BEKAMIZ

Asrın Lideri Erdoğan, Moskova’ ya gitmeden önce “Türkiye’nin bekası Şam’dan başlar, Şam Rejimi düşmeden askeri operasyonlar devam edecek, şehitler tepesi zinhar boş kalmayacak” dedi, Rusya’da Şam Rejiminin adı Suriye Arap Cumhuriyeti oldu, bir de Suriye’ nin toprak bütünlüğünün korunacağı taahhüt edildi. Ama ülkeye döner dönmez nasıl zafer elde edildiği, şehitlerin hesabının bile çoktan unutulduğu bir hava esmeye başladı. Anlayacağınız yine aynı hikaye yine aynı Erdoğan.

Bu yaşananlardan artık toplumun büyük bir kısmı sıkıldı ve artık bu ülkenin itibarlı şekilde yönetilmesi gerektiğini düşünmekte. Devlet geleneğini olmayan bir yapı ortaya çıkaran bu kıytırık hükümet sisteminin artık anayasayı ihlalde bir dayanak olması durumu ortaya çıktı. Bir gün ak dediğine ertesi gün kara diyen bu sözde devlet aklı, kendi keyfi çıkarları ile ülkeyi yönetmekte. Erdoğan ve olmayan hükümet üyelerine tepki göstermeyi ise sanki devlete düşmanlık eylemi gibi gösterip kendilerini devlet sanmakta. Ancak bilinmelidir ki hukukun, adaletin olmadığı yerde ne devlet vardır ne de demokrasi. Zaten demokrasi kelimesini ağza almak hak getire, doğrudan hain olarak adlandırılma olasılığı mevcut.

Kendi çalıp, kendi oynayan bu iktidar anlayışı peki, neden demokratik değerleri, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünün dile getiren görüşleri terörist ve hain olarak yaftalamakta? Hangi meşru kaynağa dayanarak Gazi Meclisi ilga edebilmekte? Unutmayın ki Yüce ve Gazi Meclisimiz tarihte ilk defa bu iktidar döneminde bombalanmıştır! Hele bunu bir de kendi savaş uçaklarımızla gerçekleştirmişlerdir.

Tüm siyasi rezilliklerin müsebbibi iktidar ise tüm bu yaşananların üstünü örtmek için ortaya bir anda “BEKA” sorunumuz olduğu ortaya attı. Vay efendim tüm dünya bir araya gelmiş Türkiye’yi yıkmaya çalışıyorlarmış! Ama ne hikmetse bizi yıkmaya çalışan bu dış güçlerin kim olduğunu şuana kadar bilen yok varsa beri gelsin. Eğer bizi yıkmaya çalışan başta ABD ve Batı ise neden askeri ve ekonomik yardım beklenmekte bu aktörlerden diye sormazlar mı adama? Tabi haklısınız kuşatılmış medyada bu soruları sormaya cesaret edecek bırakın gazeteciyi adam kaldı mı?

Emin olabilirsiniz ki bu dünyadaki hiçbir güç, hiçbir ülkenin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmak için çalışmamakta. Zaten bu iktidar zihniyeti sayesinde ülke onarılmaz şekilde iki karşıt cepheye bölünmedi mi? En çok ağzında milli birlik ve beraberlik söylemini düşürmeyenler değil mi kendileri dışındakilere “hain”, “terörist” vs. diyen?

Türkiye’nin potansiyel gücünü her geçen gün azaltan bu iktidar, artık ülkemize olan ciddiyetsiz bakışa neden olmaktadır. Bir sabah uyanıp oy maksimizasyonu için gerekirse Şam’a yürürüz deyip, Putin ile görüştükten sonra Suriye Arap Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünden yanayız demek ciddiyetsiz bir devlet yönetimi olduğunu göstermekte. Yine bir gün savaşa hayır demenin yasak ilan edilip, Moskova dönüşü yaşasın barış demek ağır psikolojik sorunlar içermekte. Ve artık bu yaşananlar akıl sağlığı yerinde olan insanlarında yıpranmasına neden olmakta.

Güçlü Devlet ya dediğini yapar, ya da yapamayacağını söylemez. Ha, bunun tersini yaparsanız da artık sizi kimse ciddiye almaz.

Gelelim Erdoğan giderse bu ülke bölünür söylemine. Efendim, kimler kimler gitti, kimler kimler ahirete göç etti de bu yer küre bir milim yerinden oynamadı. Madem ki demokratik bir ülkede yaşıyoruz Erdoğan da gider Ahmet de gider Mehmet de gider.

Yoksa iktidar yandaşlarının bildiği, bizim bilmediğimiz doğaüstü ve olağanüstü güçlere mi sahip Erdoğan?

Bu Habere Yorum Yapın