Reklam
Reklam

Muğlaspor gecesi

Selahattin Sapmaz
Selahattin Sapmaz
  • 12.09.2017
  • 137 kez okundu

Geçen Çarşamba akşamı yapan geceyle Muğlaspor’un 50. kuruluş yılı kutlandı. Gece dolayısıyla bir araya gelmek için kuruluş döneminde görev yapanlarla, Menteşe Belediye Kültür Evi’nde toplanıldı, ben de oradaydım. Önce Tuncay Alpar geldi eve, biz odalardan birinde Göktepe Şenliği ile ilgili çalışma yapıyorduk. Daha sonra Fahrettin Şalış ile o zaman Emlak Kredi Banka Müdürü ve Muğlaspor Başkanı Neşet Şavk ve Kaptan İhsan Özgen geldiler. Ardından Zeki Ercan ve Timur Çiçek masada buluştular. İzmir’den gelecek Biray Doğanı beklediler, gelince kadro tamamlandı.
Fahrettin Şalış’ın bana bıraktığı yazıyı burada vermek istiyorum.
“Çocukluğumu… Gençliğimi… Özlüyorum…”
“Özlüyorum çocukluğumu, beş taşla oynadığımız vezir-padişahı, uzuneşeği, dokuz katlı topla kız kaçtı, lastik topla çamlıkta taştan kalelerle yaptığımız, okul maçlarını, okul haricinde sapanla vurduğumuz kuşları, yıkamadan pişirip yediğimiz, tüm bahçelerin bizim olduğu çağlasını eriğini, ayvasını, narını çekinmeden koparıp yediğim günlerimi.
Babasızdım ama annemin, ablamların ve mahalle büyüklerimin şefkatini, okuldan gelip de annemler evde olmadığında, kiracımız Hacer teyze ve kızı Melahat ablamın “aç oyun oynanmaz” diyerek bir dilim ekmek üzerine, yoğurt sürüp şeker ekerek yediren fakir ama bonkör insanları.
Telden arabalarını, çelik-çomağını, tüm oyuncaklarımızı kendimiz yaptığımız ve mutlu olduğumuz günlerimi.
Meydanlığa kurulan cambazhaneyi, lunaparkı, Dansöz Özcan Tekgül’ün ateş dansını seyredeceğiz diye Melek Sineması’nın duvarına çıkıp polis copuyla düştüğümüz fakat hiç acı çekmediğimiz günlerimi.
Gençliğimin, en güzel günlerimin geçtiği enstitü Parkı’nı, parkta geçen iyi, kötü hatıralarımı, arkadaşlarımı. Bakkal Mustafa-Bakkal Şeref çekişmesini, Bakkal Şeref’in dedektifliğini.
Fundaların köşesine oturup , lisenin donjuanları ile Enstitü kızlarına kurduğumuz kese kağıdı ve cüzdan tuzakları ve onların düştüğü duruma gülerek geçirdiğimiz güzel anları.
Oğuzların evinde geçen hayal edilip, hiçbir şeyin gerçekleşmediği bir yılı.
Ulaş’ın okulundan gelen mektuplarını, karşılığında ona gönderilen mektupları, Ragıp’ın kaleciliğini, Deymıs İlhan ve Oğuz’un hayalperestliğini, Durmuş Ali Borazan’ın afra-tafrasını, Ali İhsan’ın despotluğunu, Custak Mustafa’nın hainliğini, Gamış Bülent’in ağırbaşlılığını, Erdem Yüksel’in canciğerliliğini, Coni Nejat’ın Fenerbahçeliliğini, İlter’in içine kapanıklığını, Sencer Hoca’nın çenesi düşüklüğünü, Cemal Arslan’ın kardeşliğini, Erol Hoca’nın akıllılığını, Gültekin’in gülmeyişini, sakız kardeşlerin Mehmet Ali ve Özkan’ın uyanıklılığını, Kıroba Necdet’in atılganlığını, Boşnak Sülo’nun sessizliğini, Özcan Pehlivan’ın kibirliliğini ve daha nice arkadaşlarımı özledim.
Derken Güneşspor serüveni, Lise sahasında iddialı Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray maçları oynayıp terli vaziyette eve giderken Enstitü Parkı banklarına oturup çayını evinde pişirip gelen “Gel sen yorulmuşsun, bir bardak çay iç” diyen Fatma Teyze, Ebe Anne, Günaydın Bey’in annesi İsmet Hanımları özlüyorum.
Okul harçlıklarımı bir yıl biriktirip, İzmir Fuar’ına gidişimizi, Akasyalar’da Behiye Aksoy, Ahmet Sezgin, Zerrin Özer, Yıldıray Çınar’ları, Manolya’da Zeki Müren, Mine Koşan, Nuri Sesigüzelleri, Ekici Över’de Nesrin Sipahi, Neşe Karaböcek, Nurhan Damcıoğulları, Kübana’da Müzeyyen Senar, Mogambo’da Cem Karaca ve Kardaşlar, Çamlık Senar’da Nejat Uygur’un Cibali Karakolu’nu özlüyorum.
Yoksulduk ama mutluyduk.
Emine’mi göreceğim diye dersimi erken bitirip ver elini Yurt Sineması, Lale Sineması, Hisar Sineması, Park Sineması, Melek Sineması, Zafer Sineması. Emine’m nerdeyse ben oraya koştururdum.
Aldım mı bileti, girdim mi içeri kurulurdum, çivisi kıçıma batan tahta sandalyeye, insanlar koro halinde çıtlatırlardı çiğdemi, ışıklar yandı mı koşardık, kalıp buzlarla soğutulmuş buz gibi gazoza.
Hasta olurdu hep annesi Ömerciğin, Ayşeciğin. “Sana ilaç getireceğim melek yüzlü anneciğim” derdi köh-köh öksüren veremli annesine Ömercik. Ömerciği, Ayşeciği sanki mahallemizden biri gibi görürdük. Hele o alamadığı balonlara iç çekerek bakakalan, karnı zil çalarken simidini sokak köpeğiyle paylaşan Ömercik, yüreğimizi cız ettirirdi.
Siyah beyaz ama aslında rengarenk günlerimizin çok geride kaldığını düşünüp öyle geçti ki zaman ve sinemayı bitirdi televizyon.
Gitti mi gelmiyor bir daha Ayhan Işık, nerede Sadri Alışık, Suphi Kaner. Hollywood’un bile yoktu Vahi Öz’ü. Azgın hizmetçi Mürüvvet Sim, ton ton aşçı Necdet Tosun, şapşal uşak Cevat Kurtuluş, röptoşambırlı kalantor Hulusi Knetmen, şoför Nubar Terziyan, karaktersiz Ebe Aliye Rona, vicdansız adam Erol Taş, at üstünde kız kaçırıp samanlığa atan Ahmet Tarık Tekçe, mafya babası Kadir Savun, kombinezonlu kötü kadın Suzan Avcı, kumarhaneci Kenan Pars, gülüşüyle Adiler Naşit, mimikleriyle Münir Özkul, dedikodu ustası Mualla Sürer neredeler? Kuzu budunu hart diye ısıran Danyal Toptan, bıyıklarını bükerek her türlü haltı yiyen, Hüseyin Baradan, kızların gazozuna hap atıp ırzına geçen Nuri Alço, kıtipoyoza tuzaktaki Orhan Günşıray, Neriman Köksal, küçük hanımefendi Belgin Doruk, güzel gözlü Fatma Girik, Müjde Ar, Muhterem Nur, Türkan Şoray, Emine’m dediğim Esen Püsküllü hani neredeler?
Fakir ama gururlu, onurlu hile-sepet döneminin çocuklarıyız biz.
Singin kardeşlerin arka bahçesini, Hasan Yetiş’in üst katında Emine ile kaçamaklarımızı, Kaptan Necdet abinin karakolu ev diye satışını, öğrenci kartını 1939 doğumlu yapıp Bekçi Gavr Ahmet’i kandırışımızı, tahta sedir, pamuk minder, saman yastık, yer hasırlarının olduğu, uzanıp yattığım Kemer’deki koca kavağın altını özlüyorum.
Zamora Adnan, Birses, Ekrem, Gültekin, Aksoy, Cihat, Kürt Hasan, Sinek Atilla, Arap Ünal, Sarı İrfan, Tebeşir Kemal, Arap Ertan, Ünal abi, Deniz, Bezaz Atilla, Haluk- Harun kardeşler, Avukat Nail ve ben Fahrettin, bir de arkamıza takılan Amigo Burhan ile yaz takımı kurup, sahil ilçe takımlarıyla maça gitmeyi özlüyorum. Büyüklerimizi sayarak, küçüklerimizi severek, kavga etsek de mertçe ve küsmeyi bilmediğimiz günleri özlüyorum. Fahrettin Şalış”
Geçmiş günlerini böyle anlatıyor Fahrettin Şalış.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ