Reklam
Reklam

YÖNETİCİ, MERHAMET, ŞEFKAT

Abidin Sönmez
Abidin Sönmez
  • 11.07.2018
  • 160 kez okundu

Merhamet bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma. Zorluk içinde olan -insan ya da hayvan- her hangi bir canlı gördüğümüzde, içimiz cız eder. Üzülür, acı hissederiz. Bu yaptığımız o canlıya merhamet gösterdiğimiz şeklinde tanımlanıyor. Şefkat ise sevecenlik. Yani acıyarak ve koruyarak sevme, müşfiklik.
Yönetici kendisine rapor ederek çalışan iş arkadaşlarına merhamet ya da şefkat göstermemeli. Çünkü gösterirse karşı tarafa bir eşitsizlik bildirimi yapmış olur: Ben senden daha güçlüyüm, daha yetkiliyim, daha fazla olanaklara sahibim… Karşıdaki insan yöneticinin sergilediği tavırdan bunları anlar. Anladıkları da ona kendini kötü hissettirir. Çalışanın kötü hissetmesinin asıl sebebi kendisinin durumu. Böyle bir tavır onu “ben zayıfım”, “acizim”, “yetersizim” gibi sonuçlara götürür. Bunlar da önemli ölçüde inciticidir.
İtiraz edebilir, “ama bu çok insanca, neden kendini kötü hissetsin ki” diyebilirsiniz. Nedeni şu: çalışan insan kendisinin bir yetişkin olarak algılanmasını ister, bekler. Bir insan olarak eşit görülmeyi arzu eder. Yöneticisi daha yetkili olabilir. Onun aldığı kararlar çok daha belirleyici olabilir. Elindeki olanaklar çok daha fazla olabilir. Ancak yine de en azından bir insan olarak, insanca ölçeklerde onunla eşdeğerde olduğunu bilmek, bundan emin olmak ister. Temel haklar ve temel insani değerler açısından ondan daha geride ya da daha aşağıda bulunmak çalışan insan için çok yaralayıcıdır.
Çok yakınımız olmadıkça yetişkin bir insana şefkat ya da merhamet gösterirsek karşı tarafı incitmiş oluruz. Günlük yaşamda bunun böyle olmadığını, kendisine merhamet edilen kimsenin bazen bunu kabullenip bundan memnun kaldığını bize düşündüren örnekler aklımıza gelebilir. Fakat işin özü başka. İş dışı ortamlarda kendisine merhamet, şefkat hissettiğimizi belli ettiğimiz insanlar konuyu çok başka çerçevede algılar. Onlar bizim iyiliksever, yardımsever olduğumuzu düşünürler. Bizim bu özelliğimizi yüceltirler ve değerli bir insan olduğumuzu varsayarlar. Bir insan olarak onların yetersiz, eksik, yarım, vb. olduklarını düşündüğümüzü akıllarından geçirmezler. Yardıma ihtiyaç duyan kimseler olarak görüldüklerini düşünürler.
Çalışan insan yöneticisinin ona acımasını, merhamet etmesini kabullenemez. Böyle bir durumda kalmayı gururuna yediremez. Kendisine acındığını, merhamet gösterildiğini hisseden bir insanın işinde başarılı olması çok zordur. Çünkü kendisinin normal bir insandan daha yetersiz olduğunu, daha güçsüz olduğunu düşünür. Burada konu yetkinlik, zenginlik, diploma, deneyim, vb. değildir. Konu özgüvendir, zorluklara dayanıklı olmadır, sorunlar karşısında ezik durmamadır. Bu konularda da her insan en az başkaları kadar yeterli görüldüğünü bilmek ister.
Yönetici, yönettiği işte çalışan arkadaşlarını birer insan olarak sevmeli. Sevmesi mümkün olmayabilir. Ama merhamet, şefkat, vb. sergilemekten kaçınmalı. Bunları aile büyüklerimizden görmeyi bekleriz. Yöneticilerimizden değil.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ