Reklam
Reklam

HAYAL ŞEHİR-I

Nilgün Önkaş
Nilgün Önkaş
  • 10.09.2019
  • 124 kez okundu

Bir Arap düşünürü “Bilgim çoğaldıkça şehir küçülüyor” demiş. Eskiden memleketinde ilim tahsili alan gençler, özellikle şairler, doğduğu doyduğu topraklara belli bir yaşta veda ederek bilgi, görgü ve bilgisini daha da çoğaltmak için edebiyat şehri İstanbul’a gitmişlerdir. İstanbul onlar için hayal şehirdir.

Edebiyat, İstanbul olmasa çok çok eksik kalırdı. İstanbul’un havasından, suyundan, kültürel ortamından o kadar çok beslenen sanatçı oldu ki… Şarkılarda İstanbul… şiirlerde İstanbul… filmlerde İstanbul… mimaride İstanbul… musikide İstanbul… resimde İstanbul…

İstanbul deyince aklıma martı gelir.
Yarısı gümüş, yarısı köpük…
Yarısı balık yarısı kuş…
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir,
Bir varmış, bir yokmuş.

diyen Ahmet Hamdi Tanpınar’dan,

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

diyen Orhan Veli’ye…

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

diyen, Necip Fazıl’dan

Edipler şairler yetişmiş sende
Ehli aşklar yanmış tutuşmuş sende
Bir aciz kimseyim Veysel’im ben de
Seversen olayım yarin İstanbul.”

diyen Aşık Veysel’e ve daha nicelerine ilham veren, kaderlerine şairlik payesi biçen İstanbul…

İstanbul üzerine yazılanlar, külliyatlar oluşturacak kadar çoktur. İstanbul anlatılmaz yaşanır diyenler bir tarafa… Ustaca anlatabilenler İstanbul’a manevi olarak apayrı bir değer ve güzellik katmışlardır.
İki kıta üzerinde kurulu, geçmişinde sırasıyla üç büyük imparatorluğa Roma, Bizans ve Osmanlı’ya başkentlik yapan İstanbul… Bu 3 imparatorluğun tarihi izleri. Roma ve Bizans İmparatorlukları, sonrasında 1453 yılı ile fetih sonrası İstanbul, Mimar Sinan’ın üstün dehası ile özgün mimari eserleri… ve daha nice tarihi ve doğal güzellikleriyle şairlerin kalemlerini güzelleştiren şehir…

İstanbul’un eşsiz, benzersiz coğrafyası…” İstanbul’un evsafını mümkün mi beyan hiç” der Nedim şiirinde, gerçekten de İstanbul vasıfları saymakla bitmeyecek kadar çoktur, eşsiz bir hazinedir. Gerçekten İstanbul’u tasvire hiçbir kelam yetmeyecektir.

Hepimizin bir gönül bağı var İstanbul’la. Divan şairi Nedim, “Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedadır” der. Bir taşı için bütün bir İran ülkesi feda edilecek kadar değerlidir İstanbul. Taşı toprağı altın şehirdir İstanbul.

“Dünya imparatorluk olsa başkenti İstanbul olurdu” diyen Napolyon, “Tanrı ile insanın el ele verip oluşturduğu dünyadaki en muhteşem görüntü, İstanbul” diyen Fransız edebiyatçı Lamartine hatıra geliverir İstanbul deyince. Seyahatnamesinde İstanbul güzelliklerine, esnafına, esnaf loncalarına ve iş yerlerine dair ayrıntılı bilgiler veren Evliya Çelebi, İstanbul’u başka anlatır. İtalyan yazar Edmondo de Amicis İstanbul adlı kitabında başka anlatır İstanbul’u ama hepsi de eşsiz benzersiz bulup anlatır.

Herkes için bir başkadır İstanbul. Kıtaların birbirine değecek kadar birleştiği noktada içinden bir de deniz geçen tek şehri anlatmaya hiçbir kelam yetmeyecektir. İstanbul, camileri¸ müzeleri, külliyeleri¸ köşkleri, konakları, hanları hamamları, çeşmeleri¸ sarayları, sarnıçları ile bir kültür mozayiğidir. İstanbul, içerisine girdiği her eseri olağanüstü bir ahenkle eşsiz kılar.

İstanbul sadece bir mekan olarak değil¸ gönüllerde taht kurmasıyla bilinir daha çok ve bu gözdelikle eserlerde ve özellikle de şiirlerde hak ettiği yeri alır. İstanbul pek çok unsur ile anılır ancak şair ve şiir dediğimizde İstanbul bir başka derinleşir… Yahya Kemal Beyatlı’nın “Süleymaniye’de Bir Bayram Sabahı”nda başka derinleşir, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı eserinde başka derinleşir. Nedim’den Şeyh Galip’e¸ Yahya Kemal’den Necip Fazıl’a¸ Sezai Karakoç’tan Cahit Zarifoğlu’na başka başka derinleşir…

Lamartine’e ”Dünyaya son kere bakacaksın deseler, İstanbul’un Çamlıca Tepesinden bakmak isterim” dedirten İstanbul. İki kıta üzerinde oturan şehir. Dünyanın en eski yerleşim mekanlarından, binlerce yıllık tarihiyle, yaşanmışlıklarıyla, geçmişten günümüze her zaman önemli olan ve gün geçtikçe daha da önem kazanan bir şehir, medeniyetler beşiği… İnsanı besleyen, ruhunu aydınlatan eşsiz şehir…

Kendini beslemek isteyenler için ilham İstanbul’un içinde, tarihi dokusu ile her zaman kendine hayran bırakan, romanlara, şiirlere konu olan şairlerin hayal şehri… İnsanı her zaman şaşırtan ve her daim keşfedilecek yeni bir tarafı olan İstanbul…
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Yahya Kemal Beyatlı

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ