DEPREMİN MUĞLA AYAĞI

Şu sıra ülkemizin değişik bölgelerinde görülen sarsıntılar üzerine, ister istemiz yönümüzü Muğla’ya çeviriyoruz.

Sonra nasıl çevirmezsiniz?

Kent, tarihin nice dönemlerinde önemli depremlere sahne olmuş.

İl genelinde konuşlanan yerleşim birimlerinde, önemli ölçüde hasarlar meydana gelmişti.

Hem de küçümsenmeyen rakamlarda.

Dolayısıyla hayatını kaybedenler!

Özellikle 1957 yılında Fethiye’de meydana gelen depremin etkisi uzun yıllar devam etmişti.

Bir yerde bölge halkı yıllarını tedirginlik içerisinde geçirmişti.

Nasıl geçirilmesin!

O günün koşulları içerisinde 700 ev tamamen yıkılmıştı.

Neredeyse Fethiye’nin yarıdan fazlası…

Aynı depremde bir nebze olsun teselli, hayatını kaybedenler sayısının 17 kişi olmasıydı.

Elbette bir kişinin dahi ölmesi üzerdi.

Ne var ki böylesine büyük bir sarsıntı sonrasında meydana gelen depremde çok daha fazla sayıda vatandaşımız hayatını kaybedebilir.

Beraberinde daha derin acılar yaşanırdı.

                                                               ***

Dedim ya, deprem adı altında nitelendirilen sarsıntılar üzerine kayıtsız kalamıyoruz.

Kalamazsınız!

Sıradan olaylar değildi.

Hele etkisi göz önüne alınınca…

Beraberinde sadece ülkemizde değil dünyanın her kesiminde, binlerce kişinin hayatını kaybettiği düşünülürse.

Bir o kadarının yaralandığı, ilişkin olarak nice yerleşim merkezlerinin yerle bir olduğu ortada iken.

Daha bir önemlisi, insanlar üzerinde yarattığı çeşitli etkiler…

O nedenle depremler tarih boyunca, tüm canlılar üzerinde en derin etki yaratan sarsıntılar olarak yerini almıştır.

Üstelik almaya devam ediyor.

                                                                    ***

Sonra sarsıntıların yarattığı etkilerin bir sınırı olsaydı.

Ne var ki yok…

Depremlerin insanlar üzerinde yarattığı travmalar, tarih boyunca olduğu gibi günümüz koşullarında da devam ediyor.

İlişkin olarak ülkemize dönüm baktığımızda farklı bir tablo yoktu.

Nice dönemlerde Burdur, Van, Gediz, Erzincan, Fethiye olmak üzere daha birçok kentimizde meydana gelen depremlerin etkisi uzun yıllar silinmedi.

Öyle yıllara sahne olundu ki, halkın o psikolojiden kendini soyutlayamadığı görüldü..

Bu nedenle aynı süreçte, ayakta kalan evlere girmekte tereddüt edildi.

Kimileri evlere girmediği için çadırlarda yatıp kalkmayı tercih etti.

Hem de uzunca bir süre.

Bazıları da deprem olmuyor diyerek, başka kentlere göç etti.

Oysa Türkiye’nin her kesimi bir şekilde depremin etkisinde kalmaktaydı.

                                                                 ***.

Dünyada ve ülkemiz genelinde gözlenen depremler üzerine, ister istemez yaşadığımız kenti irdeliyoruz.

Her ne kadar geçmişin nice dönemlerinde depremlere sahne olsa da günümüz koşullarında durum neydi?

Elbette bu sorunun cevabını vermek, depremlerin ne zaman olacağı konusunda görüş belirtmek kolay değildir.

Buna karşın bilim adamlarının yaklaşımları, Muğla genelinde Rechter ölçeğine göre önemli şiddette depremin olmayacağı yönünde.

Kuşkusuz bu yaklaşım, bir yerde teselli kaynağı oluyor.

Bu Habere Yorum Yapın