BAŞKA ÇARE KALMAYINCA

Şu sıra Milli Eğitim Bakanlığının aldığı bir karar üzerine söylenecek söz yok.

Kaldı ki olamaz da…

Tüm dünyanın 1,5 senenin üzerinde bir süreçte Covid-19 olarak nitelendirilen CORONAVİRÜS’le başı dertteydi.

Ne yapılsa ne edilse de henüz insanlığı teskin eden somut bir gelişme sağlanamamıştı.

Her ne kadar Çin ve ABD dahil bir kısım Avrupa Kıtasında konuşlanan bazı ülkeler tarafından Covid-19’la ilgili ümitli olmayı öngören çalışmalardan sonuç alındığı vurgulansa da, dünya sağlık örgütü tarafından tescillenmemişti.

Hal böyle olunca bunca zamandır tüm gözler, ümitli olmayı öngören bir çalışmanın sonucuna çevrilmiş durumda.

Şayet, gerçekten Covid-19’un etkisini giderecek bir gelişme ise eğitim kurumları olmak üzere dünya rahat bir nefes alacaktır.

Aksi takdirde bunca zamandır süren tedirginlik devam edip gidecek demektir.

***

İşte, dünya gündeminde yer eden ve önemli ölçüde tedirginlik yaratan olayın en büyük etkisi, vurguladığım gibi eğitim ve öğretim üzerinde olduğuna kuşku yoktu.

Hem de okul öncesinden başlamak üzere, ilköğretim, orta öğretim birinci ve ikinci kademe ile birlikte yükseköğretim kurumları da aynı şekilde etkilenmişti.

Sonra nasıl etkilenilmesin?

Aradan geçen bunca süre içerisinde söz konusu eğitim ve öğretim yuvaları, olması gerektiği şekilde işlevlerini sürdüremediler.

Dolayısıyla her bir kurumun tek beklentisi, söz konusu virüsün biran önce eksini kaybedip insanlığın yakasından düşmesiydi.

Ancak böyle bir durumda, kurum ve kuruluşlarla birlikte eğitim yuvaları derin bir nefes alabilirdi.

Aksi halde, aradan geçen bunca süreçte gözlendiği gibi belirsizlik ve de tedirginlik sürüp giderdi.

Bu nedenle isteniyor ki tüm dünyayı etkisi altına alan ve de önemli sayıda insanın ölümüne neden olan Covid-19, artık insanlığın yakasından düşsün.

Kaldı ki düşmeli de…

Aksi halde hiç kimsede, ruhen ve fiziki olarak dayanacak güç kalmadı.

***

Dedim ya CORONAVİRÜS’ün önemli etki yarattığı kurumların başında eğitim ve öğretim yuvaları geliyordu.

Dolayısıyla somut adımlar atılmalıydı.

Öyle bir yol izlenmeliydi ki, öğretmenler ve tüm öğrenciler en iyi şekilde korunsunlar.

Bunun üzerine bilindiği gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “kademeli normalleşme” adı altında bir takım kararların alınmasını sağlıyor.

Bu karar sonrasında Muğla’da ilkokul ve ana sınıflar, haftanın 2 gününde yüz yüze eğitime başlıyor.

Tabi öngörülen maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarını yerine getirmek koşuluyla.

Görüldüğü üzere bunca süre sonrasında arkadaşlarıyla ancak bir araya gelen öğrenciler son derece mutluydular.

***

Peki, içinde bulunduğumuz süreçte Muğla genelinde eğitim-öğretim kurumlarında nasıl bir tablo vardı?

Konuya ilişkin Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, il genelinde 322 ilkokulda 48 bin 238 öğrenci ile aynı okulların bünyesinde konuşlanan anasınıflarında 8 bin 886 öğrenci yüz yüze eğitime geçiyor.

Ortaokul ve liselerde ise 7 Haziran’dan itibaren haftada 2 gün yüz yüze eğitim gerçekleştirilecek.

Ülke genelinde öğrenciler 2020-2021 eğitim-öğretim yılı karnelerini 18 Haziran’dan itibaren alabilecekler.

İsteyen öğrenciler de 2 Temmuz’a kadar okullardaki telafi programına katılabilecekler.

Görünen o ki şartlar gereği BAŞKA ÇARE KALMAYINCA öğrencilerin mağdur olmaması için her türlü destek sağlanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.