Reklam
Reklam

Takva – İhlas – Samimiyet

Şafak Turgut
Şafak Turgut
  • 12.01.2018
  • 112 kez okundu

Hatice Korkmaz
Geldik yine din sohbetlerimize. Yenigün Gazetesine Özel başlattığımız Din Sohbetleri Köşemiz tüm ayrıcalığı ile devam ediyor. Bugün ki konumuz Takva-İhlas-Samimiyet.
Muğla İl Müftüsü Abdurrahman Koçak’ın önderliğinde başlayan söyleşilerimizi Muğla İl Vaizi Hatice Korkmaz hazırladı. Kendisiyle uzun uzun söyleşi yaptığımız konulardan geldik Takva, İhlas ve Samimiyete. Her zaman ayrı söyleşiler olacak bu din sohbetlerinde. Bilinen ve duyulan konular olacak. Özel günler haricin de de. Bilgilerimizi pekiştirmek ve hafızalarımızı canlandırmak amaçlı. Tabiî ki herkesin kendi bildiği din sohbetleri var. Amacımız bilgilerimizi unutmadan dünyada yaşamak. işte Muğla İl Vaizi Hatice Korkmaz’ın hazırladığı yine ilgi ile okunacak bir konu.
Takva, İhlas ve Samimiyet
‘Bir şeyi korumak, sakınmak, ıslah edip düzene koymak gibi anlamlara gelen takva, Allah’a boyun eğerek yasakladığı şeylerden kaçınmak, Allah’ı sevmek, O’na saygı duymak, O’nun rızasına nail olmayı ümit ve azabına maruz kalmaktan endişe etmektir. Kur’an’ın ifadesiyle insan için en hayırlı rızıktır takva. (Bakara, 197) Bireyin iç dünyasını huzura kavuşturan, kişiye davranış ahlakı ve sorumluluk duygusu kazandıran üstün bir erdemdir. Kur’an’da en çok adı geçen kavramlardan olan takva, insanı haddi aşmaktan ve günaha düşmekten koruyan bir kalkandır. Takva kulun Allah’a karşı olan sorumluluk bilincidir. Kur’an-ı Kerim’deki takva ile ilgili ayetlerden, onun üç aşamalı olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bunlardan birincisi, şirkten sakınmaktır. Kul Yüce Allah’a iman edip ona ortak koşmaktan sakınarak her türlü esenlik ve güvene sahip olur. (Fetih, 26) Takvanın ikinci derecesi, her türlü günah ve masiyetten kaçınmaktır. Bu takva, büyük günahları işlemekten ve küçük günahlarda ısrar etmekten sakınmakta gerçekleşir. (A’raf,96) Üçüncü mertebedeki takva ise insanın kalbini Yüce Allah’tan uzaklaştıran veya meşgul eden her türlü işten uzaklaştırmasıdır. (Al_i İmran, 102, Teğabun, 16) Böylece bütün benliğiyle Allah’a yönelen insan, O’nun katında en yüksek mertebeyi elde eder. (Hucurat, 13)
Takva, salt bir korku olamayıp, Allah’a karşı derin bir saygı ve her tür davranışta onun rıza ve hoşnutluğunu gözetme duygusudur. Takva duygusu kalbe yerleştiği zaman, akıl hayatla ilgili bütün tasarımlarını ona göre yapmaya başlar. Takva, Allah’ın inanan kulları için hazırladığı bir yarış platformu gibidir. Bu yüzden Allah bizleri takva sahibi olmaya ve takva üzere yarışmaya davet eder. (Maide,2)
Bu yarışta bütün hayırlı neticelerin başı niyettir. Niyetin özünü ise ihlas ve samimiyet oluşturmaktadır. İhlas ve samimiyet genellikle beraber kullanılan hatta çoğu zamanda birbirinin yerine kullanılan özel iki kavramdır. Samimiyet kelimesi; ‘içtenlik, candan davranmak, art niyetsizlik, mefaatsizlik, riyasızlık, açık yüreklilik’ gibi anlamlara gelir. İslam kültüründe konu daha çok ihlas kavramı ile dile getirilmiştir. İhlas ise sözlükte hulu/halas kökünden türetilmiş olup ‘bir şeyi, içine karışmış ve değrini düşürmüş olan başka şeylerden temizleyip arındırmak, saflaştırmak’ anlamlarına gelir. Terim olarak ‘ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak demektir. İslami literatürde ihlas daha geniş olarak şirk ve riyadan, batıl inançlardan, kötü duygulardan, çıkar hesaplarından ve genel manada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızasını gözetmeyi ifade eder.
İhlas ve samimiyet mü’min için çok önemlidir. Bu özellikler ayetlerde övülmüş (Nisa, 146; Bakara, 112 ) ve Peygamber Efendimizin hayatında ise bizzat kendisi yaşayarak bize örnek olmuştur. Ashab-ı Güzinle birlikte bizleri de bu noktada eğitmiştir.
Peygamber Efendimizin ‘Sen bendensin, ben de senden!’ diyerek övdüğü sahibi Ebu Ümame el- Bahili’nin anlattığına göre, bir adam Peygamberimize gelerek, ‘şöhret ve kazanç (ganimet) elde etmek için savaştan kimse hakkında ne dersin? Diye sordu. Resullah (sav) ‘onun için hiçbir şey yoktur.! Dedi. Adam sorusunu üç defa tekrarlandı. Allah Resulü de her defasında ‘Onun için hiçbir şey yoktur.’ Diyerek böyle bir adamın mükafat elde edemeyeceğini belirtti ve ardından şöyle buyurdu. ‘Allah, ancak samimiyetle sadece kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.’ (Nesai, Cihad, 24).
‘Mü’minin niyeti (maksat ve ihlası) amelinden hayırlıdır.’ (Taberani, el-Mu’cemü’l-Kebir, V, 185) Çünkü bunlar, kalbin amelidir. İslam nazarında da amellerin değeri, onların ortaya çıkmasına sebep olan niyet ve ihlas ile ölçülür. Yani bir fiilin ortaya çıkmasında onu yapan kişinin maksadı ne ise, hüküm ona göredir. Nitekim yine Peygamberimiz bu gerçeği pekiştirmek için: ‘Ameller, niyetlere göredir.’ Buyurmuştur.
Bu itibarla başta ibadetler olmak üzere bütün hayırlı amellerin, Allah’ın rızası kasdolunarak yapılması asıldır. Bu da, ihlas ve samimiyet ile mümkündür. İhlas, amelleri sırf rıza-yı ilahiyi kasdederek yerine getirmek ve onların üzerine nefsani gayelerin gölgesini düşürmemektir. Beden için ruh ne ise, amel için ihlas da o mesabededir. İhlassız amel, özden mahrum kuru bir yorgunluktan ibarettir. Ameller ancak ihlasla ve Allah’ın rızası gözetilerek yapıldığında bir değer taşır. Böylelikler de ihlas, kulları en büyük hayır olan ilahi rızaya nail eyler.
Allah’ın kullarının amellerinden muradı ancak kendi rızasına yönelten ve sevkeden ihlasdır. Ayetler bunu bize açıkça göstermektedir.
‘(Ey Rasulüm!) Şüphesiz ki Kitap’ı sana hak olarak indiridk. O halde sen de dini Allah’a has kılarak ihlas ile kulluk et!…’ (ez-Zümer,2)
Huzur-i ilahiden kovulan iblis:
‘Dedi ki Ey Rabbim! Andolsun ki, beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım.’
‘Ancak onlardan ihlasa erdilmiş kulların müstesna’…’ (el-Hicr, 39-40)
Ayette ifadesini bulduğu gibi şeytan, ancak ve ancak ihlasta zaaf gösterenlere musallat olabilmektedir. İhlaslı kullara ise, hiçbir te’siri mümkün değildir.
Bir ameli yaparken Allah’ın rızasından başka bir düşünceyi kalbine koymamalıdır. Allah’ın rızasını kazanmak, kalbin takva ile süslenmesine bağlıdır.
Hatice Korkmaz
Muğla İl Vaizi’

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ