Bitkisel üretim ve hayvancılıkta hedefler

Ülkemiz büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık açısından elverişli bir ülke. Bazı bölgelerimiz büyükbaş hayvancılık için son derece elverişli bir iklim ve coğrafyaya uygun iken, Muğla’nın da yer aldığı Ege Bölgesi ve Akdeniz bölgesi ise büyükbaş hayvancılığın yanında küçükbaş hayvancılık için elverişli bölgelerimiz.

Hayvancılıkta herkesin malumu; çayır ve meraların yanısıra kabı ve kesif yem üretimi ve kullanımı da büyük önem taşımaktadır.

Son yıllarda gerek girdilerin yüksekliği gerekse canlı ve karkas et ithalatında dolayı hayvan üreticilerinin çok zor dönemlerden geçtiği de bir gerçek.

Et ve et ürünlerinde de dışa ihtiyaçtan kurtulmak için hayvan varlığı sayımızın artmasının yanında verimin de yükseltilmesi gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi için de olmazsa olmazımız yem ihtiyacının karşılanması. Önümüzdeki yıllarda küçükbaş hayvan sayısının 90 milyona çıkarılması planlanıyor ilgili kurumlarca.

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB)  verilerine göre;  Toplam küçükbaş hayvan sayısının Haziran 2020 itibarıyla 42 milyon 713 bini koyun, 12 milyon 351 bini keçi olmak üzere 55 milyon 64 bine, büyükbaş hayvan sayısının 18 milyon 426 bini sığır, 189 bini manda olmak üzere 18 milyon 615 bine yükseldiği görülüyor.

Bu durumda, hayvancılıkta çok kullanılan arpa, mısır, ayçiçeği, soya,

yonca, fiğ, hayvan pancarı, şeker pancarı, yemlik buğday, çavdar, yulaf, kaplıca, darı, kuşyemi, mahlut, tritikale, sorgum, yemlik bakla, kolza, pamuk çiğidi, korunga, üçgül üretimi yetmez.

Bu ülkenin hayvancılığını geliştirmesi, yemde dışa bağımlılığı yok

etmesi için kaba yem ve yem sanayinde kullanılan bitkisel ürünlerin

üretimini en az ikiye katlaması lazım. Bunun başka yolu yok.

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Başkanı Nihat Çelik, bu doğrultuda yapılması gerekenleri şu şekilde özetliyor: “Çiftçinin en büyük sorununun önemli oranda ithal girdiye dayalı kesif yem fiyatlarının dövizdeki artışa bağlı olarak yükselmesi olduğunu bildiren Çelik, bu durumun yetiştiriciyi sıkıntıya soktuğunu, yem maliyetlerini düşürmek için çayır ve meraların büyük önem taşıdığının unutulmaması gerektiğini vurguladı. Çelik açıklamasını, “en ucuz besi kaynağı çayır ve meralar. Bu potansiyelden yeterince yararlanamıyoruz. Çayır ve meraları ıslah etmeli, ot verimini artırmalıyız. Meraları ve çayırları korumalı, amacı dışında kullanılmasına müsaade etmemeliyiz. Münavebeli otlatma ile çayır ve meralardan daha verimli yararlanmalıyız. 15,8 milyon hektarı bulan, tarım alanı, orman ve mera olarak kullanılmayan alanları hayvancılığa kazandırmalıyız. Hala sulamaya açılmamış 1,9 milyon hektar alanı sulamaya açmalı ve bu alanlarda yem olarak kullanılan tahılların, yağlı tohumların ve yem bitkilerinin ekimini desteklemeli ve teşvik etmeliyiz. 3,4 milyon hektarı bulan nadas alanlarında kuruya ekim yöntemlerini geliştirmeli ve toprakları boş bırakmamalıyız”

Sayın Çelik’e katılmamak mümkün değil.

Eğer hayvancılık açısından son derece elverişli olan ülkemizde hayvan varlığımızı, verimliliğimizi artırmak istiyorsak bu çalışmaları tarım sektörü ile doğru orantılı olarak yürütmek zorundayız. Üreticilerimize daha fazla desteklemeler verilmeli, yerli ırklarımızın ıslah çalışmalarına ise artırarak devam etmeliyiz.

Bilindiği gibi 2020 yılında birbiri ardına sıkıntılar, felaketler yaşadık yaşamaya da devam ediyoruz. İnşallah sayılı günler sonra gelecek olan 2021 yılının bütün sıkıntıların atlatıldığı, güzelliklerin yaşandığı bir yıl olması dileğimle bütün üreticilerimize bereketli bir yeni yıl diliyorum şimdiden.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.