Çiftçinin zor yılları

Daha 10 yıl öncesine kadar tarımda kendi kendine yetebilen 7 ülke arasında iken ne yazık ki son dönemlerde neredeyse bütün tarım ürünlerini ithal eder hale geldik. Tabi ki bu dışarıya döviz çıkması anlamına da geliyor. Yani kaşık ile biriktirdiğimizi kepçe ile veriyoruz…

Artan girdi maliyetleri, toplulaştırmada yaşanan sorunlar, çiftçi borçları, ürettiğini satamaması gibi daha bir çok sorunlar sarmalı içinde olan çiftçinin ensesinde bir de ‘ithalat’ bozası pişiyor!

 Çiftçilerin ürünleri değer bulmuyor ancak ne yazık ki üretici de pahalıya ürün almak zorunda kalıyor. Tarımda uygulanan yanlış politikalar çiftçiyi üretemez hale getirdi ve tarım bitme noktasına doğru gidiyor. Tarımla ilgili sorunlar kat kat arttı. Çiftçi ve besici açısından ortaya çıkan sorunlara kalıcı çözümler üretecek bir gelişme göremiyorum.

Tarım ve üretimin olmazsa olmazı yerli tohumlarımız her geçen gün devre dışı bırakılırken, üretici de hibrit tohumlar üretin uluslararası şirketlerin kucağına ve insafına itiliyor.

 O kadar üniversitemiz var, üniversitelerimizde laboratuvarlarımız var; neden kendi tohumumuzu   daha çok geliştirmiyoruz? Neden gübre üretimimiz yeterli değil. Tohum ithal, gübre ithal, ilaç ithal, tarımsal ürünlerin büyük çoğunluğu ithal. Pekiyi bu nasıl millilik?” 

Gübre fiyatlarının son 8 ayda neredeyse iki katına çıktı.  İlaç, mazot ve tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarının da sürekli artıyor.

Hala sürdürülebilir bir tarım politikamız yok. Hadi geçtim ulusal ve kalıcı milli bir tarım politikasının oluşturulmasını, en azından çiftçinin çözüm bekleyen acil sorunları daha fazla vakit kaybetmeden ortadan kaldırılmalı buna yönelik uygulama ve çözümler hayata geçirilmeli. Üretici nefes almalı. Eğer üreticinin nefesi kesilirse bütün bir ülke olarak bizim nefesimiz kesilir!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.