Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen ormanına yapılmak istenen kömür madenine karşı açılan davada Mart ayında yapılan bilirkişi keşfinin raporu Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne sunuldu. Raporda bilirkişi heyetinden dört uzman, maden faaliyeti sonucunda söz konusu ormanın ve var olan ekosistemin, geri dönüşü olmayacak şekilde ortadan kalkacağını söylerken, bilirkişilerden ikisi, ‘termik santrale kömür gerektiği’ görüşünü bildirdi.
Milas!a bağlı İkizköy’de Akbelen Ormanı’na, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ’ye ait iki termik santrale kömür sağlamak amacıyla yapılmak istenen kömür madeni sahasına karşı İkizköylülerin mücadelesi sürüyor.
İkizköylüler tarafından projeye karşı açılan dava sürerken geçtiğimiz 1 Mart’ta bilirkişi keşfi yapılmıştı.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ), Dokuz Eylül Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nden gelen yedi uzman akademisyen tarafından yapılan incelemeler sonucu hazırlanan rapor, Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne sunuldu.
“İŞLEMİN İPTAL İSTEMİ UYGUNDUR”
Raporda projenin biyoloji disiplini çerçevesinde değerlendirilmesinde “Alanda yürütülecek maden faaliyeti sonucunda şüphesiz ki söz konusu orman ve içerisinde var olan ekosistem geri dönüşümü olmayacak şekilde ortadan kalkacaktır. Tüm bilimsel veriler ışığında alan değerlendirildiğinde davaya konu yürütülmesi planlan faaliyetlerin haritada gösterilen doğal orman alanını olumsuz yönde etkileyeceği dolayısıyla Bu nedenlerden dolayı Davacı tarafından Muğla ili, Milas ilçesi, İkizköy Mahallesi sınırları dahilindeki orman sahası için Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi adına maden açık işletme izni verilmesine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından işleminin iptali isteminin ‘Botanik uzmanı açısından uygun olduğu görüşümü belirtirim’ denildi.
“SAHADAKİ KÖMÜRÜN ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ İÇİN KULLANILMASI ÖNCELİKTİR”
Öte yandan projenin maden mühendisliği disiplini çerçevesinde yapılan değerlendirme de ise şu ifadeler kullanıldı:
“..Bu veriler ışığında elektrik arzının sağlanmasında orta vadede Termik Santrallerinin kullanımı önem arz etmektedir. Yerli linyite dayalı çalışan termik santraller linyit havzalarının bulunduğu alanlara yakın bölgelerde inşa edilirler. Aynı zamanda yakma teknolojileri yakın havzada bulunan kömürün özellikleri temel alınarak dizayn edilir. Özellikle günümüzdeki enerji dar boğazı ve enerji ihtiyacının karşılanması konusundaki öncelikler göz önünde bulundurulduğunda dava konusu sahadaki kömürün elektrik enerjisi üretimi için kullanılması önceliktir. Yapılan üretim esnası ve sonrasında doğaya kazandırma çalışmalarının da eş güdüm içerisinde sürdürülmesi gerekliliği de bulunmaktadır.”
Mahkemenin “Maden işletme izni verilen sahanın yakın mesafesinde madencilik faaliyeti sebebiyle olumsuz etkilenecek olan orman alanının bulunup bulunmadığı, ekonomik ve sosyal risklerinin, çevresel etkilerinin neler olduğu” sorusuna ise bilirkişi raporunda şu cevap verildi:
“Açık ocak kömür madencilik faaliyeti sırasında ocak alanının genişleyeceği, alanın ormansızlaşacağı, ocak alanı ile izne konu orman alanı arasındaki tarım alanlarının zarar göreceği madencilik faaliyetleri nedeniyle önemli düzeyde toz emisyonunun oluşacağı,
-Kesilecek ağaçlar ile birlikte ormansızlaşacağı, orman toprağının ve mineral toprağın bu sebeple erozyona açık hale geleceği yaban hayatının sürekliliği açısından ekolojik koridor olarak muhafaza edilmesi zaruriyeti ve rehabilitasyon çalışmaları ile mevcut orman yapısının tekrar geri getirilmesinin mümkün olmadığı, madencilik faaliyetleri nedeniyle önemli düzeyde ormanlık alanın ve orman ekosistem bütünlüğünün zarar göreceği,
-Davaya konu yürütülmesi planlan faaliyetlerin haritada gösterilen doğal orman alanını olumsuz yönde etkileyeceği, doğal alanlarla bağlantısı devam eden davaya konu orman alanı bu habitat bütünlüğünün korunması açısından son derece önem arz etmektedir. Bilhassa yörede çıkan orman yangınları alan da ve yakın çevresinde bulunan hayvan türlerinin barınma, üreme ve beslenme faaliyetlerinin devamlılığı açısından bu doğal ormanları kullanıyor olmaları sebebiyle önem arz ettiği, alanda yürütülecek maden faaliyeti sonucunda söz konusu orman ve içerisinde var olan ekosistem geri dönüşümü olmayacak şekilde ortadan kalkacağı,
-Yeraltı sularının yüzeye boşalması, bölgeye düşen mevsimsel yağışın yüzeysel akışa geçmesi su baskınlarının oluşmasına, bölgede bulunan yerleşik alanların ve tarımsal alanların olumsuz yönde etkilenmesine neden olacağı,
-Hidrojeolojik açıdan, Milas hava limanına su sağlayan kuyuların akiferi temel kayalardan sağlanmakta olduğu, Kömür üretiminin bu kuyuları etkilemesinin beklenmediği…”

İKİZKÖYLÜLERİN AVUKATI RAPORA İTİRAZ ETTİ
İkizköylülerin avukatlarından Arif Ali Cangı ise bilirkişi raporuna itiraz etti.
Canfı itiraz dilekçesinde şu ifadeleri kullandı:
“Heyetten 4 uzmanlık alanın değerlendirmelerine göre ve ihtiyat ilkesi gereği işlem hukuka aykırıdır; Bilirkişi heyetinde yer alan 7 uzmanlık alanından, Harita Mühendisliği alanının dava konusu işlemin esasına ilişkin bir değerlendirme yapması söz konusu olmadığından, onun dışındaki 6 uzmanlık alanından 4’ü dava konusu işlemin yaratacağı ekolojik yıkımı tespit etmişlerdir. Diğer 2 uzmanlık alanının tespit ve değerlendirmelerine ilişkin itirazlarımızı aşağıda sunacağız.
“AYKIRI GÖRÜŞLERİNİN İŞLEMİN HUKUKA AYKIRILIĞINI ORTADAN KALDIRAMAZ”
Bu 2 uzmanlığın değerlendirmelerini kabul anlamına gelmemekle birlikte onların dışında kalan 4 uzmanlığın idari işlemin hukuka aykırılığını ortaya koymuş olmasının idari işlemin iptali için yeterli olduğu açıktır. Zira, idarenin işlem, Çevre, Biyoloji, Orman, Hidrojeoloji bilimi bakımından uygun değilse bunun yalnızca çıkarılacak madenin yakılacağı termik santralın yararlarına yoğunlaşmış olan jeoloji ve maden mühendisliği uzmanlıklarının aykırı görüşlerinin işlemin hukuka aykırılığını ortadan kaldıramaz.
“4 BİLİRKİŞİNİN DEĞERLENDİRMELERİ DAVA KONUSU İŞLEMİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU AÇIKÇA GÖSTERMEKTEDİR”
Diğer yandan çevre hukukunun temel ilkelerinden olan ihtiyat ilkesi gereğince heyetteki 4 bilirkişinin tespit ve değerlendirmeleri dava konusu işlemin, bilimsel olarak hukuka aykırı olduğunu açıkça göstermektedir.
“BİLİRKİŞİ RAPORUNUN YENİDEN DÜZENLENMESİNİ TALEP EDİYORUZ”
Bilirkişi Heyeti Raporundaki Biyoloji, Orman, Çevre ve Hidrojeoloji Disiplinleri çerçevesinde yapılan belirleme ve değerlendirmelerle dava konusu işlemin uygulanmasının geri dönüşü olmayacak ekolojik yıkıma yol açacağı bilimsel olarak kanıtlandığına göre, başka bir araştırmaya gerek kalmadan dava konusu işlemin yürütülmesinin devamına, dosyanın tekemmül ettirilerek, yapılacak duruşma sonrasında iptaline Eldeki bilirkişi raporu ile işlemin hukuka aykırı olduğuna dair sayın Mahkemenizde halen kanaat oluşmamış ise davacı taraf olarak hukuki dinlenme hakkımızın gereği olarak, bilirkişi raporunun; açıklamalarımız, taleplerimiz ve itirazlarımız doğrultusunda yeniden düzenlenmesine karar verilmesini talep ediyoruz.”


Haber :Esma Turan
Bu haber 10 kez okundu.
