CUMHURİYET ANITI

İnsanlık tarihi açısından nazizme karşı etkili savunması sayesinde, insanlığı bu illetten kurtaran Sovyetler Birliği, bundan çok önce de Türk Kurtuluş Savaşı’nda bize vermiş olduğu desteğe duyulan minnettarlığı simgeleyen Taksim Meydanı’nda ki Cumhuriyet Anıtı’ndan bahsedeceğim sizlere.

Osmanlı İmparatorluğunun 18.yy’dan yıkılmasına kadar biteviye Ruslar ile savaşmış hatta bu savaşların Osmanlı’nın yıkılmasına sebebiyet verdiği söylenebilir. Bu durumu Türkler aleyhine kullanan Batı (özellikle İngiltere ve Fransa ), sürekli olarak “ Rus Korkusu” ile kendi imtiyazlarını Osmanlı’ya dayatmayı başarmıştır. Hatta yeri geldikçe de Osmanlı’nın, Ruslar’ a karşı olan savaşları dış borç sağlayarak sürüp gitmesini sağlamıştır. Bu defa aynı oyun İkinci Dünya Savaşı sonrasında da sahnelenmiştir. Ancak bu defa korkunun adı “ komünizm tehlikesi “ olarak değiştirilmiş ve Türkiye ile Sovyetlerin yakınlaşmasına ve dostluk kurmasına manipülatif yollarla engellenmiştir.

Bu hikaye Sovyetler Birliği yıkılana kadar sürmüş, Türkiye kör edilerek kendini NATO’ a yılanına sarılmış vaziyette bulmuştur. Türkiye’nin bu derece Batı Emperyalizmine aşık olmasını sanırım “ Stockholm Sendromu “ ile açıklayabiliriz.

Tüm bu tarihsel geçmişin arkasında yatan ise, bugüne kadar gelen hükümetlerin tarihi doğru okuyamadığından kaynaklandığını söylemek mümkün. Ve halen tarihinden ders çıkarabilme yeteneğinden yoksun bir hükümet ile karşı karşıyayız. Belki de kendi ikballeri için ders almak istemiyor da olabilir…

İşte Taksim Cumhuriyet Anıtı , tarihi bulunduğu yerden doğru okuyabilen ve geleceği tahlil etme yeteneğine sahip iki lider (ATATÜRK ve LENİN) sayesinde, Türk-Sovyet dostluğunun bir nişanesi olarak ayakta durmaktadır.

Cumhuriyet Anıtı, 1925 yılında oluşturulan bir komisyon ile İtalyan heykelci CANONİCA’ ya sipariş edilmiş ve yapımı iki buçuk yıl sürmüştür. On bir metre yüksekliğindeki heykel, Roma’da İstanbul’a vapur ile taşınmıştır. Renkli porfirden anıtın alan düzenlemesi ve kaidesi mimar MONCERİ’ nin ürünüdür.

Anıtın, Taksim’ den Harbiye’ ye bakan cephesinde Mareşal Üniforması ile Mustafa Kemal ATATÜRK Kocatepe’ de askerler ve Türk kadınları arasında konumlandırılmış. Anıtın İstiklal Caddesi’ne bakan yönünde ise, yine başta GAZİ PAŞA, İNÖNÜ, Fevzi ÇAKMAK, arkalarında bayrak taşıyan ordu ve halk temsil edilmektedir. İşte bu yazıya konu olan iki Sovyet General; Mihail FRUNZE ve Kliment VOROŞİLOV’ un heykelleri de ATATÜRK’ ün tam arkasında yer almışlardır. Yeni Cumhuriyet, kendi savaşında onlara destek veren Sovyetler Birliğini yok saymamıştır.  Aynı zamanda bu iki Sovyet General, bizzat askerlerimiz ile cephede yer almışlardır.

Bugün halen NATO üyesi olan ülkemiz, ilk olarak İsmet İNÖNÜ ile kendine bu kadar destekte bulunan bir ülkeye sırt çevirmiştir. Sonra ondan sonra gelenler de başta NATO ve Amerika’nın sadık birer dostu olmuşlardır!

Oysa Ruslar ile Türklerin yakınlaşmasını her fırsatta engelleyen Batı İttifakı, S-400 alımı sonrası Türkiye’yi kaybetme korkusu yaşamakta sanki dediğimiz anda, mevcut iktidarda yine Amerika Sevdası kabardı.

Tarihi yanlış okumaya devam ettiğimiz, NATO’ dan ayrılmadığımız ( tabi burada NATO’dan çıkıp Ruslara teslim olmaktan bahsetmiyoruz ki asıl dış politika da bunu başarabilmektir.) takdirde gerçekten bağımsız bir ulus devlet aşamasını tamamlayamayacağımızı bilmeliyiz.

Ama bu kararları alabilmek icin, öncelikle üstümüze oturan bu köhnemiş iktidardan kurtulup, yarım bıraktırılan Cumhuriyet Devrimini tamamlayarak, sosyal, ekonomik dengeyi sağlamış bir devlet olmamız gerekliliğidir asıl beka sorunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir