Reklam
Reklam

SESİNİ KISIN

Demet Türkoğlu
Demet Türkoğlu
  • 29.07.2017
  • 250 kez okundu

Her geçen gün daha gürültülü ve karmaşık hale gelen bir toplumun ortasında yaşarken sessizlikten bahsetmek oldukça fantastik bir konu haline gelebilir. Tabiki bunun akıllıca bir hareket olduğunu inkar edemeyiz. Öyle ki, düzenli olarak gürültülü ortamda yaşayanların stres hormonunu yüksek seviyede olduğu gerçeği önümüzde duruyor.
Büyük şehirlerde yaşayanlar bilir ki, uyandığınız andan itibaren yoğun bir gürültü kirliliğine maruz kalınıyor. Bir yandan trafikle boğuşurken sürekli çalan kornalar diğer yandan kentsel dönüşüm nedeniyle her yerde karşılaşılan inşaat sesleri, kalabalıkların çıkardığı uğultular sizi çıldırma noktasına getirebilir.
Artık eve döndüğümüzde bile sessizliği yakalayamıyoruz. Televizyonun hep açık olması, cep telefonundan gelen mesaj sesleri sürekli sesli uyaranlarla iç içe olmamıza neden oluyor. Bu uyaran bolluğunda insanın kendi kendine kalması, anı yaşayıp keyif alabilmesi, zihnini dinlendirebilmesi neredeyse imkansız hale geliyor. Nihayetinde stres, gerginlik ve huzursuzluk hissedilmesi kaçınılmaz oluyor ve bu da davranışlarımıza yansıyor. Zamanla daha tahammülsüz, daha öfkeli, daha huysuz, yorgun, mutsuz ve isteksiz oluyoruz. Oysa sessizliğin insan üzerinde hem fiziksel hem de ruhsal olarak olumlu etkileri oldukça fazla.
Sessizlik insanın nasıl hissettiğini, ne düşündüğünü ve neler bildiğini keşfetmesini sağlar. Bu sayede kendi gücümüzü fark ederiz, doğru ve yerinde kararlar almamız kolaylaşır. Hayattan aldığımız keyfi arttırır. Yediğimiz yemek, okuduğumuz kitap daha fazla zevk verir hale gelir. Zihnin dinlenmesi dikkat ve konsantrasyonun artmasına da neden olur. Günümüzde artık insanlar yavaş şehirlerde gürültüden, trafik karmaşasından uzak yaşamayı önemsiyor. Sadece doğal seslerin olduğu ortamlarda tatil planları yaparak etkili dinlenmenin yollarını arıyorlar. Bence hepimizin bu bilgiyi önemsemesi ve fırsatları değerlendirmesi gerekir. Aslında buradaki ince çizgi, sessizliğin yalnızlığa dönüşmesine izin vermemek. Böyle anlarda ortaya çıkabilecek yalnızlık hissini önlemenin yolunun sevdiğiniz, keyif aldığınız, iyi hissettiğiniz şeyleri yapmaktan geçtiğini unutmamalı. Şunu da belirtmek gerek; mutluluğun formülü olarak sunulan anda kalma felsefesinin anahtarı da sessizlik…
İçinde olduğunuz an sahip olduğunuz tek hazineniz, ona ihanet etmeyin. İşte bu yüzden de istemediğiniz sohbete dahil olmayın, negatif bir havaya yol açan konuşmaların içine çekilmeyin, başkalarının düşünce çizgisinin sizi kendi gerçeğinizden uzaklaştırmasına olanak tanımayın. Gerisi kolay, susun ve sadece iç sesinize yer açın.
Yalnızlık hissetmeden sessiz kalmanın yollarını listeleyelim.
Bir aktivite geliştirmek: Kitap okumak, resim yapmak ya da bir yetenek keşfedip geliştirmek.
Spor yapmak: Doğada uzun yürüyüşler yapmak, dans etmek ya da endorfin salgılatacak egzersizler yapmak.
Evcil hayvan sahibi olmak: Huzurlu vakit geçirmek, oynamak, sevmek ve hissetmek.
Çalışmak: İşinize odaklanmak, motivasyon kazanmak ve yaratıcı olmak.
Meditasyon yapmak: Farkındalığı arttırmak, stres ve endişeyi azaltmak, hem ruhsal hem fiziksel denge yaratmak.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ