Reklam
Reklam

OĞUL İÇİN

Utku Kavcar
Utku Kavcar
  • 28.09.2018
  • 365 kez okundu

Elimizde değil hepimizin ön yargıları var. İşin özünü anlamadan, anlamaya çalışmadan sistemimize yüklü ön yargılarımız ile davranıyoruz. Oysa bunun farkında olsak, davranışımızın altında yatanın muhtemelen nedeni bile belli olmayan yargılarımız olduğunu bilsek farklı bir davranış göstermemiz böylelikle de farklı sonuçlara ulaşmamız son derece mümkün olabilir.
İşte size bir ön yargı hikayesi. Hayırlı olmuş diyebilirsiniz belki de kim bilir…
Soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı karı koca Boston treninden inip ne yapacaklarını bilememenin getirdiği utangaç bir tavırla Harvard Üniversitesi rektörlük binasına girerler. Rektör sekreteri biraz da kabaca durdurur onları öyle ya bunlar gibi taşralıların Harvard gibi saygın bir üniversitede ne işleri olabilir ki?
Adam, sakince ve duyulur duyulmaz bir şekilde rektörü görmek istediklerini söyler. Ancak aldıkları yanıt bunun neredeyse imkânsız olduğudur, zira rektör çok yoğundur ve o gün onlara ayıracak bir saniyesi bile yoktur. Yaşlı kadın mırıldanır “Biz bekleriz” der.
Nasıl olsa sıkılıp giderler diye düşünen sekreter sesini çıkarmaz. Ancak saatler geçip gider ancak yaşlı çift gitmez.
Sonunda sekreter dayanamayarak rektörü bilgilendirmek üzere odaya geçer. “Sadece bir kaç dakika görüşün sizi görmeden gitmeyecekler” diyerek rektörü ikna eder. Genç rektör bunlar da nereden çıktı edasıyla son derece isteksiz bir biçimde kapıyı açar. Sekreterin anlattığı tablo içini karartmıştır.
Rektör zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret eden biridir. Onun gibi bir adamın ofisine hem de habersiz hem de bu kılıkta gelmeye cesaret etmek, olacak şey midir? Suratı asılmış, sinirleri gerilmiştir.
Yaşlı kadın hızlıca söze başlar. Tek çocuklarını, Harvard’da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdir. Oğulları, okulunda öyle mutlu olmuştur ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istediklerini söyler.
Rektör, bu anlamsız talep karşısında öfkelenir ve “Hanımefendi” der setçe, “Biz
Harvard’da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner…” “Hayır, hayır” der üzgün kadın, “Siz beni anlamadınız, anıt değil… Belki, Harvard’a bir bina yaptırabiliriz”.
Rektör, yıpranmış giysilere bakar kabalaşarak “Bina mı?” diyerek tekrarlar. “Siz bir
binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazla tuttu” der.
Yaşlı kadın kocasına döner “Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu kadar mıymış? Peki, biz niçin oğlumuzun adını yaşatacak bir üniversite kurmuyoruz?” Rektör ne olduğunu anlamamaktadır. Sessiz kalmış yaşlı adam sadece başıyla eşini onaylar, çıkarlar.
Bay ve bayan STANFORD’un oğullarının adını yaşatmak için temellerini attıkları çoğumuzun sadece Stanford Üniversitesi olarak bildiği tam adı Leland Stanford Jr. Üniversitesi böylece, 1891 yılında hayata geçmiş olur.
Stanford Üniversitesi bugün, SUN, Cisco, Google, Yahoo, HP ve IP (Internet Protocol) gibi birçok teknoloji devriminin ilk adımlarının atıldığı dünyanın en büyük 3. bütçesine sahip okuludur.
Sizce rektör beyin ön yargıları olmasaydı bugün dünya nasıl bir yer olurdu?

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ