BAŞÖĞRETMEN

Atatürk’ü gençlerin istikbalinde, Mehmetçiğin gözlerinde, çocukların avuçlarında görürüz… Atatürk ben olur, sen olur, o olur, biz olur, siz olur, onlar olur. Atatürk düşünceleriyle her yerde vücut bulur. Yeter ki görülmek, duyulmak istensin.

Başöğretmen Atatürk savaştan yeni çıkmış, kurtuluş mücadelesini başarı ile sonuçlandırmış bir milletin baş öğreticisidir elbet. Bir milletin yeniden dirilişinin adımlarını, dirliğinin sağlamlaştırılmasının temellerini atmıştır. Harf inkılabı ile okuma yazmada kolaylığı getirmiş işlek bir alfabe ile okuma yazma seferberliği ilan etmiştir. Bu çalışmaları yerinde, denetlemiş milletin başöğretmeni olmuştur.

8 Kasım 1928 tarihinde halka yeni alfabeyi öğretmek için faaliyete geçirilen Millet Mekteplerinin başöğretmeni ilan edilmiştir. Millet Mektepleri, yurtta “Maarif Bayramı” olarak kutlanan 1 Ocak 1929’da açılmıştır. Bu mektepler toplumda çok düşük olan okur yazarlığı arttırmak amaçlı açılmıştır. Atatürk’ün bir milletin kurtuluş mücadelesindeki makus kaderinin ancak okur yazarlıkla değişebileceğine inancı tamdır. Eğitim seferberliğinin başladığı ilk yılda yirmi binden fazla derslik açılmış ve yaklaşık altı yüz bin kişi okuma yazma öğrenerek okur yazar olmuştur.

Kurtuluş mücadelesi bitip inkılaplarla ülke bayındır hale getirilmeye çalışılırken bir gazeteci kendisine “Yurdu kurtardınız. Şimdi ne yapmak istersiniz?” diye sormuş. Atatürk hemen “Türk kültürünü hep yükseltmeye çalışmak en büyük amacım” diye, cevap vermiştir.

Atatürk hangi ile giderse gitsin, mutlaka bir okula uğrar, öğretmen ve öğrencilerle konuşur hatta derslere katılırdı. İşte bu günlerden birinde Atatürk, köyde tek sınıflı bir okulda genç bir öğretmenin dersine gider, Atatürk sınıfa girince, öğretmen kürsüsünü terk eder. Atatürk, “Yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz, lütfen. Eğer izin verirseniz, sizin bilgilerinizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman, Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir” der, işte görüldüğü üzere bunu diyecek kadar da mütevazidir.

Atatürk’ün Matematik dersine ilgisi ve bu konudaki zekası herkes tarafından bilinmektedir. Geometri kitabı yazacak derecede iyi matematik bilir, okullara gittiğinde matematik derslerine katılır. Hatta kendisi de bizzat dersi anlatır zaman zaman.

1931 yılında Türk Tarih Kurumunu, 1932 yılında Türk Dil Kurumunu açmıştır. Bu kurumlar kültürel bakımdan toplumsal ilerlemeleri sağlamak üzere açılmışlardır. Çağdaşlaşma yolunda pek çok inkılap yapılmıştır.

Atatürk’ü anlamak demek işte bu yapılanların ileriye götürülmesi demek, Atatürk’ü anlamak demek önce vatan demek, Atatürk’ü anlamak demek yurtta barış dünyada barış demek, Atatürk’ü anlamak demek her geçen gün kendini daha iyi yetiştirmek demek, Atatürk’ü anlamak demek vakti faydalı işlerle geçirmek demek, Atatürk’ü anlamak demek yapılan her işte hakkaniyeti gözetmek demek. Bu listeyi uzatmak mümkün elbet fakat en önemlileri bunlar zannımca.

Bazı borçlar vardır, ödenmez çünkü ödenemez. Bu cennet vatanı bizlere armağan eden Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan bu borçlar ancak ülkenin bayındırlığının her geçen gün artması ile hafifleyebilir ama ödenemez. Cahit Külebi’nin Atatürk’e sana borçluyuz dediği, Atatürk Kurtuluş Savaşında başlıklı şiirinden şu mısraları paylaşalım:

Sana borçluyuz ta derinden!

Işığısın bu yurdun.

Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,

Çünkü Cumhuriyetimizi sen kurdun.

Hürriyeti sen yaydın içimize,

Halkçıyız dedin halk içinden,

İnançta hür yetiştirdin bizi,

Borçluyuz sana ta derinden!

Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,

Bu milleti temiz ellerin.

Sana borçluyuz ta derinden

En büyüğü Mustafa Kemallerin!

Milletimizin başöğretmeni Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle pek çok vasfı yanında başöğretmenimiz olarak rahmet, minnet ve şükran duygularımızla bir kez daha analım. Bu vatanın, vatan olmasında emeği olan bütün öğretmenlerimizin ve dahi ebediyete intikal etmiş bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarız. Nicelerine erişmek temennileri ile eyvallah.

Bu Habere Yorum Yapın