Reklam
Reklam

SENİRKENT SEVGİSİ!..

Ali Tutulmaz
Ali Tutulmaz
  • 19.01.2016
  • 576 kez okundu

(BAŞ SAĞLIĞINDA, SENİRKENT’İ DE KONUŞMAK!..)
Bu yazımın konusunu yaşamış oluğumuz bir acı olay ile, bu olayın baş sağlığı ziyaretleri sırasında gündeme gelen Senirkent özlemine paralel olarak gelişen “Senirkent özlemi ve Senirkent Sevgisi” oluşturyor.
2 Ocak 2016 Cumartesi gecesi, kayın biraderim ve değerli ağabeyimiz, Isparta Esnaf Odaları eski başkanı Zeki İzci’yi kaybettiğimiz haberini büyük bir üzüntü içinde ve acı içinde Muğla’da telefonla aldık. Bu acı haber üzerine de 3 Ocak Pazar günü Isparta’ya geldik. Aynı gün ikindi namazını takiben, Isparta Mimar Sinan Camisinde tüm sevenlerinin büyük katılımıyla kılınan cenaze namazından sonra da, Isparta Asri mezarlığında o çok sevdiğimiz değerli büyüğümüzü büyük bir acı ile toprağa verdik.
Yaşamında büyük kitlelerin sevgisini kazanan büyük insan Zeki İzci, değerli eşimin sevgili ağabeyi,değerli yeğenlerimin sevgili babaları ve saygı değer yengemizin muhterem eşi olmasının yanında, benim de sadece kayın biraderim değil, aynı zamanda hem Teknik Öğretmen okulunda ve hem de Polatlı Yedek Subay Okulunda asker arkadaşım ve eşsiz dostumdu.
O nedenle, yaşamının en güzel çağında ve hiç beklemediğimiz bir zamanda onu kaybetmek, ne yazık ki tüm sevenleriyle birlikte, hepimizde büyük ve derin üzüntüler yarattı. Onun ardından sadece ”Allah rahmet eylesin, toprağı bol, mekanı Cennet olsun “ diye dua edebiliyoruz. Cenaze defin işleminin ardından, rahmetlinin evi başsağlığı dilemek amacıyla gelenlerin yoğunluğu nedeniyle Muğla’ya dönüşümüzü öteleyerek, 15 gün Isparta’da kaldık. Baş sağlığına gelenler arasında, Senirkent’ de görev yaparken eşimin ve benim öğrencilerimiz olan ve günümüzde ise, çeşitli meslek sahibi olan bazı kişilerle de karşılaştık. Onlarla Senirkent’i ve birlikte yaşanılan çeşitli Senirkent anılarından söz ettik. Çünkü Senirkent’in bizim yaşamımızda çok önemli ve seçkin bir yeri vardır. Kendim, 1959 yılında ilk olarak eğitim öğretime açılan Senirkent Yapı Enstitüsü’nün (Endüstri Lisesi) ilk öğrencisiydim ve okulun ilk mezunlarındanım.1965-1966 yılında Yüksek Teknik Öğuretmen Okulunu bitirdikten sonra, öğretmenliğe de Senirkent Endüstri Meslek Lisesinde başladım.1968 yılında eşimle Senirkent’de iken evlendik,1972
Baş sağlığına gelenler arasında, Senirkentli olup da, Senirkent’te öğretmenlik yaptığımız yıllarda öğrencilerimiz olanlar da bulunuyordu. Bu kişiler arasında, Op.Dr. Levent Başyiğit, Eczacı R.Ziya Uğur Örmeci, Ecz. Sema Örmeci,Ecz. Murat Çallıoğlu, Em.Öğretmen Seher Çallıoğlu bulunurken, aynı akşam oturumunda Senirkentli olan evin damadı Ecz.Süleyman Sırrı Kalayoğlu da bulunmaktaydı. Aynı akşamki sohbetimizi, öğrencilik yıllarındaki öğretmen öğrenci ilişkileriyle, yine Senirkent üzerine çeşitli konular oluşturmuştu.. O yıllarda yakından tanıdığımız ve Senirkent’de herkesin saygı duyduğu bazı seçkin kişilerin günümüzde yaşamadıklarını öğrenince de elbette üzüldük ve onlara Allah’tan rahmetler diledik.
43 yıldır yaşamakta olduğum Muğla’da da, bazı kamu kuruluşlarında çalışmakta olan ve Senirkent’li olan öğrencilerimizle karşılaşınca da, yine Senirkent’i konuşur, mutlaka o yörenin güzelliklerinden ve özelliklerinden söz ederiz. Çünkü Senirkentli olan o kişiler, ya Senirkent Lisesinde Emine Tutulmaz’ın öğrencisi, ya da Senirkent Endüstri Meslek Lisesinden Ali Tutulmaz’ın öğrencisidir. Onlarla karşılaşmalarımızda, Senirkent’in gül mevsiminden, üzüm toplama, şarakmana zamanından ve çağla zamanından mutlaka söz ederek, o güzel ve şirin yöreyi gözümüzün önüne getiririz.
Bugünkü yazımın konusunu, acı bir olayın içinde Senirkent özlemi ve sevgisi oluşturdu. Gelecekte acı olaylar nedeniyle değil, sağlıklı ve mutlu olaylar nedeniyle buluşmayı ve Senirkent sevgisinden yine söz etmeyi umuyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ