Reklam
Reklam

KARARLARIN ARKASI

Utku Kavcar
Utku Kavcar
  • 01.12.2017
  • 129 kez okundu

Geçen haftasonu İzmir’den Bodrum’a giderken her fırsat bulduğumda yaptığım gibi Pınarcık’ta kısa bir gözleme ayran molası verdim.
Tekrar arabaya binip hareket etmek üzereydim ki yaşlıca bir “annem” arabaya yaklaşarak camı açmamı istedi. “Milas tarafına gidip gitmediği mi, Bafa’ya kadar götürüp götüremeyeceği mi” sordu. Yolum üzeriydi zaten, buyur ettim.
Kısa yolda, kısa bir sohbetimiz oldu. Zaten ben daha sormadan o başladı anlatmaya…
Pınarcık’a muhtarı bulmaya gelmiş. Emlak vergisi ile ilgili öğrenmek istediği bir şey varmış. “Eskiden belediyelikken kolayca hallediyorduk, şimdi değişti her şey” dedi. Muhtarı bulamamış, evde bakıma muhtaç bir oğlu varmış, biraz dolmuş beklemiş. Beklediği aracın gelmesi gecikince epeyce telaşa kapılmış, evde onu bekleyen oğlunu düşünüp benden ricacı olmayı göze almış. Sohbetimiz bu kadar. Yukarıda da yazdığım gibi zaten ineceği yer yakındı, birlikte yolculuğumuz kısa sürdü.
Ben kendi yoluma devam ederken bu sohbeti sürdürdüm, tekrarladım kafamda.
Güzel ülkemde karar vericilerin aldıkları kararların etkisini tüm boyutlarıyla düşünmediklerini, düşünemediklerini, belki de sonuçlarla yeterince ilgilenmediklerini fark ettim bir kez daha. Bu sadece kamu otoritesi ile de sınırlı değil üstelik. Özel sektörde de çok farklı aslında. Ancak kamusal kararlar tüm yurttaşları etkilediği için üzerinde daha özenle ve uzun uzun düşünülmesi, değerlendirilmesi gerektiği çok açık.
İşin kötü tarafı kararlarımızın olası tüm etkilerini düşünmeme durumu sanırım kültürel ve bence bu kültürün devamıdır “insana değer vermemek”. Basit bakışla insanımıza değer verseydik insan hayatını kolaylaştıracak çözümlere yoğunlaşırdık, devlet mekanizmasının (ya da kurumun) hayatını kolaylaştıracak olanlara değil.
Bir tek annenin bilgi almak için geldiği bir yerden, evde bıraktığı evladına dönme telaşını içimizde hissetseydik sanırım, önce vicdanımızı da dinler sonra kararımıza son şeklini verirdik.
İnsanı kendi odağımıza, kurumlarımızın odağına koymadığımız sürece bir birimizi hak ettiğimiz biçimde anlayamayacak ve üzmeye, üzülmeye devam edeceğiz.
Dönüşüm özde oldukça basit. Söylemesi kolay yapması zor biliyorum ama yazmadan geçmeyeceğim;
“Sana nasıl davranılmasını istiyorsan çevrene öyle davran”.
Odağına kendini, insanı koy, her şey çok daha güzel olacak.
(Bu konuya biraz daha farklı bakan yazım için 28 Temmuz YOLDA’yı okuyabilirsiniz.)

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ