104 Amiralin bildirisi

Geçtiğimiz Pazar içlerinde “Mavi Vatan” doktrinin kurucularından Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in de bulunduğu 104 emekli amiralin yayınladığı bildiri krize dönüştü. O günden beri yoğun bir şekilde eleştirenler de oldu. “Özgürce fikirlerini beyan ettiler, darbe niyeti aranmamalı, hükümet işine geldiği için abartıyor” diyerek sahip çıkanlar da.

 Tabi ki Amiraller de herkes gibi düşüncelerini özgür bir biçimde ifade edebilir. Metnin içeriğine bakıldığında açıkça bir tehdit ya da suç teşkil edecek bir şey yok. Ama kullanılan dil ve ifadeler, gece yarısı yayınlanma biçimi bakımından yöntem bu olmamalıydı. Koskoca amiraller, gece yarısı “bildiri” diyerek yayınladıkları manifestonun muhtıra çağrışımı yapacağını düşünmemiş olmalarını zannetmiyorum.

Bildiriye konu olan Montrö’den çıkılma tartışması Meclis Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un sözlerinin çarpıtılmasından dolayı çıktığını düşünüyorum. Meclis Başkanı sorulan “Cumhurbaşkanı Montrö’yü tanımıyorum feshettim diyebilir mi?” sorusu üzerine ne demişti birlikte bir hatırlayalım:

“Yapabilir. Bunu sadece bizim Cumhurbaşkanımız veya eski sistemde Bakanlar Kurulu değil, Almanya da yapabilir, ABD de yapabilir, Fransa da yapabilir. Ama mantıkta mümkün ile muhtemel arasında bir fark vardır. Buna da bir örnek verir Osmanlı mantıkçıları; mümkün, muhtemel. Marmara Denizi’nden ayran yapabilmek mümkün müdür? Mümkündür; yeterli yoğurt bulursanız Marmara Denizi’ni de karıştırırsanız bu aklen mümkün olabilir. İmkân ise gerçeklerden hareketle bir işin olabilirliği üzerinedir. Bu muhtemel değildir.”

Şentop, Montrö’den çıkılması ihtimalinin absürt bir fikir olduğunu söylemek istese de “Cumhurbaşkanı Montrö’den çekilebilir” demiş gibi servis edildi. Sonrasında söylemek istediğinin bu olmadığını birkaç kez söyledi ama fayda etmedi.

Bildiriden hemen sonra Cem Gürdeniz gibi kıymetli isimlerin sabah 06.00’da polis baskınıyla ifadeye götürülmesi son derece yanlış bir tutumdu. Yıllarca bu ülkeye büyük hizmetlerde bulunmuş, vatanperverliğinden kuşku duymadığımız bu isimler, ifadeye çağırıldıklarında zaten gideceklerini düşünüyorum. Ergenekon, Balyoz kumpasları ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi travmaları daha atlatamamışken böyle bir muameleye gerek var mıydı?

Atatürk ilkelerine ve Cumhuriyet’in ortak değerlerine hep birlikte sahip çıkabiliriz.

Kaldı ki Korona-virüs gibi bir salgın gerçeği varken ve bilançosu her alanda gittikçe ağırlaşırken ülke olarak bütün enerjimizi bu konuya yoğunlaştırmalıyız!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.