Reklam
Reklam

Kıvılcımın marifeti

Abidin Sönmez
Abidin Sönmez
  • 12.09.2017
  • 92 kez okundu

Neden öfkeleniriz sorusunun yanıtı her birimiz için farklı olabilir. Ancak herkes açısından geçerli olabilecek sebepleri şu şekilde sıralamak mümkün: Aldatılmak ya da başka bir şekilde hoş olmayan bir duruma düşürülmek, haksızlığa uğramak, başkalarının gözündeki saygınlığımızın zedelenmesi.. Liste epeyce uzayabilir.
Çoğu durumda öfkemizi ortaya çıkaran sebep sadece bir kıvılcım. Kıvılcım çaktığında ani bir şekilde parlayıveririz. Sesimiz yükselir, kaşlarımız çatılır, hareketlerimiz keskinleşir.. Kıvılcım bardağı taşıran son damladır. Aslında sergilediğimiz öfke damlanın kendisine değildir. Öfke içimizde vardır. Kıvılcım yani bardağı taşıran son damla sadece onu ortaya çıkarmıştır.
Yaşadığımız birçok olay bizi üzer, sinirlendirir, moralimizi bozar. Edindiğimiz bir bilgi, aldığımız olumsuz bir haber, gördüğümüz, işittiğimiz irili ufaklı çok sayıda olumsuz gelişme.. Bunların her biri gerçekleştiğinde içimizdeki öfke fıçısı yavaş yavaş dolar. Yer kalmadığı zaman da bir sonraki gelişme kıvılcım görevi yapar. Sonrası ise bom! Öfkenin eline düşeriz.
İşin ilginç yanı sorulduğunda sebep olarak kıvılcım olayı gösteririz. Neden öfkelendin? İpe öyle bir asıldı ki perde aşağı düşüverdi, öfkelenmeyip ne yapsaydım? Herkesin içinde bana düşüncesiz demek istedi, benim yerimde kim olsa öfkelenirdi. Sinyal vermeden şerit değiştirdi, az kalsın ciddi bir kaza yapacaktık, o yüzden öfkelendim..
Öfkelenen kişinin o sıradaki durumu çok belirleyici. Ruhsal ve fiziksel olarak nasıl olduğu çok önemli. Üzgün, yorgun, uykusuz, canı sıkkın, hasta, endişeli, gergin.. Böyle durumlarda kolayca öfkeleniyoruz. Öfke için gereken son damlanın iri olması gerekmiyor. Ufacık bir kıvılcım bile yetiyor.
Kafamızın rahat olduğu, canımızın sıkkın olmadığı, her hangi bir sağlık sorunumuzun bulunmadığı zamanlarda ise öfke bizden epeyce uzaktadır. Böyle zamanlarda yukarıda verilen kıvılcım örneklerini çok umursamayız. Üzerinde durmayız.
İpe öyle bir asıldı ki perde aşağı düşüverdi demeyiz. Onun yerine; ipi ne kadar çekeceğini ayarlayamamış olmalı, herkesin başına gelebilir deriz. Bana herkesin içinde düşüncesiz demek istedi demeyiz de boş bulundu söyledi, aslında kötü bir niyeti yoktu deriz. Trafikte sinyal vermeden şerit değiştiren sürücüye öfkelenmeyiz. İnsan bazen sinyal vermeyi unutuyor, trafikte olur böyle şeyler der geçeriz. Kaza yapmadık ya deriz.
Özetle öfkelenmek yerine yapılan yanlışı anlaşılır hale getiririz. Art niyet aramak yerine yapılanı açıklarız, ona farklı bir açıdan bakmaya çalışırız. Genel olarak iyi durumda olduğumuz için böyle yaparız. Üzgün, yorgun, sıkkın, sinirli vb. olmadığımız için kıvılcımı göz ardı ederiz, savuştururuz.
Öfkelenmede kişilik yapısının önemi de fazla. Bazı insanlar genel olarak sinirli bir yapıya sahiptir. Öfke eşikleri çok düşüktür. Küçücük bir olaya öfkeleniverirler. Oysa bazı kişiler son derece rahattır. Böylelerini dünya yıkılsa aldırış etmez diye tanımlarız.
NE YAPMALI?
Öfke eşiğini yüksek tutmak gerek. Yani çok ciddi bir olay yaşanmadıkça öfkelenmemek gerek. Kolay mı? Değil. Çaba gerektirir. Alıştırma şart.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ