BALDIRI ÇIPLAKLAR: “Sans-Culottes”

Yıl 1788, XVI. Louis, Fransa’nın savaş ve saray harcamalarının giderek artması sonucu halka yüklemiş olduğu ağır vergilerden kaynaklanan mali krizden kaynaklı tepkiler karşısında 175 yıldır toplanmayan “ Etats Generaux “ yani halk meclisini toplanmaya çağırır.

Kral Louis ve Kraliçe meşhur Marie Antoinette, Fransa’da ne olup bittiğinden bihaber şekilde Versailles Sarayı’ nda günleri gün etmekteydiler. Marie Antoinette’ nin “ ekmek bulamıyorlar ise diye başlayan hikayeyi hepimiz biliriz. Ondan daha vahimi ise “ Fransız Devriminin” ayak sesi olan Bastille Hapishanesi baskını ve yangının olduğu gün av tutkunu olan XVI. Louis’ in av partisine yapılmadığı için o günü günlüğüne şöyle yazar; “ çok sıkıcı bir gündü ve hiçbir şey olmadı”.  Kralın günlüğüne bunu yazması bile halktan ne kadar kopuk olduğunun en net ispatıdır.

5 Mayıs 1789’ da toplanan Halk Meclisinin o günkü yapısı; 578’ i burjuvadan, 270’ i Fransız Soylularından, 291’ i de ruhban sınıfından oluşmakta idi. Oturumun başlaması ile kişi başı oylama dahil her teklifi reddeden krala karşı burjuva bu meclisi yok sayıp ilk önce 17 Haziran’da Ulusal Meclisi ilan edip, 9 Temmuz’ da da bu meclisi Ulusal Kurucu Meclis olarak adlandırıp yeni anayasa yapma sürecini başlatır. Böylece burjuva kendi devrimini gerçekleştirmiş olur.

Ancak halk kitleleri bu gelişmelere karşın kralın bir karşı saldırı hazırlığı içinde olduğu izlenimine kapılması ile Paris ayaklanıp, Eski Rejim’in en önemli simgesi olan Bastille Hapishanesi’ni ele geçirip yakar ve meşhur Fransız Devrimi’nin filizi ateşlenir.

İşte Paris’te ki ve daha sonra diğer kentlerdeki devrimci halk kesimi, özellikle o dönemin Fransa’sında soyluların kullandıkları dizlere kadar bacakları saran “ culotte “ yerine bol pantolon giydikleri için “ sans-culotte” yani culotte’suzlar şeklinde adlandırılmıştır. Türkçe’ ye genellikle “baldırı çıplaklar” olarak tercüme edilen bu sözcük öbeği bugün hala otorite karşısında ezilen yoksul halk kesimleri için kullanılmaktadır. O dönemde de bu deyim soylulara karşı, görgüsüz, sıradan küçük burjuva ve taşralı tacirler için kullanılmıştır.

Zamanla zenginleşen burjuva ise bu sefer ortadan kaldırdığı soyluların yerine kendini koyup bu deyimi işçi ve köylü halk kesimi için yeniden tanımlamıştır. Ki bu sefer 1848 Paris Komünü ayaklanması ile bu baldırı çıplaklar burjuvaya karşı ayaklanmıştır.

Günümüzde halen olumsuz anlamda kullanılan bu sözcük öbeği halen kimilerinin ağzındadır.

Ama unutmayalım ki bu “baldırı çıplaklar”ın emeği iledir bizim donsuz kalmamamız…

Günün Sözü;

“ Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hattâ bu kadar tehlikeli mi olmalı idi? “ …

SABAHATTİN ALİ

Bu Habere Yorum Yapın