Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Akyaka’nın Ruhu Yangın Yönetmeliğine mi Kurban Edilecek?

Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği, yeni Yangın Yönetmeliği’nin Nail Çakırhan mirası olan tescilli ahşap mimariye zarar vermemesi için bilimsel koruma yöntemlerinin esas alınacağı ortak bir komisyon kurulması çağrısında bulundu.

Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği, yeni Yangın Yönetmeliği'nin Nail Çakırhan mirası

Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği, Yeni Yangın Yönetmeliği uygulamasının Ağahan Mimarlık Ödülü Sahibi Nail Çakırhan’nın mirası olan Akyaka Evleri Ahşap Tavan İşçiliği’ne ve kültürel dokuya  zarar vereceğine dikkat çekerken, bu konuda çözüm üretmek için yetkilileri göreve çağırdı.

Dernek yönetimi, bu kültürel mirasın zarar görmeden kurulacak bir komisyon marifetiyle, “alternatif ve bilimsel koruma yöntemleri” üzerine kapsamlı bir diyalog başlatılmasının acil bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği, Yeni Yangın Yönetmeliği uygulamalarının Akyaka Mimarisine zarar vereceğini ileri sürdü. Dernek tarafından yapılan açıklamada yönetmilik doğrultusunda yapılacak olan binalardaki değişiklikleri, Ağahan Mimarlık ödülü sahibi Nail Çakırhan’ın mirası olan Akyaka Evleri Ahşap Tavan İşçiliği üzerinde tahribat yaratacağı belirtilerek, çözüm üretmek için yetkilileri göreve çağırıldı.

Açıklamada; “Muğla’nın Ula ilçesine bağlı, Azmak Nehri’nin dingin sularıyla çevrili cennet köşesi Akyaka, sadece doğal güzellikleriyle değil, karakteristik mimarisiyle de ziyaretçilerini büyülüyor. Burada, çoğu yöreye özgü ahşap işçiliğinin ve geleneksel tasarımın izlerini taşıyan evler, bir ismin vizyonuyla hayat buldu: Nail Çakırhan. Çağdaş Türk mimarisinde geleneksel unsurları yeniden canlandıran öncü bir isim olan Çakırhan, Akyaka’da taş, ahşap ve sakin tonların uyumunu yansıtan, rüzgârı ve güneşi içine alan, yerel malzemelerle inşa edilmiş bir mimari dil oluşturdu. Bu evlerin en dikkat çeken özelliklerinden biri ise, Muğla ve Yöresi’nin adeta kimlik kartı olan, geometrik ve bitkisel desenlerle bezenmiş, ince işçilikli ahşap tavanlarıdır.

Ancak son dönemde, özellikle Akyaka’daki ve Muğla genelindeki bu geleneksel mimariye sahip otelleri ve işletmeleri zor bir ikilemin ortasına iten bir uygulama gündemde: Yangın Yönetmeliği gereği, bu eşsiz ahşap tavan işçiliklerinin sökülmesi veya alçıpan gibi yanmaz malzemelerle kaplanması.

“KÜLTÜREL DOKUYA İHANET” İTİRAZI

Otel işletmecileri, mimarlar ve kültür mirası savunucuları, bu uygulamayı “kültürel dokunun katledilmesi” ve “Nail Çakırhan’ın mirasına ihanet” olarak nitelendiriyor. Yöreye özgü bu estetik ve sanatsal değeri yüksek ahşap işçiliğinin, sırf “yangın tehlikesi” gerekçesiyle yok edilmesini eleştiriyorlar. Her bir tavanın, ustaların el emeği, göz nuru ve asırlık bir kültürün yansıması olduğunu vurguluyorlar. Bu tavanların sökülmesinin, binanın ruhunu ve yöreye ait kimliğini yok etmek anlamına geldiğini ifade ediyorlar.” Denildi.

Dernek tarafından ortaya konulacak alternatif çözüm ise, “Ateşe Dirençli (Yangına Dayanıklı) Ahşap çözümleri ”nin  dünyadaki uygulamaları örnek gösterilerek şu şekilde ifade edildi:

“Peki, gerçekten güvenlik ile kültürel mirasın korunması arasında bir seçim yapmak zorunda mıyız? Uzmanlara göre hayır. Dünyanın pek çok ülkesinde, tarihi binalarda ve otellerde ahşap korunarak yangın güvenliği sağlanıyor. İşte dünyadan ve teknolojiden çözüm örnekleri: Ateşe Dirençli Boyalar : Bu özel boyalar ve emprenye solüsyonları, yangın anında genleşerek ahşabın üzerinde köpüksü, izole edici bir katman oluşturur. Bu katman, ahşabın yanma hızını dramatik şekilde yavaşlatır, yangının yayılmasını geciktirir ve itfaiyeye müdahale için kritik zaman kazandırır. Özellikle tarihi yapılarda yaygın olarak kullanılan bu yöntemle, ahşap görünümü ve dokusu korunurken, yangına karşı direnç önemli ölçüde artırılır.

Ahşabın Isıl İşlem ve Modifikasyonu da yeni yapılacak yapılarda tavan işçiliği için düşünülebilir. Fakat bu işlem sonrası tavan işçiliği yapılabilir mi ,bu uzmanlık konusu.

Dünyadan Somut Örneklere Bakarsak Norveç, Oslo – Oslo Opera Binasında modern ahşap yapılarda ateşe dirençli ahşap kaplamalar ve boyalar kullanılmaktadır.

 Japonyada deprem ve yangın riskine karşı geliştirilen özel emprenye teknikleriyle ahşap, yüzyıllardır kullanılmaktadır. Tarihi tapınakların restorasyonunda bu tür teknolojiler ön plandadır.

 ABD’de tarihi bölgelerdeki (örn: New Orleans’taki French Quarter) ahşap binalarda, yangın yönetmelikleri sıkı olsa da, orijinal ahşap elemanlar yangına dayanıklı hale getirilmiş kaplamalarla veya özel boyalarla korunmaktadır.

Avrupa’nın Birçok Şehri: Prag, Viyana, Zürih gibi şehirlerdeki tarihi ahşap kirişli binalar, modern yangın güvenlik sistemleri (sprinkler, detektör) ve yanmazlaştırıcı kimyasallarla donatılarak korunmaktadır.

Sonuç olarak; Muğla’nın ve Akyaka’nın karakterini oluşturan bu eşsiz tavan işçiliklerini yok etmek, turizmin çekiciliğine de darbe vurmak anlamına geliyor. Konaklamak için gelen yerli ve yabancı turistler, otantik ve geleneksel dokuyu deneyimlemek istiyor. Standart bir alçıpan tavan, bu deneyimi ve beklentiyi tamamen ortadan kaldırıyor.”

“KÜLTÜREL MİRAS YOK EDİLMEDEN, TEKNOLOJİ VE AKILLA KORUNMALIDIR”

Bu kültürel mirasın yok edilmemesi gerektiği vurgulanan açıklamada şu öneri ve görüşler ortaya konuldu:  “Yetkililerden, otel işletmecilerinden, yangın güvenliği uzmanlarından, mimarlardan ve koruma kurullarından oluşacak bir komisyon marifetiyle, “alternatif ve bilimsel koruma yöntemleri” üzerine kapsamlı bir diyalog başlatılması acil bir ihtiyaç. Nail Çakırhan’ın, doğayla uyumu ve yerel mirası önceleyen vizyonu, bugün bu mirası korumak için bize yol gösteriyor. Güvenlik şarttır, ancak kültürel kimliği yok ederek değil; onu teknoloji ve akılla koruyarak sağlanmalıdır.

Bu ahşap tavanlar sadece birer yapı elemanı değil, birer sanat eseri ve geçmişin nefes aldığı yerlerdir. Onları boyayla değil, bilgi ve sorumlulukla korumanın zamanıdır.  Nail Çakırhan’ı anmak yetmez, değerli mirasını korumak gerekir.

Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği olarak bu tavanların güzel örneklerinden birinde varlığımızı sürdürmekteyiz. Bu konuda çözüm üretmek için yetkilileri acil olarak göreve davet ediyoruz.”

Bu haber 122 kez okundu.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa'da görevli genç doktor Zeynep Sude Taş, İstanbul'daki evinde
Sıradaki Haber Evinde ölü bulunan Datçalı doktor toprağa verildi