DOLAR 8,86151.13%
EURO 10,40200.75%
ALTIN 499,081,69
BITCOIN 372751-3,41%
Muğla
20°

PARÇALI AZ BULUTLU

19:06

AKŞAM'A KALAN SÜRE

  • Hamburger Menü 1
  • Hamburger Menü 2
  • Hamburger Menü 3
  • Hamburger Menü 4
  • Hamburger Menü 5
  • Hamburger Menü 6
  • Hamburger Menü 7
blank
blank
Afganistan, Ulus Devlet ve Günümüz Tehditleri
55 okunma

Afganistan, Ulus Devlet ve Günümüz Tehditleri

ABONE OL
Eylül 24, 2021 12:33
Afganistan, Ulus Devlet ve Günümüz Tehditleri
blank
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Afganistan’da yıllardır devam eden çatışmaların bir şekilde Taliban zaferiyle sonuçlanması ve nihayetinde ortaya çıkan insanlık dışı uygulamalar çokça konuşulan meselelerden biri haline geldi. Dolayısıyla birçok tarihçi, gazeteci, muhabir, yazar ve siyaset bilimci tarafından ülkemizin kurucu değerlerine tekrar tekrar atıf yapıldı. Özellikle simgeleşmiş bir isim olarak Mustafa Kemal Atatürk’e ve ulus devlet teamüllerine yönelik olumlamalar arttı.

Afganistan’ın uluslaşma süreci Türkiye’nin bağımsızlık savaşı verdiği yıllara denk gelmekteydi. Amanullah Han’ın öncülüğünde Hindistan’a karşı bir bağımsızlık meşalesi yakılmış ve ulus devlet modeli baz alınarak bir strateji çizilmişti. Bu sırada Türk-Alman iş birliğinden de yararlanıldı ve sonrasında Afgan-İngiliz Savaşı başladı. Bu savaş sonucunda 8 Ağustos 1919 tarihinde “Ravalpindi Ateşkesi” ve 22 Kasım 1921 tarihinde “Kâbil Antlaşması” imzalandı. Bu anlaşmalar nihayetinde Afganistan bağımsızlığını kazandı. Bu dönemde Amannullah Han ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de iyi ilişkiler içerisinde olduğu bilinmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu iyi ilişki kurmasındaki temel etmen ise ortak sistem geçişi idi. Ulus devlet sisteminin dünyada geçerli hale geliyor olması ve bu sisteme geçemeyen toplulukların yok olma tehlikesi geçireceği endişesi sisteme geçiş yapan ülkeleri ve buna liderlik eden politika yapıcılarını da birbirine yakınlaştırdı. Üstelik ulus devletleşmeyi başaramamış toplulukların kurduğu yönetimler dış müdahalelere de açık hale geleceklerdi.

Bugüne bakıldığında ise Afganistan’ın uluslaşma sürecini devam ettirememesi, bu süreçte başarısız olması bölgede yaşanan sorunların başlıca nedeni haline geldi. Buraya kadar bir çoğumuzun bildiği bu siyasi tarihi anlatmamdaki temel sebep dünya siyasetini iyi okumanın milletlerin geleceğini nasıl şekillendirdiğini göstermek açısındandı. Bugün pek çok dış politika uzmanının ana konusu olan Afganistan meselesinin temelinde yatan en gözle görülür sorun olarak bunu bir yana koyduktan sona buradan nasıl bir ders çıkaracağımız konusuna eğilmek gerektiği kanaatindeyim.

Bugün postmodern bir geçiş yaşanan her gün yeni icatların yapıldığı bilgi çağında elbet yönetim sistemleri ve sorunlar da değişiklik göstermektedir. Bundan bir yüz yıl sonrasını daha hesap etmek eskisine göre çok zor olsa da günümüzde üretilen bilgi ve gelecek öngörüsü de eskisine nazaran oldukça fazla. Uluslararası İlişkilerde son dönemlerde yaşanan en önemli dönüşümler güvenlik alanında gerçekleşti. Bugün ulus devletlerin karşılaştıkları tehditler eskisine göre farklılaştı. Bu farklılaşma gerek kullanılan araçlarda gerekse de tehditlerin sınırları aşmasına göre oluştu. Her ne kadar sınırlar önemini korumaya devam etse de sınır aşan sorunların başlıca sorunları olan terörizm, kaçakçılık, yasa dışı ve kontrolsüz göç meseleleri dış politika yapıcılarının ve güvenlik çalışanlarının öncelik vermesi gereken konular olarak karşımıza çıktı. Bugün sadece sınırlarda değil aynı zamanda çok başka topraklar üzerinde güvenlik (?) oluşturmaya çalışan bir zihniyetin bundan öte, sınırlarından içeriye girmiş olan tehditlere öncelik vermesi daha yerinde olacaktır. Güncel tehditleri yakalayamamak ve sürekli olarak birincil güvenlik konuları üzerinden ve başka topraklar üzerinden güvenlik arayışı içerisine girmek hem ekonomik hem de güvenlik zafiyeti oluşturabilecek güvenlik ararken tehdit üreten bir ülke konumuna gelmemizin nedeni olabilecek bir politikadır.

Vurguladığım sorunların yanında küresel ekonomi krizinden, yönetim krizinden ve küresel ısınma krizinden kaynaklı olarak günden güne dünyada çözümsüzlüğe giden yasa dışı göçmen, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, doğal afetlerde artış ve terörizm gibi yükselen tehditlerin siyasi partiler tarafından popüler bir yaklaşım olarak kullanılması da durumun ciddiye alınmadığını göstermektedir

Uluslararası İlişkiler, güvenlik ve tehdit çalışmalarına bakıldığında dünyaca kabul görmüş çalışmalarda düşük politikalar olarak adlandırılan; uluslararası terörizm, durumsal determinizm, çevre sorunları ve iklim krizi, cinsiyet hareketleri, uluslararası göç hareketleri, uluslararası uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi konular olduğu görülmektedir. Ülkemizin coğrafi durumu göz önüne alındığında bu konulardan en çok muzdarip olacak ülkelerden biri olduğumuz ve gelecekte daha fazla da sorunlar yaşayacağımız açıkça görülebilir. Gerek coğrafi konumumuz ve ülkemizin 90’lardan itibaren maruz kaldığı sistematik terör karşısında; özellikle terör örgütü PKK’nın sınırlarımızda her türlü kaçakçılıkla olan ilişkisi kamuoyu tarafından da bilinmektedir. Askeri anlamda bir şekilde mücadele edilen PKK’yla aynı zamanda kaçakçılık konusunda da mücadele edilmeli ve yasa dışı olarak giren göçmenlerin kaçakçılık yapmak için örgütlenmelerinin önüne geçilmelidir.

Yine az önce bahsettiğim üzere coğrafi konumuzun ve yönetim tarafından izlenen politikalar sebebi ile had safhada yabancının bulunduğu Türkiye’de, bu küresel tehditlere karşı eğer önlem alınmazsa tehditler büyüyerek günbegün bizleri daha da sıkıştıracaktır. Ulus devletin geçerliliğini koruduğu yeni ve onun kadar güçlü bir yapının hale daha ortaya çıkmadığı günümüzde yeni dönem güvenlik çalışmalarını takip etmek yüz sene sonrasını olmasa bile 3 yıl 5 yıl sonramızı görebilmemizi sağlayacaktır. Bu yeni tehditlere oldukça açık olan Türkiye’nin ise bulunduğu coğrafyada, ulus devlet özelliğini kaybetmemesi için yeni politikalar üretmesi zorunluluk haline gelmiştir. Bu bağlamda konu ile ilgilenen akademisyenlerin, STK’ların gerek muhalefetteki gerek iktidardaki siyasi partilerin konuyla ilgili araştırma merkezleri ve komisyonlar kurmaları gerekmektedir. Bugün yazımızın başında da ele aldığımız üzere sistemin iyi okunması ve buna göre sistem içerisinde kendi çıkarlarımızı koruyabilmemiz oldukça önemlidir. Oldukça yakın coğrafyalarımızda yaşanan yapı bozumlar sonucunda gerek Suriye gerek Irak’ta yaşananlar ortadayken yeni tehditler karşısında güvenlik konusuna ciddiyetle eğilinmesi gerekir.  

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP