Reklam
Reklam

İHTİYAÇ MI?

Utku Kavcar
Utku Kavcar
  • 18.12.2018
  • 959 kez okundu

Satış eğitimlerinin temel konularından biri insanın neden satın aldığına dair eğitime katılanlarda farkındalık yaratmaktır. Neden satın alırız? Sorusu genel olarak “ihtiyaç nedeniyle” diye yanıtlanır. Ardından gelen sorularla aslında satın alma kararında ihtiyacın tek başına belirleyici olmadığı hatta sanılanın aksine oldukça da önemsiz olduğunu görür, kavrar katılımcılar.
Yakında okuduğum bir makale yukarda aktardığım eğitim sürecini hatırlattı bana. Daha önce bilmediğim, yeni öğrendiğim “Diderot Etkisi”nden söz ediyordu makale. İsim çağrışım yapmıştır sanırım Aydınlanma Çağının ünlü Fransız yazar ve filozofu Denis DİDEROT’dan alıyor adını konumuz etki.
Hikayenin başlangıcı biraz farklı anlatılıyor. Bir görüşe göre;
1765’te, Rus İmparatoriçe 2.Katerina DİDEROT’nun paraya ihtiyacı olduğunu duyar. İmparatoriçe, yazarın tüm kütüphanesini satın alır. Kitapları evinde tutmasını söyler. Bir kütüphaneci bulur ve 25 yıllık maaşını peşin öder. DİDEROT gelen parayla kendisine kırmızı bir robdöşambır alır. Bir diğer görüşe göre ise bir arkadaşı hediye eder bu özel ve güzel giysiyi.
Bundan sonrası her 2 görüşte de paralel ilerliyor. Yeni robdöşambır kırmızıya çalan güzel rengi ve kadife dokusuyla kahramanımıza kendini çok iyi hissettirir. Bu hoş duygu ile çalışma masasına oturan DİDEROT çalışma masasının çok eskimiş olduğunu fark eder ve hemen ardından eskiyen ve modası geçen tek şeyin çalışma masası olmadığını düşünür. Masa, kitaplık, halı vb. odadaki her ama her şeyi değiştirmesi gerektiğine karar verir.
Yeni giysi, yeni bir referans noktası olmuş ve diğer tüm eşyalar bu referans noktasından bakıldığında değersizleşmiştir. DİDEROT hızla, artık kendine değersiz gelen beğenmediği eşyalarını değiştirmeye başlar. Ancak işi bittiğinde derin bir pişmanlık ve mutsuzluk hisseder.
DİDEROT bu sürece bütünlük duygusunu koruma eğilimimizin yol açtığını söyler. Yeni robdöşambır, (kendi deyimiyle ‘asil’ eşya) diğer eşyalarına uymamış, bütünlüğü bozmuştur. Bütünlüğü yeniden sağlama çabası da eşyaların tek tek değiştirilmesine yol açmıştır.
Tüketim davranışlarımız söz konusu olduğunda bu eğilimin yol açtığı sonuçları birçoğumuz günlük hayatımızda sıklıkla yaşıyoruz değil mi? Çoraba uygun ayakkabı, ona uygun çanta, ona uygun kaban derken alma açlığımıza kurban oluyoruz sıklıkla.
Yazarımızın yaşadıklarını kaleme aldığı makalede şöyle der;
“Neden saklamadım onu sanki? O bana alışmıştı, ben de ona… Vücudumun bütün kıvrımlarını sarıyordu. Diğeri kaskatı ve kolalı, beni hantal gösteriyor. Oysa eskisi tüm ihtiyaçlarımı karşılıyordu. Tozlanan kitapları eteği ile silebiliyordum. Üzerindeki çizgiler edebiyatı, yazarı, çalışan adamı anlatırdı. Oysa şimdi işe yaramaz bir zengin adam havası geldi üzerime. Kimse kim olduğumu bilmiyor. Onun içindeyken sakarlık etmekten korkmazdım. Eski robdöşambırımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum… Saygı ve hayranlık duyduğum şu kıymetli giysiye lanet olsun. Nerede benim o eski, alelade kumaştan, mütevazı, rahat çaputum?… Dostlarım, eski dostlarınızı muhafaza ediniz. Dostlarım, varsıllığın size dokunmasından sakınınız. Benim durumum size ibret olsun. Yoksulluğun kendine has özgürlükleri vardır, zenginliğin de mahzurları… Hepsi bu değil dostlarım. Lüksün tahribatına, sürekli artan lüksün neticelerine bakın. Eski robdöşambırım, etrafımdaki diğer döküntülerle uyum içindeydi. Hasır bir sandalye; tahta bir masa; birkaç kitabı taşıyan bir eski kitaplık; çerçevesiz, isli birkaç gravür; bu gravürlerin arasında havaya kalkmış birkaç sıva parçası, bütün bunlar eski robdöşambırımla ahenkliydi. Şimdi her şey bozuldu, uyum, birlik ve güzellik yok oldu!”
Artık siz de sadece ihtiyaç duyduğunuz şeyleri satın almadığınızı düşünüyor musunuz? Aslında zaten bunu biliyordunuz değil mi?

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ