Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüz yılı aşan hafızasında çok kavga vardır.
Ama o kavgaların çoğu fikir içindir.
Memleket içindir.
Halk içindir.
Cumhuriyet içindir.
Çünkü CHP’nin kültürü, kişisel hesaplaşmaların değil; siyasal mücadelenin kültürüdür.
Bugün yaşanan tartışmaya baktığımızda ise insan ister istemez şunu soruyor:
Ortada gerçekten örgütsel bir mesele mi var,
yoksa şahsi bir kırgınlığın büyütülmüş hali mi?
Bir cenaze…
Yani siyasetin susması gereken yer.
Acının önüne hiçbir makamın geçemeyeceği bir an.
Orada yaşanan hadise ne?
İki insan arasında yaşanan bir gerilim.
Hepsi bu.
Ben de oradaydım.
İl Sekreteri Egemen Balaban geldi, insanlarla tokalaşmaya başladı. Sıra Mahmut Bişen’e geldiğinde Mahmut Bişen elini uzatmadı. Ardından Egemen Bey, “Ben il sekreteriyim, kim olduğumu biliyor musun?” diye sordu. Cevap ise, Muğlalıların sosyo kültürel ve günlük hayatında sıkça kullanıldığı ironi ile karışk bir tabir ile “Sen iç güveysisin!” oldu.
Ne örgüte saldırı vardır,
ne partiye operasyon,
ne de kamuoyuna anlatıldığı gibi büyük bir siyasal kriz.
İki kişi arasında yaşanan şahsi bir gerilim.
Ama sonra ne oldu?
Bir anda kurumsal açıklamalar…
Sosyal medya baskıları…
İlçe örgütlerinden destek mesajı beklentileri…
Ve mesele büyütüldü de büyütüldü.
İşte tam burada durmak gerekiyor.
Cumhuriyet Halk Partisi,
kişisel egoların arkasına saklanılacak bir yapı değildir.
Bu parti;
- Sürgünler gördü,
- Kapatıldı,
- Yöneticileri öldürüldü,
- Milletvekilleri hapse atıldı,
- Cumhurbaşkanı adayı halen tutuklu!
Ama bütün bunlara rağmen ayakta kaldı.
Neden?
Çünkü CHP’nin mayasında örgüt kültürü vardır.
Örgüt kültürü ne değildir biliyor musunuz?
Bir kişinin şahsi meselesini,
partinin meselesi gibi sunmak değildir.
Makamı, kişisel tartışmalarda kalkan yapmak değildir.
Parti kimliğini, bireysel kırgınlıkların üzerine örtmek değildir.
Bugün insanlar geçinemiyor.
Emekli ay sonunu getiremiyor.
Gençler umutsuz.
Ekonomi çökmüş durumda.
Muğla’da çevre talanı konuşuluyor.
Göcek koyları tartışılıyor.
Sakar operasyonları büyüyor.
Muhalefetin görevi nedir?
İktidarla mücadele etmek mi,
yoksa birbirine açıklama yetiştirmek mi?
Asıl tehlike de budur:
Siyaset, halktan kopup kişisel ilişkilere sıkıştığında küçülür.
Bugün vatandaşın görmek istediği şey;
birbirine sosyal medya bildirisi yazan yöneticiler değil,
halkın sorunlarına ses çıkaran bir örgüttür.
Eleştiri başka şeydir.
Provokasyon başka.
Ama her eleştiriyi “örgüte saldırı” diye sunarsanız,
bir süre sonra gerçek saldırıları da anlatamaz hale gelirsiniz.
Çünkü siyasette en tehlikeli şeylerden biri ölçü kaybıdır.
CHP’nin gerçek gücü,
makamlardan değil, örgüt ahlakından gelir.
O ahlakın içinde;
- Alçakgönüllülük vardır
- Dayanışma vardır
- Siyasi olgunluk vardır
Ama en önemlisi, kişisel hırsları partinin önüne koymamak vardır.
Bugün en çok hatırlanması gereken söz ise binlerce yıl önce Kuzey Amerika yerlilerince söylenmiştir.
“Düşmanımı cesur ve ahlaklı yap; eğer onu yenersem utanç duymayayım.”
Çünkü siyasette asıl mesele,
kavga etmek değil;
o kavganın ahlakını koruyabilmektir.

YORUMLAR