Kararın ardından yöre köylülerinin “Biz nereye gideceğiz?” sorusunu gündeme getirdiği, acele kamulaştırmanın yalnızca doğayı değil, yaşam alanlarını da tehdit ettiği ifade edildi.
“Acele kamulaştırma şirketlerin lehine kullanılıyor”
CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Av. Remzi Kazmaz, kamulaştırma kararının hukuki gerekçelerden yoksun olduğunu belirterek sürecin iptal edilmesi gerektiğini savundu.
Kazmaz, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine göre acele kamulaştırmanın; savaş, seferberlik, doğal afet ve kamu düzenini derhal tehdit eden olağanüstü durumlarda başvurulabilecek istisnai bir yöntem olduğunu hatırlattı.
Kazmaz, bu istisnai yöntemin şirketlerin lehine kullanılmasının düşündürücü olduğuna dikkat çekerek, “Bu karar, hukuki bir zorunluluktan çok siyasal ve ekonomik tercihlere dayanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Kamu yararı somutlaştırılmadı”
Kazmaz, Danıştay’ın yerleşik kararlarında acele kamulaştırma için; Gerçek ve somut bir kamu yararının bulunması, ivediliğin açıkça ortaya konulması, olağan kamulaştırma usulünün neden yetersiz kaldığının gerekçelendirilmesi şartlarının arandığını vurguladı.
Akbelen’deki 679 parsel için alınan kararın bu şartları karşılamadığını savunan Kazmaz, kamu yararı kavramının şirket menfaatleriyle özdeşleştirilemeyeceğini belirtti. Bölge halkının yararı, tarımsal üretimin korunması, su kaynaklarının sürdürülebilirliği ve ekosistem bütünlüğü açısından herhangi bir kamusal gerekliliğin ortaya konulmadığını dile getirdi.
AYM ve Danıştay içtihatlarına atıf
Kazmaz, Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet hakkı ve çevre hakkına ilişkin içtihatlarında ölçülülük, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinin altını çizdiğini hatırlattı.
Acele kamulaştırma kararında; Müdahalenin zorunlu olduğunun ispatlanmadığını, daha hafif bir aracın neden tercih edilmediğinin açıklanmadığını, telafisi imkânsız çevresel zararların göz ardı edildiğini İfade eden Kazmaz, bu yönüyle işlemin Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ile 56. maddesindeki çevre hakkını ihlal ettiğini ileri sürdü.
Kazmaz, söz konusu işlemi “hukuken yok hükmünde” olarak nitelendirdi.
“Hem toprağa hem hukuka sahip çıkmalıyız”
Akbelen’de verilen mücadelenin yalnızca toprağı, ormanı ve zeytinlikleri değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü de ilgilendirdiğini söyleyen Kazmaz, şu ifadeleri kullandı: “Ormana, toprağa, zeytine, suya sahip çıkarak yaşam alanlarımızı koruyorsak; hukuka sahip çıkarak hukuk devletini de korumalıyız.”
Kazmaz, Akbelen’de 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararının derhal geri çekilmesi çağrısında bulundu.
Bu haber 43 kez okundu.
