Reklam
Reklam

DİNLEMENİN KATMERLİSİ

Abidin Sönmez
Abidin Sönmez
  • 13.11.2018
  • 116 kez okundu

Bazı kimseler karşısındaki konuşurken susmaya özen gösterir. Dinlemek gerektiğini bu nedenle de susmanın şart olduğunu düşünür. Oysa dinlemek ve susmak iki ayrı eylem. Birinin diğeri yerine geçmesi söz konusu değil.
Hem konuşup hem dinlemek başka bir konu elbette. Ender de olsa bunu başarabilenler bulunabilir. Ancak hayatın olağan akışı içinde ya dinlemek ya da konuşmak zorundayız. İkisini bir arada yapamayız. Birini seçmek durumundayız.
İkili görüşme sırasında karşımızdaki konuşurken onun söylediklerini arada bir kısaca tekrarlamak etkili şekilde dinlememizi sağlar. Görüşmenin seyri ve verimi açısından çok yararlıdır. Fakat sözü ele alıp uzun açıklamalara girişmek, karşıdakine devam fırsatı vermeden sık sık kısa tekrarlar yapmaya çalışmak konuşmayı zora sokacak bir yaklaşım. Bundan kaçınmak gerekir.
Söylenenleri tekrarlama doğal bir sıklık içinde yapılmalı. Bize derdini anlatmaya çalışan birinin her söylediğini özetleme çabası içine girersek dinlemekten çok konuşmaya başlarız. Bu da bir süre sonra yaptığımız görüşmeyi, sohbeti verimsiz hale getirir. Kendiliğinden olmalı. Her hangi bir abartı ya da kısıtlama olmadan yapılmalı. Arada bir söze girip ne anladıysak onu özetlemeliyiz. Bunu, onaylayan, merak eden ya da ortamda var olan duyguyu –üzüntü ya da mutluluk- paylaşan bir tavırla yapmalıyız. Onaylamadığımız, karşı çıktığımız şeyler de olabilir. Hayat her zaman güllük gülistanlık değil elbette. İtiraz etmenin de yolu yordamı var.
Seri bir şekilde araya girip bir kaç söz söyleyivermek… Kısaca tekrar ederek dinlemek için yapılması gereken sadece bu. Zaten taraflar karşılıklı şekilde birbirini dinleyerek konuşma eğiliminde olursa sorun çıkmaz. Neyin, ne zaman ve ne şekilde yapılacağına ilişkin endişeler azalır. Konuşan konuşmakta, dinleyen de dinlemekte zorlanmaz. Görüşme kendiliğinden akar gider.
Dikkat edilecek noktalardan biri de konuşmayı sekteye uğratmamak. Tekrarlayacağım diyerek sözü ele alıp bırakmama, konuşanı duraklatma ya da söze balıklama dalma gibi girişimler konuşmanın seyrini bozabilir.
Bir şey söylemek istediğimiz zaman başımızı hafifçe öne çıkarırız, elimizi “bir dakika” der gibi kaldırırız ya da ani bir hareketle ağzımızı açarız. Bu gibi davranışlar konuşmak istediğimizi karşı tarafa bildiren jest ve mimikler.
Bizden böyle bir jest ya da mimik algıladığı zaman konuşmakta olan kimse ister istemez susar ya da en azından yavaşlar. Merak eder. Her hangi bir itirazımız olup olmadığını, varsa itirazın ne olduğunu anlamaya çalışır. En azından dikkati dağılır ve konuşma verimi azalır. Bunlara izin vermemek gerek.
Kısaca tekrarlamak için sözün bize geçmesi gerekmiyor. Söz almak zorunda değiliz. Konuşan kimsenin sesini düzenlemek amacıyla verdiği kısa araları kullanmak en iyisi. O sırada konuşuvermek, söyleyiverip geçmek yeterli.
Bize bir şey anlatan kimsenin söylediklerini zaman zaman tekrarlamamız sakıncalı değil. Bu şekilde dinlemek, konuşmak sayılmaz. Bu bir dinleme şekli, hem de katmerlisinden. O nedenle söz kesme endişesiyle sus pus olmanın gereği yok.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ