BİR ÇOCUK BİN ÇOCUK-2

Bir çocuğun temsil ettiği en az bin çocuktur, belki de daha fazlası, bütünüdür. Bu anlayış ile çocuk eğitimi üzerine eğilirsek çocuk yetiştirmenin önemini daha iyi idrak ederiz. Örneğin; çocuk ve resim, çocuk ve müzik, çocuk ve şiir dolayısıyla kitap, çocuk ve spor birbirine çok yakışır. Çocuklar böyle çok yönlü gelişirler.

Güzel sanatlar ile çocuğun bağı mutlaka kurulmalıdır. Güzel sanatların bütün şubeleri, çocukları geliştirecektir. Güzel sanatlar içerisinde yer alan edebiyat, şiir ve bunların yer aldığı kitaplar çocuğun gelişiminde çok önemlidir. Bu önem üzere düşünürken şöyle bir konuşmaya tanık oldum. Ben spor yaparım, müzik dinlerim, yürüyüş yaparım diye sayıyor, birisi. Karşısındaki ben çok okurum, sen okur musun diye soruyor, bu kişiye. Diğer kişi okumam, benim aklım bana yeter diyor. Ve ekliyor, başkalarının fikri beni ilgilendirmez, diye. İlginç kırk yıl düşünsem aklıma gelmez, bu soruya böyle bir cevap verilebileceği. İnsan, sormak istiyor. Okuyan aklı kıt olduğu için mi okuyor veya kendi fikri, kendine yetmediği için mi, okuyor diye. Okumaya ve kitaba karşı algıda, tutumda problemler var gördüğünüz gibi.

Çocukları küçükten itibaren bu konularda farkındalıkla yetiştirmeliyiz. İlkokul öğretmeni çok önemli. Hatta bu kişi, kitap yazarlarının kitap yazarak adeta “Ben, yazarım. Kitap çıkarttım, hadi gelin okuyun” dediğini söylüyor. Bu da hiç akla gelmeyecek bir düşünce. Şahsen ben, kitaplarımı ne yazarken ne de bastırırken hiç böyle bir düşüncem olmadı. Zaten basalım talebi, yayınevlerinden geldi. Kitap satışından hiç para almadım. Mesleğe ilk başladığımdan beri 25 yıl geçmiş, o gün bugündür hep kamuoyuna faydalı olacaksa ne mutlu, anlayışındayım.

Yukarıda anlattığım karşılıklı konuşmadaki gibi, okuma farkındalığı oluşturma ve geliştirme noktasındaki eksiklikler, çocuklar küçükken tespit edilmeli ve çözüm odaklı hamleler yapılmalı. Yoksa geç kalınacaktır. Yazar adı üstünde yazar. Yazma amacı, kamuoyuna sunmadır, kamuoyunun yazılanlardan bir şeyler çıkartabilmesi ve toplumun eksiklerini görüp gidermesinde farkındalık oluşturmaktır, burada fayda esası güdülür.

Kitapların özellikle çocukları, çocukluktan itibaren geliştireceği konusunda farkındalığımızı arttırması, hususu önemlidir. Çocukluktan itibaren dengeli ve sağlıklı bir ortamda, olması gereken imkanlar sunularak büyüyen çocuk, büyüyünce de dengeli ve sağlıklı olacaktır. Böyle yetişen bir çocuk durup dururken kasıtlı ve bilinçli mağduriyetler yaratmayacaktır. Bilirsiniz o yüzden psikologlar, çocukluğa inerler tedavi için. Tabii hasta olan psikoloğa giderse ne ala, ama genellikle gerçek hasta hiçbir zaman gitmez, denir. Gerçek hastaların hasta ettikleri gider psikoloğa derler hep, duymuşsunuzdur.

Çocuk saflığı ve temizliğine sahip kişi nereden ne çıkarsam da mağduriyet yaratsam diye asla düşünmez, yapıcı tavırlıdır. Toplumun asıl ihtiyacı olan kişiler, bu tip kişilerdir. Israrla yanlışı sürdürmek, yanlışı savunmak, yanlışa katkı yapmak telafisi imkansız, çok büyük hatalar yaratır. Bir gün bu tuhaflıklara göz yumanlar, kendileri de yara almaya başladıklarında inanın çok geç olacaktır çünkü toplumlardaki bozulma ve yozlaşmalar virüs gibi yayılır. Bu nedenle çocukların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yetişme hakları çok önemlidir. Bu önemden hareketle “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”mızda her çocuğun sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşaması ve çok yönlü gelişmesi dilekleri ile “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”mız kutlu olsun. (Devam edecek.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.