Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Türk Milletine iki seçenek bıraktılar, KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI?”

Bu haberin fotoğrafı yok

Zafer Partisi Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkanı Yardımcısı Prof. Dr. Gülümser Heper, Yenigün Gazetesi Muhabiri Esma Turan’ın sorularını cevapladı. 

Heper; “ Türk milleti bu hareketi bekliyordu. Koskoca Türk Milletine iki seçenek bıraktılar. Kırk katır mı, Kırk satır mı? Bakın ne kadar emindiler kendilerinden. Ümit Özdağ ne yaptı? O altılı masanın üstüne projektörü tuttu. O projektör de ne vardı? Yerel yönetimler, özerklik, tavizler, paye çıkartmalar, kavgalar, entrikalar, parti içi çatışmalar. Öbür yönetimde ne vardı? Teslim alınmış, yıpranmış bir iktidar. Zafer Partisi de aradan bir güneş gibi doğdu. Toplumlara omurgalı siyaset yapılabileceğini, bu toplumun omurgalı siyasete layık olduğunu ifade etti” dedi.

Zafer Partisi Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülümser Heper, bir dizi ziyaret için geldiği Muğla’da, Yenigün Gazetesi muhabiri Esma Turan’ın sorularını cevapladı.

Bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapan ve daha sonra Zafer Partisi ile yolunu birleştiren Heper, gündeme ilişkin şu soruları yanıtladı:

Sizce Türkiye, korona virüs ile gelen pandemi sürecini iyi yönetebildi mi, bu sadece bir siyasetçi değil hekim olarak da değerlendirir misiniz?

-Biz Cumhuriyetin Hekimleriyiz. Biz Türk milleti olarak zaten pandemi süreçlerine alışkın bir milletiz. Osmanlı’nın yıkımı üzerine kurulmuş bir Cumhuriyet var, sağlık sorunları ile boğuşan. Bu yolculukta biz cumhuriyete 554 hekim 12 milyon ahali ile başlamışız. Ağır bir sağlık sorunu olan bir toplum. Bunun içerisinde verem, sıtma, tifüs, kolera, şark çıbanı, çiçek bütün toplumsal hastalıklar.

Bizim eğitim gördüğümüz dönemler, hem bu tarih bilinci ile yetiştik Hem de aynı zamanda sağlığın toplum sağlığı olduğunu bilerek o değerler ile yetiştik. Önemli olan toplumsal hastalıkları çözmek. Birey değerlidir elbette ama biz bireyin sağlığından önce toplumun sağlık seviyesini yükselterek toplumsal hastalıklarla baş ederek toplumun sağlık seviyesini yükseltme hedefiyle çalıştık. Cumhuriyette, Atatürk’te bunu öğütler. 2. Dünya Savaşı döneminde her evde tüberkülozun olduğu bir dönemde bizim büyüklerimiz tıbbiyeliler, bir toplumun tüberküloz yüküyle baş edebilmişlerdir, kontrol altına almışlardır. Cumhuriyet tıbbını insanlar çok iyi değerlendiremiyorlar. Toplumsal hastalıklarla mücadele kapitalist sağlık modelleri ile olmaz. Çünkü kapitalist sağlık modelinin hedefi kar ilkesidir. Cumhuriyet tıbbında kar ilkesi güdülmez. Toplumun sağlığı için kamucu, devletçi bir model uygulanır. Kapitalizmin amacı kardır, daha fazlaya satmaktır. Kamucu modelin amacı kar değildir, toplumun sağlığını yükseltmek ve daha üste çıkarmaktır. Atatürk’ün de hedefi budur.

Siz hıfzıssıhhayı kapatıyorsunuz, sağlık sistemini neoliberal politikalara teslim ediyorsunuz. Sonra diyorsunuz ki ben bu sağlık modeli ile toplum sağlığını yükselteceğim. Bu modelle toplum sağlığı yükselmez. Nitekim ilk dönemde biliyorsunuz bu modeli tüm dünya gördü, sadece biz tartışmıyoruz. Biz bunu 2002 yılında bangır bangır bağırıyorken insanlar olayı algılamadı. Bilerek, kasten devletin içini boşalttılar. Devleti çıkmaza soktular. Devleti çıkmaza sokunca da insanlar sağlığa ulaşamayınca özelleştirmelere teslim edildi ve özelleştirmelere teslim edince düşünün 2002 yılında 8 milyar sağlık harcamanız var. Elbette tamam ben o döneme mükemmel demiyorum ama şuan da 250 milyarın üstünde sağlık harcaması olmasına rağmen toplumsal hastalıklar çığ gibi yükseldi.

Şimdi biz bu sistemde mücadele etmek için kendi açımızı kendimiz üretmek zorundayız. Hıfzıssıhhayı yeniden açmak zorundayız. Hıfzıssıhhadan kalan o pratiği tekrar gündemimize yerleştirdik ve bütün Cumhuriyet Hekimleri de özlemle o günleri bekliyor. Bu aşılama mutlaka ücretsiz olmak zorunda. İki, bu süreçte Dünya Sağlık Örgütünün küresel dizayn edilmiş dünya hedefi var. Biz ekonomimizi yok etmeden sağlıkta tasarrufu önceleyen, har vurup harman savurmayı değil, tarikatların, cemaatlerin, holdinglerin değil, vatandaşın yanında duracak milli bir sağlık sistemi kurarsak biz toplumsal, bulaşıcı hastalıklarla mücadele ederiz.

Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılma ve Zafer Partisi’ne katılma sürecinizi anlatır mısınız? Neden Zafer Partisi?

-Ben yeni CHP’nin iç dizaynını, iç dinamiklerine birebir şahit olan kişiyim ve bu modelin içerisinde siyaset yapamayacağımı zaten algıladım. Zaten bize alanlar kapalıydı ve nitekim yeni CHP, bütün Cumhuriyetçi, Atatürkçü tabanını tasfiye etti ve şuanda etnikçilik, ırkçılık üzerinden, bir siyaset yapıyorlar. Herkes susarken ilk taşı atanlardan birisi bendim ve ben bir taşları attığım zaman bütün ön cephede olmam sebebiyle bütün hakaretlere maruz kaldım. Sonunda geldiğimiz noktada herkes konuşmaya başladı, sorunları anlatmaya başladı. Biz baktık ki bizim siyaset dışında başka bir seçeneğimiz yok.

O dönemde bir baktım Ümit Hoca da sağda, milliyetçi grubun içerisinde aynen benim verdiğim kavganın bir benzerini veriyor. Çünkü aynı dünyadaki bu emperyalist saldırı sadece solcu tabanına değil sağın içerisine de aynı saldırı var. Hoca da orada kendi varlık ve duruş mücadelesini veriyor. Ben tesadüfen çıktığım televizyon programlarından Ümit Hoca’nın bu duruşunu nasıl takdir ettiğimi, değer verdiğimi ifade ettim. Ben Ümit Hoca ile o zaman tanışmıyordum yani baktım aynı tarihler birikimimiz, değerlerimiz aynı. Bugün gerçekten çok mutluyum. Bu süreç, bu milletin tarihinde dönüm noktaları vardır. Biz de şuan da tarihi dönüm noktasındayız. Bizi birleştirecek ideoloji Türk kültürü ve milliyetçiliğidir. Onun için bu partide olmam tesadüf değildir.

Zafer Partisi’nin ülkenin iç ve dış sorunlarını çözecek yeterli donanım ve birikimi var mı?

-Ben ilk önce Ümit Hoca’yı tanıdım. Kendi değerleriyle, ailesiyle, kökenleriyle, aldığı eğitimle, duruşuyla…

Bizim Türk kültürümüz lider odaklıdır. Lideriniz doğru yönlendiriyorsa o hareket ilerler. Şimdi hep dua ediyorum, Allah’ım hiç hata yaptırmadan götür diye. Bu bir yol, bu yolda siz kararlı olarak gittiğiniz sürece, başımızdaki liderinizde gerçekten sağlam bir lider olduğu sürece ki şuana kadar onun sınavını çok iyi verdi. Siyaseti araç olarak kullanmadı, taviz vermedi. Ben Hoca’nın duruşuna çok güveniyorum. Kadrolarına çok güveniyorum. Bu ilke üzerinden gidilirse bu yolu üzerinde sonu iktidardır. Türk milleti bu hareketi bekliyordu. Koskoca Türk Milletine iki seçenek bıraktılar. Kırk katır mı, Kırk satır mı? Bakın ne kadar emindiler kendilerinden. Hoca ne yaptı? O altılı masanın üstüne projektörü tuttu. O projektör de ne vardı? Yerel yönetimler, özerklik, tavizler, paye çıkartmalar, kavgalar, entrikalar, parti içi çatışmalar.

Öbür yönetimde ne vardı? Teslim alınmış, yıpranmış bir iktidar. Zafer Partisi de aradan bir güneş gibi doğdu. Toplumlara omurgalı siyaset yapılabileceğini, bu toplumun omurgalı siyasete layık olduğunu ifade etti. Ben bu yaşımda gerçekten heyecan hissediyorum. Toplumun heyecanını çok iyi algılıyorum.

Gerek genel başkan Ümit Özdağ, gerekse sizler ülkeyi gezip vatandaşları ziyaret ediyorsunuz. peki, vatandaşın, Zafer Partisi’ne yaklaşımı nasıl?

-Bütün illerde ilçelerde heyecan var. Artık insanlar yolunu belirlediği için sessiz davranıyorlar. Artık kararlılar. Bu son çıkış. Bu bir vebal işi. Cumhuriyetin devamlılığı, kalıp kalmaması üzerinde bir vebal işi. Son çıkışı iyi değerlendirmek zorundayız.

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda ne düşüyorsunuz? Genel Başkan Ümit Özdağ, Mansur Yavaş ismini vermişti. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-O altılı masanın üstüne tutulan projektör buydu. Bu projektör bütün renkleri açığa çıkardı. Size bir kazanma ideali, kazanma hedefi ile bir adayınız var, mutlak suretle halkta karşılığı olan, bu ülkenin evladı. Bu ülkenin kendi değer içerisinden çıkmış bir Mansur Yavaş var. Gerçekten halkta siyasi olarak bir karşılığı var.

Bakın sizin kendi Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içerisinden temsil eden bir belediye başkanı. Burada niye onu yok sayıyorsunuz? Çünkü gerekçesi size cumhurbaşkanı adayınızın başka birisi olarak dikte ettirilmesi, dış kaynaklar olarak. Ben bir ifade kullanmıştım, CHP kendi tabanını incitti, zayıflattı, kırdı, yıktı. Bu dönemde çok kötü bir sınav verdi. Türk solu bir kısmı HDP’nin peşine takıldı. Bir kısmı liberal solcuların peşine takıldı ve ayağı bu topraklara basmayan bir sol profili çizdiler. Türk solu dediğimiz ve CHP’nin içerisinde değerlendirilen sol, Atatürk ilkelerinin soluydu. Bunu yok etti yeni CHP.

Biz duruşumuzu hocanın öncülüğünde doğruya doğru, yanlışa yanlış, insan yakışır bir şekilde omurgalı bir şekilde duracağız. Zaten şuan da CHP’nin kendi içsel yarılmalarını izliyoruz. İmamoğlu’nun şu anda çıktığı gezilerine hepsi, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na bir sopanın ucunu gösteriyor. Şimdi şöyle bir şeydir. Siz bir partinin liderisiniz. Cumhurbaşkanı adayı olma özgürlüğünüz var. O onun hakkı. Birtakım CHP içerisindekiler Kemal beyin kazanamayacağını bildikleri için hem partinin gelecek dönemi dizaynını yapmaya çalışıyorlar hem de kendi cumhurbaşkanlığı ideallerini sürdürmeyi devam ettiriyorlar.

Seçim ikinci tura kalırsa Zafer Partisi hangi ittifakı destekler?

-Biliyorsunuz hocanın üzerinde spekülasyonlar yaptılar. Söylemediği lafları ifade ettiler. Biz zaten Zafer Partisi olarak bir seçenek olarak çıkmışız ortaya. Yönetime talibiz. Bunun üzerinden hocaya söylemediği ifadeler üzerinden yüklenmeye çalıştılar. Biz Zafer Partisi’yiz. Seçim sürecinde toplumun ihtiyacına göre davranış kalıpları gösterebiliriz. Siyasetin zaten kendisi budur. Biz şuan da ne millet İttifakı’nı ne de Cumhur İttifakı’nı destekliyoruz demiyoruz. Kendi yolumuzda ilerlemeye devam ediyoruz.

Kamuoyunda, AK Parti’nin 20 yıldır iktidar da kalmasının nedeninin etkin muhalefet olmadığı yönünde bir algı var. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?

-Çok haklılar. Etkin bir muhalefet olsaydı CHP içerisinden İYİ Parti’yi çıkarmazdı. Kendi tabanınızı yok edeceksiniz, HDP ile flört edeceksiniz ama bunu da saklı gizli yapacaksınız. Bu CHP’nin güvenilirliğini zedeledi ve halkta bunu gözlemliyor. Bu kadar bocalamayı görünce bari bunlara oy vereyim diye düşünüyor. Demek ki 20 yıl bir parti, bu kadar ekonomik yıkıma bu kadar ayyuka çıkmış söylentilere, yolsuzluğa bulaşmış bir parti hala 20 yıldır durabiliyorsa burada iktidardan ziyade muhalefeti sorgulamak gerekiyor. Biz de zaten onu yapıyoruz. İktidarı da sorguluyoruz, muhalefeti de siz etkin bir muhalefet yapamadınız, ana muhalefet rolüne siz kayık değilsiniz diyoruz.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın bir diğer çıkışı da yine gündem de olan sığınmacılar olmuştu. Bu konuyu değerlendirir misiniz?

-Kavim göçleri, bir imparatorluğu yıkar başka bir imparatorluğu başlatır. Bunlar savaşta dahi bir savaş on milyon insanın ülkeye girmesi, ülkenin yapısını, ekonomisini, değerlerini her şeyi altüst eder. Yani Türkiye Cumhuriyeti ortada kalmaz. Bunları da hepsi projedir. Büyük orta doğu projesinin devamıdır. Yani siz, o bölgede sadece orta doğu değil, bunu balkanlarda, İran, Irak savaşında gördük. Aynı şekilde Suriye’nin işgali, Irak’ın işgali. Buralarda gördük. Sürekli devam eden savaş ve o devletlerin yıkımı, o insanların zorla göç ettirilmesi, devam eden büyük orta doğur projesinin adım adım devam ettiğini gösteriyor. Irak’ın kuzeyinde Kürt devletine nasıl bir alan açıldıysa, orası bağımsız Kürdistan değildir. Burası, emperyalizm ideallerin uygun, bağımlı Kürdistan’dır. Orada bir bağımsız devlet ideolojisinin kavgası yok. Orada Amerika’nın, İsrail’in kavgası var. Onun içinde bizim bu ekonomi ile bu değerlerle aramızda on milyon insanın ekonomik yükünü, biz aramızda halletmeye çalışırsak Türkiye Cumhuriyeti kalmaz.

Muğla Yenigün Gazetesi aracılığıyla buradan kime ya da kimlere ne sormak istersiniz?

-Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na sormak istiyorum; yönetime ilk geldiğiniz güne dönseniz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkan olduğunuz güne dönseniz, yine aynı bu politikaları izler miydiniz?

Haber :Esma Turan

Bu haber 6 kez okundu.

YORUMLAR

Bir adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menteşe ilçesi Kıramettin Mahallesi Basmacı Deresi Düğün Salonu yanında gerçekleşen
Sıradaki Haber Menteşe’de Ramazan Topu Faciasında Yeni Gelişme: İki Kişi Adliyeye Sevk Edildi