| TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK |
|
|
|
| Yazar Cem Tölek |
|
Önümüzdeki Pazartesi günü 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlayacağız. Benim yazma günüme denk gelmediği için önceden yazayım istedim. Kadınlar bizim en değerli varlıklarımız, en kutsal değerlerimiz. Bazı vakitler oluyor ki onlarla da olamıyoruz, onlarsız da. Ama kesin olan şudur ki kadınsız bir dünya düşünmek imkansız gibi geliyor. Her şeyimiz onlarla yürüyor, onlarla tamamlanıyor, bu hikaye doğar doğmaz anamızın memesinde başlamıyor mu? Kutsallıkları ve değerli oluşları dinimizin içinde bile var Peygamber Efendimizin hadisiyle perçinlenmiş, sımsıkı. “Cennet ananın ayağı altındadır” sözü sadece onlara layık görülmüş, onlara armağan edilmiştir. Bazen biz erkeklerin işine gelmediği kolaya kaçmak istediğimiz zamanlarda “Bekarlık Sultanlık” tek başımıza yaşarız deyiveririz. Peki çorabını yıkayan, yemeğini pişiren bir sultan gören var mı aramızda? Olmaz, kadınlarımız olmadan, eksik kalırız. Fakat ülkemizde kadın olmak zor bir kavram hala kadınlarımız tam istedikleri yerlerde olamamışlardır. Ülkenin üretiminde, ilerlemesinde, siyaset sahnesinde çok azınlıktalardır. Kadın başbakanımız, kadın valimiz, kadın belediye başkanlarımız, kadın milletvekillerimiz, kadın bakanlarımız olduğu halde bugün iş dünyasının en başında bir kadın olduğu halde maalesef büyük bir kadın nüfusu atıl durumda ve geri planda tutulmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde kadınlar çok ön planda ve çok önemli yerlerde görevlendirilmiş ve fevkalade başarılara imzalar atmışlardır. En yakın örneklerinden birini verecek olursak Avrupa’nın ileri seviyesindeki bir ülke olan İspanya’da 17 kişilik kabinenin 9 tanesini bayan bakanlar oluşturmaktadırlar ve İspanya’nın kaderine damga vurmaktadırlar. Ülkemizde ise sadece 2 kadın bakan görev yakmaktadır. Devletin başında görevde bulunan kadın bakan yüzdelerine bakıldığında % 57’yle Ruanda, % 43’le Küba şampiyonluğu elde tutmaktadırlar. Ülkemizde kadınların siyasete katılım yüzdesi 9.1 olarak açıklanmaktadır. Oysa dünya ortalamasına bakıldığında bu oran % 18’e tekamül etmektedir. Yani birçok işte geride bırakıldıkları gibi siyasi arenada da Türk kadınları çok eksikler, çok azlar. Aslında oturup bir baksak, bir incelesek Türk kadınını çok gurur duyulacak işler yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’te kadına olan önemi ve güveni her fırsatta anlatarak ve Türk kadınını överek onların toplumdaki yerlerinin çok daha yükseklerde olmasını sağlamıştır. Türk kadını birçok batılı devletlerden önce bir takım imtiyazlara sahip olmuşlardır. Kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını adeta tepside sunarcasına kadın erkek eşitliğinin en büyük atağını başlatmıştır. Kadınların ülkenin her kademesinde görev alması ve söz sahibi olması adına adeta çırpınmıştır. Atamız Atatürk, milletin geçmişindeki ve özünde var olan fakat özlem haline getirilmiş bir hakkı bir duyguyu devlet varlığına geçiren devrimci olmuştur. “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” Sözleriyle de Türk kadınının önemini en güzel şekilde ifade etmiştir. Ve Atamızın güvendiği Türk kadını da onu hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmamıştır. Cephede olmuşlar bazen! Kurtuluş Savaşında tarihe yazdırırlar adlarını taki tarih kitaplarına girene kadar. Cephelere mermiler taşırlar kaldırılamayacak kadar ağır olsada. Yurdun savunmasına faydalı olabilmek vatını düşman işgalinden kurtarabilmek için cephede yaralar sararlar şifa dağıtırlar o mübarek öpülesi elleriyle Fatma çavuş olurlar, Halide Edip onbaşı olurlar, Sabiha Gökçen olurlar. Vatan müdafası söz konusu olunca Asena’dır her biri gözlerinden ateş çıkartır düşmana Gazi Mustafa Kemal gibi. Kahramandır TÜRK kadını. *** Annedirler bazen Çocuklarına kol kanat geren yemeyip yediren, içmeyip içiren, giymeyip giydirendirler. Çocuklarının gözlerine baka baka büyütürler koklaya, koklaya. Uykularını bölerler geceler boyu, azıcık hastalanıverse çocukları üzüntüden kahrolurlar. Ninnilerini söylerler taki büyüyene kadar çocukları, binlerce kere. Nekadar büyürseniz büyüyün hep çocuksunuzdur onların gözünde inanmazlar büyüdüğünüze hep aynı sevgiyle çocuk gibi severler. Bedelsiz, karşılıksız severler. Tek istekleri tek duaları sadece iyi olmamız üzerinedir. Elleriyle gözleriyle büyüttüğü evladını kınalarla askere yollar. Davulla zurnayla yolladığı evlat bazende bayrağa sarılı gelir şehit düşer vatan uğruna. Şehit anası olur ağlaya, sızlaya ama dimdik selam verir oğluna vatan sağolsun diyerek uğurlar. Güçlüdür TÜRK kadını. *** KURBANDIRLAR BAZEN! Töreler vardır dönülmeyen, bozulmayan kurallar dolu. Daha ufacıkken alınır, satılırlar birer mal gibi. Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş, tüm hayallerini tüm rüyalarını, tüm arzularını ertelemiş ufacık kadın olmuş, oyuncak bebeğiyle oynaması gereken yerde kendi çocuğunu almış kucağına. Doğdum, büyüdüm, yaşamadım, öldüm, öldürüldüm diyecek kadar şanssız kadınlarımız. Niye doğup, niye öldüğünü bile anlayamayan. Çilelidir TÜRK kadını. *** HESAP UZMANIDIRLAR BAZEN Açlık sınırının altındaki maaşlarla, bütçelerle sofra kurar bizim kadınlarımız. Hiçbir hesap uzmanının içinden bile çıkamayacağı şekilde ocak tüttürürler. Kurdukları sofralara yüreklerini, sevgilerini koyarlar şaşar kalırsınız. Yoktan var ederler. Akıllıdır, zekidir TÜRK kadını. Namusludur, cefakardır, fedakardır, asildir, güzeldir, tertemizdir TÜRK kadını alnı açık, yüreği sağlam, aslan gibidir TÜRK kadını. Peki bu kadar büyük meziyetlere sahip olan kadınlarımızı sadece bir gün anmak onları 8 Mart’a sığdırmak yeter mi, tarihlere sığdırılamazken. Tabi ki yetmez! Onların borcu ödemekle de bitmez, bitirilemez. Türk toplumunun gelişip yükselmesinde büyük önemi olan kadınlarımıza yine Mustafa Kemal Atatürk’ün çok güzel bir deyişini hediye etmek istiyorum yazımın sonunda. “Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptirki, her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha nice büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.” 8 Mart Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun. Tüm kadınlarımızın önünde saygıyla eğiliyorum. |
|
Muğla kıymete bindi! |
| Kazım Tokuç | |
|
SEN SUS; YUMRUKLARIN KONUŞSUN |
| Ahmet Bayrak | |
|
AH ‘O’ EŞEKLER! |
| Bedri Özer | |
|
Taylan ve sonrası… |
| Hasan Önkaş | |
|
Marmaris karışmıyor, birleşiyor |
| Rifat Kalakoğlu | |
|
TANRIÇA HEKATE’NİN, ALTIN ROZETİ!.. |
| Ali Tutulmaz | |
|
PERFORMANS VE ETKİNLİK ÖLÇÜSÜ |
| Şadan Gürsel | |
|
TÜRKİYE AYAĞA KALKAR |
| Metin Cangör | |
|
DOĞA İNTİKAM ALIYOR |
| Cem Tölek | |
|
Çocuklara "yeme alışkanlığı" nasıl kazandırılır? |
| Serdar Şatırlar | |







![]() | Bugün | 452 |
![]() | Toplam | 257970 |