Çetin; “Bugün yaşadığımız süreç yöneticilerin eğitimdeki beceriksizliğinin neticesidir. Esas sorulması gerekenler acaba kaç öğrenci sıfır çekti ? Acaba kaç öğrenci okuluna aç olarak gitti? Olmalıdır. Varlıklı ailelerin çocukları özel dershanelere özel okullara giderek dar gelirli ailelerin çocuklarına göre sisteme 5-0 önde başlıyor. Anayasının fırsat eşitliği böylelikle de zedelenmiş oluyor. Belli okulları savunup başkalarını tasfiye etmekte asla kimsenin haddine olmamalıdır. Eğitim eşitliği çatısı altında tüm öğrenciler bizimdir, bütün okullar bizim okullarımızdır. Ortaya atılan iddialar ile ilgili şunu belirtmek isteriz ki mülakat mağdurlarını gördük, torpili gördük, adam kayırmayı gördük, pek çok haksızlığı gördük. Bu sebeple bir çok soru işareti doğuyor. Ama burada bilinmesi gerekiyor ki esas mağdur olan öğrenciler ve velilerdir. İnsanların zihnindeki şaibeyi, kuşkuyu gidermek iktidarın görevi olmalıdır. Yapmamız gereken şey insanların mağduriyetini giderip, kimsenin töhmet altında kalmayacağı bir ortamı ortaya koymaktır.” Dedi.
Gençliğin sorunlarına da değinen Çetin; “Gençlerimiz gelecekten umutsuz, yetişmiş beyin göçü gerçekleşiyor. Ülkede 10 milyon bağımlı kişi var, ülkede sanal bahis, kumar furyası hat safhada, emniyet teşkilatlarında her üç günde bir intihar vakası duyuluyor. aile yılı ilan edilmişti ama son bir yılda 568 bin kişi evlendi lakin 187 bin kişi boşandı. Ülkemizde asayiş sorunları, ekonomik ve sosyal krizler gibi artan sosyal buhranlar var. Bunların bir sebebi de eğitimdeki piskolojik desteğin yetersiz olmasıdır. PDR norm kadro yönetmeliği acilen revize edilip hayata geçirilmelidir . Her okula öğrenci sayısına bakılmaksızın bir rehber uzman atanması gerekmektedir. Bugün bu gençlerimiz aile bakanlığı bünyesinde asgari ücretten daha az bir maaş ile çalışmaktadır. Bu acı tablo maalesef okullarımızı olumsuz etkilemektedir. Biran önce bu hususa dair tedbirin alınması verilen sözlerin yerine getirilmesi ülke geleceği için daha hayırlı olacaktır. “ diye konuştu.
Türkiye’nin içinde bulunduğu çevre sorunları ile ilgili olarakta konuşan Çetin, şu ifadelere yer verdi: “ 86 milyon vatandaşın 51 milyonu yoksulluk sınırının altında yaşıyor. İcra iflas dosyası olan 23 milyon vatandaşımız var. Ülke gelirinin %20 si faize gidiyor. Ülkede yüz yıllık birikim, şeker fabrikaları, demir çelik fabrikaları, PETKİM, TÜPRAŞ gibi dev tesisler, iletişim sektörü, bankalar, borsa, stratejik tesisler, limanlar, köprüler, hastahaneler, havaalanları, hepsi birbir satıldı. Öyle bir noktaya geldikki satacak birşey kalmadı. Ülkede emeklinin hali perişan. Dünya bir ateş çemberinde. işte tamda bu zaman içerisinde 18 Temmuz 2025 günü TBMM de bir yasa görüşülüyor. Peki bu yasanın tamda meclis tatile girerken çıkmasını kimler istiyor? Sermaye grupları istiyor, enerji baronları istiyor, para babaları istiyor, küresel şirketler istiyor. Getirilen iklim kanununun iklimle doğayla çevreyle falan alakası yok. İklim düzenlemesini dert ettikleri için değil piyasa düzenlemesini dert ettikleri için bu konuyu getirdiler. Çevre kaygısıyla değil baronlara söz verdikleri için getirdiler. Türkiye yi fosil yakıt bağımlılığından kurtarmak için değil Türkiye nin enerji lobilerine bağımlılığını artırmak için getirdiler. Asıl amaç çevreyi falan korumak değil asıl amaç küresel şirketlerin ve sanayileşmiş devletlerin menfaatini korumaktır. Biz bu iklim kanununda yokuz.. biz bu dayatmaya bu oldu bittiye karşıyız. Sonuna kadar da karşı çıkacağız.”
