, börk başındır. Madem ki burası bizim vatanımız, biz de bu vatanın olmalıyız”.

Efeler yaptıkları ile zaman içerisinde halk muhayyilesinde yer bulup destanlaşarak halk kahramanlarına dönüşürler. Öyle ki, halk arasında efelerin bedenine kurşun işlemeyeceğine dair efsaneler bile oluşmuştur. Yöremizde efeler adına türküler yakılmış ve söylenegelmiştir. Zeybek oyunu da efe kültürünün sembolik bir yansımasıdır. Efeler, ilimiz kültürüne doğrudan etki etmişlerdir.

Seyfullah Ayvalı; efelik kültürünün tarihin her döneminde sosyal düzenin bozulduğu, yabancılaşmanın arttığı, devletin hakimiyetini yitirdiği, haklının haksız, haksızın haklı sayıldığı, sıkıntılı ve karanlık dönemlerde kendini gösterdiğini söyler.

Sözlerini şöyle sürdürür: “Efelik kültürünü; bir yaşama biçimi, hayatı yorumlama tarzı ve toplumsal refleks olarak ele aldığımızda, karşımıza yönetim biçimlerinin, dinin, paranın, sanatın ve bilginin kullanılarak kişisel ya da sınıfsal hegemonyaların, baskıların, zulümlerin kendini gösterdiği dönemlerde asla biat etmeyen, sosyal adaletin yanında olan, bağımsızlığına düşkün bir kültür çıkar ki, bu da efeliğin ilgi ve etki alanlarının, sınırlı sebep ve olaylara dayanmadığını, açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu düşünceden hareketle Türk tarihine bakıldığında kimi zaman Dede Korkut olup, onurlu yaşamayı öneren efelik kültürü, kimi zaman da haksızlık karşısında susmamayı, onurlu bir yaşam için kahramanca mücadele etmeyi temsil eden ‘ulu kişilikler’ olarak karşımıza çıkmaktadır” der ki bu sözler efeler ve efelik kültürü için düşünüldüğünde çok doğru tespitlerdir.

Ege bölgesi ve ilimiz, efeleri ile bir efe kültürü oluşturmuştur. Bu kültürü Ömer Kâmil Yılmaz hocamızın emek ürünüMenteşe (Muğla) Yöresine Türk (Yörük) Yerleşimi- Coğrafi Ad Değişimleri Suhte Olayları-Ayanlar Çatışması ve Eşkıyalık Hareketleri (Belge-Bilgi-Yorum) adlı kitabında ayrıntılı olarak işlediğini görmekteyiz. Menteşe Belediyesi kültür yayını olarak basılan kitaba daha önce 9.06.2020 tarihinde bir tanıtım yazmıştım ancak kitabın konu içeriğinin zenginliği bir tanıtıma yetmedi. Bu sebeple zaman zaman konu içerisinde yeri geldikçe hocamızın bu değerli kitabından bahsederek tanıtımına devam edeceğim. O halde konu ile ilgili olduğu için Ömer Kâmil Hocamızın kitabındaki efeler bölümüne bakalım.

Menteşe yöresinin ünlü efelerinden, Pisili Kerimoğlu Eyüp Efe, Pisili Kerimoğlu Hüseyin Efe, Bodrumlu Kerimoğlu Ali Efe, Nebi Köylü Şeyh Mehmet Efe, Çıplak Eyüp Efe, Çıplak Hasan Efe, Bekçilerli Sami Efe, Fethiyeli Çakıroğlu Mehmet Efe, Topalların Mehmet Efe, Bozdoğanlı Sarı Zeybek, Yerkesikli Arapoğlu Emin Efe, Döğüşbelenli Çerkez Cemil Efe, Fethiyeli Sırrı Efe’den bahseden bölümleri bulunan kitapta ayrıca Menteşeli olmayan ancak yörede faaliyetleri olan Atçalı Kel Mehmet Efe, Çakırçalı Mehmet Efe Çineli Kerimoğlu, Alanyalı Molla Ahmet Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efeden de bahsedilmektedir.

Efelerin faaliyetlerini araştırmaları ışığında eski kaynakları da gözden geçirerek anlatan Ömer Kâmil Yılmaz Hocanın kitabı, zengin içeriği ile tarihi değer taşımaktadır. Ömer Kâmil Yılmaz hocamızın konu ile ilgili kendi akıcı şiirleri ile efeleri ve faaliyetlerini anlatmaya başlaması da eseri, özgün kılmaktadır. Eserin bu özelliğine örnek verecek olursak;

            Yörük Ali Kıllıoğlu

            Sana vardı oldu efe

            Mücadelen geçti zorlu

            Oldun efelere efe

Anılır adın yörede

Gezdin bir süre Çine’de

Madran’da hatta Söke’de

Hala yaşar namın efe

Efeler konusu, Muğla’ya hizmet etme isteği olanlarca bir hayli işlendi. Bu konuda emeği geçenlere minnetlerimizi sunmak gerekir. Ancak yaşanan bilinçli veya bilinçsiz çeşitli aksiliklerle, efe iken eşkıyaya dönüşmüş, kader mazlumları da var. Haftaya yine hocamız Ömer Kâmil Yılmaz’ın kitabındaki bu bölümden de bahsederek Muğla’daki eşkıyalık tarihinden bahsedeceğim. 

Yöremizde çok sayıda zeybek efe vardır, bunların bazıları unutulup gitmiştir maalesef. Halk hafızasında kalıp yakın zamana gelebilenler bu tür çalışmalarla yazıya geçirilerek unutulup gitmekten kurtulmuştur. Bu sebeple bu çalışmaları yapanları hayır ile yad etmek gerekir. İlimizin kültür ve tarihine sahip çıkan bu tür çalışmaların artması temennilerimle bitirirken Hocamızın kitabındaki ‘Tarihi Seyri İçinde Menteşe Yöresinde Yaşanmış Eşkıyalık Faaliyetleri’ bölümünün başındaki hocamızın kendi şiiri ile sözlerimizi noktalayalım;

            Sen dağların sultanısın

            Efelerin ustasısın

Ne baskınlar yedin yiğit

Yiğitlerin şahanısın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
%d blogcu bunu beğendi: