Reklam
Reklam

BİR AĞAÇ BİN KİBRİT

İsmail Atasever
İsmail Atasever
  • 18.07.2019
  • 119 kez okundu

Bu ülkenin her yönden duyarlı vatandaşları bir temennide bulunuyor.
Geçmiş yıllarda gözlenen ve de yüreğimizi derinden yaralayan orman yangınları, inşallah çok gerilerde kaldı.
Ümit ederiz ki, binlerce hektarlık alanı yakıp kül eden yangınlarla, bir kere daha yüz yüze gelmeyiz.
Değilse her yönden kaybımız çok daha büyük olur.
Üstelik aynı ormanlık alanlara sahip olabilmek için aradan yıllar geçer.
Bu nedenle her kim olursa olsun ormanların korunması ve de gelecek nesillere aktarılması için azami dikkat ve titizlik göstermelidir.
Hiç kuşku yok ki her yaz mevsiminin başında, ormanlarımızın tüm canlılar için neler ifade ettiğinin bilincinde olanlar, sıcaklık değerlerinin yükseldiği, dolayısıyla muhtemel yangınların olabileceği sezon öncesinde aynı temennilerde bulunulur.
Belle ki onlar, aynı yaklaşımlarda bulunmayı asli görev kabul etmişlerdir.
***
Derken, yıllar birbirini kovalar.
Özellikle 1993-1994 yılları arasında Marmaris Hisarönü Mevkiinde daha bir etkisini gösteren, ilişkin olarak 7-8 bin hektarlık alanın yanıp kül olmasına neden olan yangınlarla karşılaşmıştık.
Bu nedenle dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in başkanlığında İç İşleri Bakanı Mehmet Ağar, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Yalım Erez, Sağlık Bakanı rahmetli Yıldırım Aktuna olmak üzere daha birçok yetkililerin yer aldığı kriz masası oluşturulmuştu.
Aradan geçen süre içerisinde ormanlarımız şu veya bu nedenden yine yangınlara maruz kalsalar da, derin yaralar açan büyük yangınlar ölçüsünde değillerdi.
Halkın inşallah bir daha karşılaşmayız temennisi bu yüzden.
Aslında buna ilişkin çok güzel ve de yerinde bir yaklaşım her şeyi anlatıyordu.
Bin kibrit yapmak için bir ağaç yeter
Bin ağaç yakmak için tek bir kibrit yeter
Görülüyor ki koca bir ormanlık alanın yanıp kül olması için bir kibritin neden olduğu kıvılcım yeterde artardı.
***
Türkiye genelinde konuşlanan iller arasında orman yangınlarına en fazla maruz kalan illerin başında gelen Muğla’da yangınların çıkış nedenleri bakıldığında, dikkat çeken bir tablo ortayla çıkıyor.
Buna göre yangınlarda % 54 oranında ihmal ve dikkatsizlik, % 23 oranında bilinmeyen nedenler, % 12 nispetinde yıldırım ve % 11 oranında kasıt unsurunun egemen olduğu anlaşılıyor.
Görüldüğü gibi en yüksek oran insanlara ait…
Onların dikkatsizliği, bilinçsizce hareket edilmesi ve daha bir düşündüren kasıt unsurunun en büyük etken olduğu belirleniyor..
İşte aynı etkenler nedeniyle Muğla, ülke genelinde en fazla yangınlara maruz kalan il olarak kayıtlara geçiyor.
Buna ilişkin ortaya çıkan rakamlara bakıldığında;
1 Ocak 2007-15 Temmuz 2007 tarihleri arasında çıkan 219 adet orman yangınında 1080 Hektar alanın yandığı tespit ediliyor.
En fazla orman yangınlarının gözlendiği Muğla’yı İzmir, Kütahya, Antalya ve Adana illeri takip ediyor.
***
Özellikle her yaz mevsiminde etkisini gösteren orman yangınları nedeniyle yüreğimizin ağzımıza geldiği yadsınamaz.
Kaldı ki, aynı sürece ilişkin genel tabloyu baktığımızda gözlenen rakamlar her şeyi açıklıyor.
Hal böyle olunca elbette üzülüyor ve de kahroluyorsunuz.
Nasıl üzülmezsiniz?
Diğer yıllar bir yana, sadece 10 yıllık zaman diliminde belirlenen rakamlar çok şeyler anlatıyor.
Buna göre;
1997 çıkan 239 orman yangınında 1720 Hektar alan maruz kalırken diğer illerin farklı olmadığı gözleniyor.
1998 de 239 yangın 573 Hektar,
1999 da 208 yangın 259 Hektar,
2000 de 330 yangın 451 Hektar,
2001 de 232 yangın 526 Hektar,
2002 de 197 yangın 2072 Hektar,
2003 de 249 yangın 1194 Hektar,
2004 de 224 yangın 258 Hektar,
2005 de 255 yangın 944 Hektar,
2006 da 322 yangın 3414 Hektar.
Kısaca belirtmek gerekirse, ilgili bakanlığın verdiği rakamlar doğrultusunda son 10 yılda 2 bin 514 orman yangını sonrasında 13 bin 495 hektar alan yangınlardan etkileniyor.
Sadece aynı yıllara özgü olsa!
Bunlar dışında bazı yıllara ilişkin rakamlarda var.
Özellikle yakın sürece baktığımızda 2013 yılında 395 orman yangınına karşın 2017 yılında en düşün seviyeye iniyor.
Sadece 119 yangında 92,76 Hektar ormanlık alan etkileniyor.
***
Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki en değerli varlıklarımız arasında ormanlar her bakımdan ön plana çıkıyor.
Özellikle kullanım alanı en geniş varlıklar olması, onları daha bir ayrıcalıklı kılıyor.
Buna karşın dense ki, geçmişten günümüze ormanlarımızı koruyabildik mi?
Kullanım alanı en geniş, dolayısıyla her daim insanlığın hizmetinde oldukları gerçeğinden hareketle, gereğini yerine getirdik mi?
Yoksa, her taraf orman yaklaşımı içerisinde, çarpık bir düşüncenin etkisinde kalarak lakayt mı davrandık?
Ve de BİR AĞAÇ BİN KİPRİT yaklaşımı içerisinde üzerimize düşen görevi eksiksiz yerine getirerek, onları koruyup, kollayıp geleceğe taşınması adına üzerimize farz olan görevi yerine getirdik mi?

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ