Kazmaz, TBMM’de kabul edilen madencilik düzenlemelerinin ardından Muğla ve ilçelerinin yoğun bir ruhsat baskısı altına girdiğini belirterek, özellikle Akbelen Ormanı çevresindeki İkizköy, Çamköy, Karacahisar ve Karacaköy’de yaşayan yurttaşların acele kamulaştırma kararlarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Açıklamada, bu sürecin bölge halkını topraklarından ve geçim kaynaklarından koparma riski taşıdığı vurgulandı.
“AKBELEN BİR SEMBOLDÜR”
Akbelen’de yaşananların yalnızca birkaç ağacın kesilmesi meselesi olmadığını belirten Kazmaz, bölgenin yıllardır yaşam alanlarını savunan köylülerin mücadelesinin simgesi hâline geldiğini söyledi.
Kazmaz, tartışmanın temelinde şu başlıkların yer aldığını ifade etti:
-Zeytinliklerin korunması,
-Yeraltı su kaynaklarının tükenmemesi,
-Tarım ve hayvancılığın devamlılığının sağlanması,
-Anayasa’nın 56. maddesiyle güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkının korunması.
Zeytinin bölge için yalnızca bir tarım ürünü değil; kültür, emek ve geçim kaynağı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, suyun ise tüm canlılar için vazgeçilmez ortak bir yaşam hakkı olduğu vurgulandı.
“KAMU YARARI NEREDEDİR?”
Acele kamulaştırma kararı kapsamında yüzlerce parsel için işlem tesis edildiğini hatırlatan Kazmaz, bu sürecin hukuki dayanağı ve kamu yararı açısından sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
Açıklamada şu sorular gündeme getirildi:
-679 parsel hakkında acele kamulaştırma yapılmasında hangi üstün kamu yararı bulunmaktadır?
-Zeytinliklerin kesilmesi, kömür çıkarılması ve yeraltı su kaynaklarının zarar görmesi kimin yararınadır?
-Köylünün geçim kaynağı olan toprağı ve zeytinliği hangi gerekçeyle elinden alınmaktadır?
-Bu işlemler, Anayasa’nın mülkiyet hakkını ve çevre hakkını koruyan hükümleriyle nasıl bağdaştırılacaktır?
Kazmaz, acele kamulaştırmanın istisnai ve olağanüstü durumlarda başvurulabilecek bir yöntem olduğunu belirterek, doğal afet, savaş ya da acil kamu hizmeti gibi zorunlu hâller dışında kullanılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını ifade etti. Kömür çıkarımı için köylülerin yaşam alanlarının ortadan kaldırılmasının kamu yararı kavramını zedelediğini savundu.
“Yaşam alanları ve geçim kaynakları risk altında”
Bölgede yaşayan yurttaşların en büyük kaygısının, topraklarını kaybettiklerinde nasıl geçinecekleri ve nerede yaşayacakları olduğunu belirten Kazmaz, acele kamulaştırma kararlarının sosyal ve ekonomik sonuçlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.
Açıklamada, köylülerin toprağı, suyu ve zeytinliği olmadan yaşamlarını sürdüremeyecekleri vurgulanarak, bu kararların yalnızca birkaç yerleşimi değil, Muğla’nın doğal kaynaklarını ve geleceğini doğrudan ilgilendirdiği ifade edildi.
“SİYASETİN AMACI KAMU YARARIDIR”
Kazmaz, siyasetin temel amacının halkın mutluluğu, kamu yararı ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakmak olduğunu belirterek, Akbelen’deki sürecin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Muğla’daki gelişmelerin yalnızca bir çevre meselesi değil; suyun, toprağın, zeytinin ve yaşam hakkının korunmasıyla ilgili daha geniş bir toplumsal konu olduğunu ifade eden Kazmaz, yaşam alanlarına yönelik müdahalelere karşı demokratik ve hukuki zeminde mücadelenin süreceğini söyledi.
Bu haber 29 kez okundu.
