TİP Muğla 1. Sıra Milletvekili Adayı Mehmet Aslantuğ, katıldığı bir televizyon programında “Muğla, rantın çok kovalandığı, kuşatılan bir bölge. İşçi, ekmeğini korumaya çalışıyor. Çevreci, çevre için mücadele ediyor. Köylü, yaşam alanını kaptırmamaya çalışıyor. Devlet nerede? Yok” dedi.
Türkiye İşçi Partisi Muğla 1. Sıra Milletvekili adayı Mehmet Aslantuğ, dün akşam katıldığı bir televizyon programında Muğla’da çevre sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Termik Santraller çalışanları ile köylü ve çevrecilerin karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Aslantuğ, şu açıklamayı yaptı;
“Muğla, nazik hassas bir bölge. Rantın çok kovalandığı, kuşatılan bir bölge. Akbelen, Deştin gibi yaşam alanlarını yok eden ve köylüyü oralardan neredeyse sürmeye varan saldırılar var. Turizmde yine vahşi kapitalizmin dayatmaları ile boğuşan çevreciler var. Tarım alanları, belki başkaca ovalar gibi değil ama köyler henüz boşalmamış, insanlar tarımla en azından kendi mutfakları ya da ticaretleri ile ilgili yaşam mücadelesi veriyorlar. Oradaki kuşatma, gözü dönmüş kel anlayışının tipik bir örneği haline gelmiş. Ben siyaset için Muğla’da olmasaydım, arkadaşlar bunu önermeseydi de bir aktör bir yönetmen olarak çevre bilinci ile onlarla birlikte olmaktan mutlu olurdum.
“DEVLET OTURUP SEYREDİYOR”
Çevreciler ve Sendika karşı karşıya geliyor. Sendika, iş, aş, ekmek diye çevreye yönelik hassasiyeti ötelemeye çalışıyor. Halbuki buraları bir yandaşa peşkeş çekmeden ve o çevredeki gerek kapalı gerek açık alanları genişleme hizmetine sunmayacak bir sosyal devlet burayı çözebilir ve oradaki 3 bin kişinin iş, aş ve ekmek meselesini başka türlü halledebilir. Yani sorun birilerine rant devşirirken büyüyor ve o büyümenin etkisinde köylü, çevreci ve santraldeki çalışanlar karşı karşıya geliyor. Sonra devlet oturup seyrediyor mesela hiçbir şey yapmıyor.
“İŞÇİ EKMEĞİNİ KORUMAYA ÇALIŞIYOR, ÇEVRECİ ÇEVRE İÇİN MÜCADELE EDİYOR”
Sendika ‘Burada böyle bir rahatsızlık yok’ diyor. Bir bakıyorsunuz iş, aş, ekmek derdiyle, özelleştikten sonra sermayenin dilini kullanmaya başlıyor. Buraları kim çözebilir? Çevreci burada inisiyatifi ancak mücadele ederek yapacak. E köylü zaten yaşam alanlarının gasp edilmemesini istiyor. Ortaya şu çıkıyor; tıpkı yolu, suyu, elektriği, bir iki depo yakıta harcadığımız parayı, köprüye verir olduk ya birden kendimizi öyle bulduk. Kime veriyoruz? 30 yıl burada işletme hakkını alan birine veriyoruz. 3 kuruşa yapılacak şey 15 kuruşa peşkeş çekilmiş ve bize muktedir ‘İstersen başka yolları kullan’ diyor. Neden kullanalım? Yolu, suyu, elektriği sosyal devlet vatandaşına sunmayacak mı? İşçi ekmeğini korumaya çalışıyor, çevreci çevre için mücadele ediyor, köylü yaşam alanını kaptırmamaya çalışıyor. Devlet nerede? Yok. Jandarmasını dikiyor oraya.”
Haber : Ferdi Yavuz
Bu haber 5 kez okundu.
