Reklam
Reklam

Öğrenme Güçlüğü

Şafak Turgut
Şafak Turgut
  • 08.11.2018
  • 106 kez okundu

Yazılarını aldığı eğitim ve bilgi donanımı ile sürdüren İlknur Keskinkılıç, engellilerin sevdikleri ablası olarak yaşamını sürdürüyor. Genç, başarılı ve güzel öğretmen Keskinkılıç,’ın on parmağında on marifet. Hem engelli kardeşlerimizle beraber yaptığı el işlerini, hem de onlarla yaptığı çeşitli etkinlik ve projelerini, hem zihinsel, hem de beden engeli olan bütün gençlerimizin eğitimlerini büyük bir başarı ile sürdürüyor. Her yaştan çocuğun ruhuna inen ve onları kendi çocuklarından ayırmayan eşsiz bir isim Keskinkılıç. Köşemde her yazısı bir önceki yazısından büyük bir merakla beklenen söyleşiler ile dopdolu içerikli rengârenk konular ile var olamaya devam edecek.
İşte deneyimli ellerden sihirli kaleme müthiş bir yazı.
“Sonbahar günlerinde; hayattan, bizden, sizden bir şeyler bulabileceğiniz bir yazıyla daha beraberiz. Eğitime dair, çocuğa dair, özellikle özel öğrenme güçlüğü tanısı olan çocuklara dair faydalı olacağına inandığım birtakım bilgileri derleyip sizlerle paylaşıyorum. Bu yazımda çocuğuna özel öğrenme güçlüğü tanısı konmuş ailelere pedagojik akademik önerilerden bahsedeceğim:
Öncelikle ÖÖG hakkında bilgi sahibi olmaya çalışın. Çocuğunuzun kardeşlerine, öğretmenine ve çevrenizdekilere bu konu hakkında bilgi verin.
Çocuğunuzun öğretmeni ile işbirliği içerisinde olun.
ÖÖG ve beraberinde gelişebilecek sorunlarla tek başınıza baş etmeye çalışmak sizi yoracaktır. Bu nedenle özel eğitim desteği aldırın. Öğrenme güçlüğüne eşlik eden başka problemleri varsa bunun için mutlaka önlem alın.
Çocuğunuz özel öğrenme güçlüğü tanısı aldıysa bunun bireyin yapısıyla ilgili olduğunu ve merkezi sinir sistemindeki işleyiş bozukluğuna bağlı olduğunu bilin. Doğru yöntem ile öğrenebileceğini fark edin.
ÖÖG tembellik ya da IQ değeri düşüklüğü değildir. Çoğu zaman bu güçlüğü DEHB (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) eşlik etse de, ayrı bir sorundur.
ÖÖG olan çocukların zekâları normal ya da normalin üzerindedir. Bu nedenle bazı derslerde başarısız olurken bazı derslerde sınıfın çok üzerinde performans sergileyebilirler.
ÖÖG olan çocukların bir kısmı matematikte bir kısmı okuma yazmada zorlayabilirler.
Örneğin; daha okuma yazma öğrenememişken matematikte oldukça iyi olabilirler. Ya da okuma yazmayı öğrenip sayıları tanımakta güçlük çekebilirler.
ÖÖG olan çocukların çoğu durumlarının farkında olup bunun neden kaynaklandığını bilmemektedirler. Bu nedenle kendilerini kötü hissetmekte ve özgüvenleri düşmektedir. Çocuğunuzun özgüvenini destekleyin ve isteklendirme sahibi olmasını sağlayın. Çocuğunuzdaki takdir edilecek yönleri bulun ve bunları isteklendirme amacıyla kullanın.
ÖÖG olan her çocuğun güçlük yaşadığı alan farklıdır. Çocuğun güçlü yanları ve destek almaya ihtiyaç duyduğu yanları belirlenip bana göre öğretme yöntem ve teknikleri ile desteklenmelidir.
Kendi başına yapabileceklerini asla siz yapmayın. Çocuğunuzun akranlarıyla aynı yeteneklere sahip ancak biraz fazla zamana, tolerans ve anlayışa ihtiyacı olduğunu unutmayın.
Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yaşadıkları başarısızlıktan dolayı genellikle öğrenmeye pek istekli olmazlar. Bu çoğunlukla okuma yazma içeren ödevlerle uğraşmaktan kaynaklanır. Anne babalar her gün sıkıntı yaşamak yerine programlı çalışmalarla daha iyi sonuçlara ulaşabilirler”.
Elbette bunların eğitimci olarak ailelere tavsiye olduğunu biliyorum. Bizlere düşen görev ise sınırlarımızda özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarımız varsa bunu fark edip onu kazanmaktır. Sınıfın en arkalarındaki hani tembel diye anılan çocuklar var ya işte onlara bir dokunmak gerekiyor. Silkeleyip hayata katmak ailesini bilgilendirmek ona ışık olmak gerekiyor. Velhasıl demem o ki; öğretmenlik zor iş emek istiyor, şefkat istiyor, dikkat istiyor. Duruş istiyor toplumda… Eğitimci kendini her daim geliştirmeli öğrenmeye adanmalı ve öğretmeye adamalı kendini. Son günlerde okuyup beğendiğim bir yazıdan küçük bir kesitle veda edeyim.
Hayat ilginç;
Gün gelir hırsızlar zengin, eşekler adam olur.
Odundan kapı taştan saray olur.
Gün gelir çivisi çıkar dünyanın
Konuşamayanlar hatip, şifa veremeyenler tabip, yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki;
Verenler alır, gidenler uslanır, dönenler yalvarır.
Merdiveni koşarak çıkanların gün gelir ayağı takılır
Sevgisini vermeyen gün gelir kimsesiz kalır
Aldatan bir gün sadakat için, çalan bir gün adalet için, döven bir gün şefkat için yalvarır.
Piyon deyip geçme,
Gün gelir şah olur
Şaha da fazla güvenme
Gün gelir mat olur.
Öyle bir gün gelir ki; sen bakmazken her şey hallolur…
Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle hoş çakalın…”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ