Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Kıran, Sarnıç, Akbük ve Kuyucak kırsal mahallelerinde, SİT alanı uygulamasına sığınılarak ‘kaçak’ gerekçesiyle 160 eve, yıkım kararı geldi. Kış kapıaya dayanmışken vatandaşlar evlerinin yıkılmasına isyan ediyor. Vatan Partisi Muğla İl Başkanı Av. Emre Aykın da, yine mağdur olan vatandaşların yanında yer aldı. Av. Aykın, “Kanunsuz emir uygulanmaz. Belediye Başkanlığı kanunsuz emrin tetikçisi değil, Anayasal hakların koruyucusu olmalıdır. Belediye, yıllardır gözünün önündeki yapıları kışın ortasında yıkarak halkına zulmetmektedir.” dedi.

Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Kıran, Sarnıç, Akbük ve Kuyucak kırsal mahallelerinde vatandaşların evleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın talimatıyla Menteşe Belediyesi ekipleri tarafından yıkılıyor.
Evleri yıkılan çok sayıda vatandaş; “Biz bu soğukta kışta ne yaparız. Evlerimizi yıkmayın” diye yetkililere seslendiler.
EKİPLER YIKIM İÇİN MAHALLELERE GİTTİ
Tüm yapıların belediyenin bilgisi ve gözetimi dahilinde uzun yıllar var olduğunu belirten vatandaşlar, kaçak yapı yapmadıklarını imar barışından yararlandıklarını belirttiler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı talimatıyla Menteşe Belediyesi’nden söz konusu mahallelere gelen ekipler, köylünün yıllardır yaşadığı, atadan kalma köy evlerini yıkmak istedi.
BELEDİYE VİNÇLERİ KÖYE DAYANDI, KÖYLÜLER VİNÇLERİN ÖNÜNDE DURDU
Akbük’te bir ev yıkıldı. Vatan Partisi Muğla İl Başkanı Av. Emre Aykın ve İl Sekreteri Emincan Polat da dün o Mahallelerdeydiler.
YIKIMI İKİNCİ KEZ DURDURDULAR
Köylülerin görüşmeleri ve Vatan Partisi yöneticilerinin görüşmeleri yıkımı ikinci kez durdurdu.

AYKIN “KANUNSUZ EMİR UYGULANMAZ”
Vatan Partisi yöneticileri, köye gitmeden önce Menteşe Belediyesi’ne giderek dilekçe verdiler, yıkımların Anayasa ihlali olacağını, derhal durdurulmasını istediler. Av. Emre Aykın, “Kanunsuz emir uygulanmaz. Belediye Başkanlığı kanunsuz emrin tetikçisi değil, Anayasal hakların koruyucusu olmalıdır. Menteşe halkı, hakları için her türlü zulme direnen bir belediyeyi hak etmektedir. Belediyenin görevi, halkına barınma hakkı tanımak ve yaşama hakkına öncülük etmektir. Belediye, yıllardır gözünün önündeki yapıları kışın ortasında yıkarak halkına zulmetmektedir. Kepçelerle yıkım tehdidi oluşturacağınıza, kanunsuz planlara dayanan alt ölçekli planları ortadan kaldırın.” dedi.
Menteşe Belediyesi’ne verilen dilekçede şunlar ifadeler belirtildi;
“Bölge halkı ile görüşülerek anlaşma yoluna gidilmeli. Halkın barınma ve üretim ihtiyaçları korunmalı. Bakanlık talimatına karşı halka öncülük edilerek haklarının korunması yolunda görüşülmesi, yapı kayıt belgesi mağdurlarının durumlarının görüşülmesi ve sorunların çözümü için bağlı bulunduğunuz ve Meclis’te söz sahibi partiniz aracılığı ile konunun Meclis gündemine getirilmesine, Belediye Meclisi’nde de görüşülerek, Anayasamız ve yurttaş temel hak ve özgürlükleri huzurunda gereğine karar verilmesini diliyoruz.
‘ÜRETİCİ DEPOLARI YIKILIYOR’
“TBMM’de gündeme getirilen ‘yapı kayıt mağdurlarının sorunlarının yasa düzenlemesi ile giderilmesi’ konusunun çözümlenmesi halinde yıkılan yerler hakkında telafisi imkânsız zararlar doğacaktır. Yıkılan binalar içinde, engelli yurttaşlarımızın erişilebilirlik için yaptırmak zorunda kaldıkları tadilatlar, zeytin ve bal üreticileri de dahil çiftçilerimizin depoları ve damları, köylülerimizin atadan kalan barınma alanları, hepsinin anıları ve gelecekleri bulunmaktadır. Yapılan yıkım işleminin cebren gerçekleştirilmesi yalnızca bir inşaat yıkımı anlamı taşımamakta, kentimizin yurttaşının ağır maddi ve manevi yıkımı anlamına gelmektedir.
“YIKIMLAR ANAYASA İHLALİ”
“Evleri ve damları yıkılanlar orman sınırında ve korunması kamu yararına olan alanlarda yaşayan köylülerdir. Varlıklarını sürdürmeleri için gereğini yapmak ve tedbir almakla yükümlü belediyeniz, bu hassasiyetten yoksun davranarak çözüm aramak yerine cebren yıkım işleminde ısrarcı davranırsa bu, Anayasamızın da ihlali anlamına gelecektir. Yıkım işlemleri sonucunda köylümüz kış ayının ortasında zorlu ve sağlık açısından ölümcül sonuçlar doğurabilecek şekilde açıkta ve doğa koşulları ile baş başa kalacaktır. Bu da, yıkım işleminin uygulanması zorunlu dahi olsa, en azından yöntemi ve zamanı ile çözüm süreçlerinin gözetilmesi yükümlülükleri huzurunda Anayasanın madde 17 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 2 hükmü ile asgari insanlık onuruna aykırı durum doğuracaktır.
“DEVLETİN YURTTAŞINA KURAMAYACAĞI GERÇEĞİ İLE YÜZLEŞİLMELİ”
“Ayrıca, evleri yıkılanlara devlet eliyle yapı kayıt belgesi düzenlenerek verildiği, oluşturulan bu güvenle de geri verilmeyen bir karşılık bedel tahsil edildiği gözetilmeli, idareye olan güven ilkesinin gereği olarak devletin yurttaşına tuzak kuramayacağı gerçeği ile yüzleşilmeli; köylüye suçlu gözüyle bakılmamalıdır. Öyle ki, devlete güvenle elde edilen hak kazanılmış haktır! “Hukuk Devleti’nin en temel unsuru “Hukuk Güvenliği İlkesi”dir. Hukuk Güvenliği, yurttaşın haklı beklentisinin karşılanması, devletin istikrarına güvenerek yaptığı işlemlerin korunacağı beklentisi içinde olabilmesi, işlemlerin sonuçlarının da belirli ve öngörülebilir olmasıdır. Köylüler idarenizden eşitlik ve hakkaniyetin gözetilmesini, idarenizin tutarlı, saydam, belirli, eşitlikçi ve güven veren şekilde tasarrufta bulunmasını beklemektedirler. Kazanılmış hakların da korunmasını istemektedirler.”
Bu haber 588 kez okundu.
