Reklam
Reklam

Cumhuriyete Borcumuz Var

Selahattin Sapmaz
Selahattin Sapmaz
  • 14.11.2018
  • 165 kez okundu

Son okuduğum kitap, Muğla Yeşilay Derneği Başkanı Muhittin Turgut’un bana verdiği kitap oldu,
Prof. Dr. İsa Eşmenin Cumhuriyete Borcumuz Var kitabı. Bilgi Başarı yayınlarından , 190 sayfa, Mart 2017 de çıkmış çeşitli yayınlarda çıkmış 37 yazıyı içeriyor.

Prof. Dr. İsa Eşme,1 Nisan Devrek doğumlu. Kastamonu Göl Öğretmen Okulu, İstanbul İlköğretim Okulu, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve İstanbul Üniversitesinde okumuş. 1977 de üniversiteye geçerek katı hal fiziği alanında , 1983 de doktor, 1989da doçent, 1995 te profesör olmuş. YÖK üyeliği ve YÖK Başkan Vekilliği yapmış.

Evli ve iki çocuk babası olan Eşme’nin katı hal fiziği, fizik, fen eğitimi , öğretmen eğitimi, eğitim tarihi , eğitimin güncel sorunları ile ilgili yayınları gazetelerde ve dergilerde çok sayıda yazısı bulunmaktadır.

“Cumhuriyete Giden Yol” yazısı , 3 Mart 2010 da Bursa’da yapılan Konferansta verilen yazıdır. Yazıda, Cumhuriyet’in kuruluşuna ve ardından gerçekleştirilen devrimlere, bu coğrafyada son 200 yılda yaşanan olaylar bütünlüğü içinde bakıldığında, Anadolu aydınlanmasının büyük bir mucize olduğu görülür.
Son yıllarda yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye , insanca yaşama, demokrasi açısından ve bu konuda gelişmişlik düzeyi açısından halen bulunduğu coğrafyanın ayrıcalıklı ülkesidir.

Aynı konferansta Devrimlerin Mührü, Öğretim Birliği Yasası başlığı altında, 3 Mart 1924 de çıkarılan 430 sayılı Öğretim Birliği Tevhidi Tedrisat yasası vardı. İsmet Paşa’nın Mayıs 1925 de Öğretim Birliği ile ilgili öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmada, “Tevhid-i Tedrisat’ın bazılarınca kötü yorumlanacağını , öncülük edenlerin dinsizlikle suçlanacağını biliyorduk. On sene sonra, bütün dünya ve şimdi bize karşı olanlar, tuttuğu yoldan din namına endişe edenler, göreceklerdir ki Müslümanlığın esas temiz , saf, en hakiki şekli bizde tecelli eylemiştir. “

Öğretmen Dünyası, Kasım 2013 te Cumhuriyetin En Radikal Atılımı , “Harf Devrimi başlığı altında, tüm hazırlıkların tamamlandığında ,uygulama konusunda komisyon görüşünü sunmak üzere , Falih Rıfkı Atay görevlendirilir. Bir on yıllık uzun , bir de beş yıllık kısa dönem teklif var, der. Arada bir harp, bir iç buhran , bir terslik oldu mu, bizim yazı Enver’in yazısına döner. Hemen terk olunuverir.”

Cumhuriyet Gazetesinin 1 Ocak 2004 günü, Mustafa Necati başlıklı makalede, “Mustafa Necati, halkını iyi tanıyan, yürekli bir Atatürkcüydü. 14 Ağustos 1928 de Anadolu Ajansına verdiği demeçte, halkın Atatürk ile ilgili gözlemlerini , Türk ulusu , bir gönül olmuş ve bütün kalplerden toplana toplana Mustafa Kemal olmuştur.”

Milliyet Gazetesinin , Hasan Pulur , 1 Aralık 2001 günü köşesinde, “Ankara’da Böyle Bakanlar Vardı başlığı altında, İzmir’de öğretmenler uzun süreden beri maaşlarını alamazlar ve bakana durumu bildirirler. O yıllarda öğretmen maaşları il bütçesinden ödenmektedir. Mustafa Necati valiye telgraf çekerek , Öğretmen maaşları 24 saat içinde ödenmelidir. Eğer ödenmezse , öğretmenlerimin hepsini , maaşlarının ödenebilecek bir ile atayacağım. Ertesi günü öğretmenlerin maaşları ödenir.”

Cumhuriyet Işığı Köylere Yöneliyor başlığı altında verilen yazıda , “Çocuğun konuşamamasını kusur saymıyorum. Bunlar yedi yüzyıl konuşturulmadıkları için durumu doğal karşılıyorum. Konuşturun ve düşünmeye , düşündüklerini rahatça söylemeye alıştırın. İlk yapılacak iş bu ,” diyen bakanlık yetkilisi İsmail Hakkı Tonguç tür.

Cumhuriyette 17 Nisan 2010 da Köy Enstitüleri ve 1946 Kavşağı başlığı altında, “1946 kavşağında, Köy Enstitüleri ve kurucularının başına gelenler şunu bir kez daha göstermektedir, Köy Enstitüleri , demokrasiye geçişte, demokrasinin olanakları bir fırsat olarak kullanılarak , acımasız bir saldırıya uğramış ve sonunda hoyratça feda edilmiştir. Enstitülere yönelik suçlamaların dayanaktan yoksun olduğu ve bambaşka amaçlarla ortaya atılmış olduğu yıllar itiraf edilmiştir.”

Cumhuriyet Gazetesinde, 14 Nisan 2009 da çıkan, Köy Enstitüleri Neden Kuruldu ,Neden Kapatıldı başlığı altında, CHP Milletvekili Kinyas Kartal şöyle diyordu , “Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Köy Enstitüleri , bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücünden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik kapattık.”

Cumhuriyet Gazetesinde, 6 Temmuz 2007, Mustafa Kemal’i Anlayamamak , yazısında Milletvekili, Bakan ve Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan AKP li Köksal Toptan, “1996 da hac ibadeti için Arabistan’a gider. Bu ülkedeki yaşam biçimini ve yaşadığı düzensizlikleri görünce, hac dönüşünde defterine şu üç cümleyi not eder, Büyük Atatürk , Senin büyüklüğünü bir kez daha gördüm, Demokrasiden iyi bir rejim yok, Laiklik o kadar önemli bir şey ki, demektedir.”

Milliyet Gazetesi, İnternet Gazetesi, 2003 te, Resim ve Müzik Dersleri Kalkıyor mu , başlığı altındaki yazıda, “Cumhuriyetin başından hatta Osmanlı’nın Tanzimat okullarında bile güzel sanatlar eğitiminin önemi bilinirken , Amerika’dan Ugandaya kadar tüm dünya ülkelerinde Resim ve Müzik Dersleri okutulurken bizim ülkemizde hangi düşünce ile bu dersler kaldırılmaktadır.”

Erdal Atabek ile söyleşi, Eğitim Üzerine Söyleşi konulu yazıda
“Anadolu’da yeni açılan bu kurumlarda, üniversite eğitimi orta eğitim düzeyine, indirgenecek Kaynağı kadrosu olmayan bir binanın kapısında üniversite tabelası olsa da o mekanda üniversite eğitimi yapılamaz.”

Cumhuriyet Gazetesinde, 1 Mart 2008 de, Tevhid- i Tedrisatat tan Günümüze Eğitim başlığı altında, “Osmanlının yıkıntılarından Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal , bu coğrafyada varlığımızı sürdürebilmek için, batı ile aramızdaki 200 yıllık farkı kapatmak zorundaydı.”

Cumhuriyet Gazetesinde , 2 Aralık 2010 tarihinde çıkan ,18 Milli Eğitim Şurasında Tartışılanlar, başlığı altında,” Şurayı öncekilerden ayıran en büyük fark , Şuranın ilk kez Ankara dışında yapılmasıdır. Türk eğitim sistemi alanında isim yapan ve hizmetleri olan birçok eğitimcinin davet edilmeyerek katılımcıların daha çok belli siyasi görüşteki gruplardan seçilmiştir.”

Cumhuriyet Gazetesi, 8 Şubat 2006 daki, Toktamış Ateş’e Açık Mektup yazıda,” Bugün üniversitelerin adeta bir kuşatma altında olduğunu, YÖK ün bugünkü yapısıyla, Cumhuriyetin aydınlanma temelleri ve bilim yuvaları olan bu kurumlara sahip çıkmak için gösterdiği direnci ve çabalarını belki sırça köşklerde yaşayanlar yeterince bilmiyor ya da ilgi duymuyor olabilir. Ancak siz, akademisyen kimliğiniz ve zaman zaman savunduğunuz görüşleriniz nedeniyle bu çabalarımızın farkında olmalısınız diye düşünüyorum.”

Cumhuriyet Gazetesinde, Leyla Tavşanoğlu ile Söyleşi, 17 Şubat 2008 tarihli, Yükseköğretim Üzerine Söyleşi başlığı altında, “çok açık olarak görülmektedir ki, gidiş, AB ülkelerinin üniversiteleri değil, dünya coğrafyasındaki İslam ülkelerinin üniversitelerinin bulunduğu konumdur.”

Radikal Gazetesinde, 5 Mart 2008 de çıkan , Türk Üniversitelerinde Gidiş Nereye başlığı altında, “Üniversitelerimiz siyasi rant uğruna büyük yara aldı, almaya devam ediyor. Bu sonucun ortaya çıkmasında sorumluluğu olanlara , üniversitelerin durumundan memnun musunuz, diye sormak lazım.”

Cumhuriyet Gazetesinde, 19 Ocak 2010 da, Rüştü Uzel ve Kapatılan Okulları başlığı altında, “Köy Enstitüleri için İsmail Hakkı Tonguç ne ise, mesleki eğitim için de Rüştü Uzel odur , Dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin, 1956 yılında , Rüştü Uzel in de bulunduğu bir toplantıda söyledikleri, şöyledir. Burada sizlere hayatımın en büyük hatasını ve en büyük günahını itiraf etmek istiyorum. Bakan sıfatıyla Türkiye’de görmediğim yer kalmadı. Her gittiğim yerde Rüştü Uzel in eserleri ile karşılaştım. Bir politika gafleti içinde işinden uzaklaştırdım. Bu hançer gibi yüreğime saplanan vicdan azabı, benim layık olduğum cezadır.”

Radikal Gazetesinde, 8 Ocak 2010 da, Öğretmen Eğitiminde Nereye başlıklı yazıda, “Öğretmenliğin bir ihtisas mesleği olduğu gerçeği bir yana bırakılarak lisans düzeyindeki öğretmen eğitiminin formasyon eğitimine indirgenmesi , geçmişte yapılan yanlışların tekrarlanması anlamındadır.”

Cumhuriyet Gazetesi, 14 Aralık 2010 tarihinde, Üniversite Öğrencileri Ne İstiyor başlığı altındaki yazıda, “Demokrasi kulvarında kalındığı, şiddet ve kavga ortamına gidilmediği sürece, susan gençlik yerine , hakkını arayan, ülke sorunlarıyla ilgilenen ve konuşan gençlik , geleceğimiz için elbette daha umut vericidir. Ülke sorunlarını kendi sorunlarının önünde görür. Onları anlamak için susturmak değil , konuşturmak ve dinlemek gerekir.”

Kitabın önsözünde, Ele alınan konuların bugün itibarıyla güncelliği elbette söz konusu değildir. Gelecekle ilgili ortaya konulan kaygıların ne kadar yerinde olduğu açıkça görülecektir.

Yıllar sonra çocuklarımız ve torunlarımız , olup bitenler karşısında suskun kalmadığımızı görsünler istemiş, yazar Prof. Dr. İsa Eşme.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ