| AYAR BOZULUR! |
|
|
|
| Yazar Bedri Özer |
|
“Zaman” kavramı sadece insanlar için geçerlidir. Hayvanların zamanla işi yoktur. “Öleceğini bilen tek canlı insan”dır. Böyle bir bilgiyi okuduktan sonra, aklıma bazı sorular düştü. Paylaşmayı düşündüm… Hayvanlar doğumlarını ve ne kadar yaşayacaklarını bilmedikleri gibi; ölümlerinin zamanlamasınıda hesaplayamadıklarını öğrendim… Doğrudur… Ancak sezgileri ile o zamanı anlayabileceklerini düşünüyorum. Bizim yaşlı bir kedimiz vardı. Birgün kayboldu ve bir daha ortaya çıkmadı. Ölmüş olabileceği söylendi; zira kedi öleceğini hissettiğinde gider kaybolurmuş… Bir halk bilgisi… Çocukluğumda öğrenmiştim! Bu belki bir tahmindir, böyle olabileceği düşünüldüğünden ortaya atılmış; böyle izah edilmişti… Ölüm zamanı normal şartlarda insanlar tarafından da bilinmiyor; hastalık halleri hariç… Yaşam zamanlamasının yaratıcı tarafından belirlendiği kabul edilir; inançlarımıza göre… İnsan doğumunu ve nasıl gerçekleştiğini biliyor. Günümüzde doğumdan sonraki ilk dakikalar canlı olarak kamera ile kaydediliyor ve bu kayıtlar her yıl; ölünceye ve daha da ötesinde gömülünceye kadar belgeleniyor… Aslında, doğumla birlikte ilginç bir süreç yaşıyoruz… Anne’den doğum yoluyla ayrılış; ölüme yönelişin ilk başlangıcı oluyor… Bu gerçek hiçbir zaman aklımıza gelmiyor; gelmeside gerekmiyor, zira bunu düşünürsek hayatın akışına ters düşecek bir durum ortaya çıkar… Doğumlar sevinçle, heyecanla ve mutlulukla sonuçlanır. Bu heyecan ölünceye kadar tekrarlanır… Doğuma sevinç gözyaşı dökenler; sonunda doğan kişinin gözyaşlarıyla toprağa verilir… Yazıyı yazarken aklıma şu soru geldi… Şöyle düşündüm… Acaba, insan öleceği yılı, günü ve o an’ı bilseydi yaşamını nasıl şekillendirirdi? Hayata nasıl tutunur, zevklerini nasıl değerlendirir ve hırslarına nasıl gem vururdu?... Acaba vururmuydu?... Yaşam yine bugün yaşandığı gibi mi sürer, yoksa o bilinç doğrultusunda başka şekildemi oluşurdu? Hırs, kin, öfke, hiddet şiddet, vurup kırma, öldürme gibi psikolojik travmalar azalır veya ortadan kalkarmıydı?... Aşk, sevgi, mutluluk ve ılık duygular o bilinçle ne denli oluşur, şarkılar türküler nasıl bestelenirdi? Doğayı nasıl severdik? Hayvanların kuşların sesini duygularımızla nasıl bütünleştirirdik? Ormanlar, nehirler, kır çiçekleri, o bilinçle ne denli etkili olurdu? Ben bir şeye inanıyorum! Bilim adamları ve tıp teknolojisi normal ölümle ilgili zaman dilimini, gününü ve hatta saatını tesbit edebilir; belkide edebiliyorlar… Ancak insan psikolojisi ve yaşam kurgusunun pek çok değişikliğe uğrayabileceği endişesiyle bu konuya ilgi duyulmaz… Aman duyulmasın; daha iyi, öğrenipte n’olacak… Sonra balans ayarını bozarız... |
|
Muğla kıymete bindi! |
| Kazım Tokuç | |
|
SEN SUS; YUMRUKLARIN KONUŞSUN |
| Ahmet Bayrak | |
|
AH ‘O’ EŞEKLER! |
| Bedri Özer | |
|
Taylan ve sonrası… |
| Hasan Önkaş | |
|
Marmaris karışmıyor, birleşiyor |
| Rifat Kalakoğlu | |
|
TANRIÇA HEKATE’NİN, ALTIN ROZETİ!.. |
| Ali Tutulmaz | |
|
PERFORMANS VE ETKİNLİK ÖLÇÜSÜ |
| Şadan Gürsel | |
|
TÜRKİYE AYAĞA KALKAR |
| Metin Cangör | |
|
DOĞA İNTİKAM ALIYOR |
| Cem Tölek | |
|
Çocuklara "yeme alışkanlığı" nasıl kazandırılır? |
| Serdar Şatırlar | |







![]() | Bugün | 420 |
![]() | Toplam | 257938 |