Reklam
Reklam

Bayram yeri yangın yeri…

Ahmet Bayrak
Ahmet Bayrak
  • 21.08.2012
  • 544 kez okundu

İçimdeki kasveti kör kuyulara terk ederek, güzel ülkemin insanları için biraz eğlenceli, biraz da huzur veren bir bayram yazısı kaleme almak istedim. Yazının içinde sevgi, dostluk, arkadaşlık, neşe, anılar, umut, kardeşlik, güzelliğe dair ne varsa hepsi olsun istiyordum…

Kuş seslerini duymak için çalışma odamın penceresini araladım, ılık rüzgar anne eli şefkatiyle sol yanağımı okşamaya başladı. Yüzümde garip bir tebessüm oluştu. Pencereyi açıp bilgisayarın başına dönecektim ama rüzgarın serinliğini yaz başından bu yana çok beklediğim için öylece birkaç dakika durmak istedim.

Sol tarafta Muğla Belediyesi Kültür Evi çatısından başlayarak dışarıyı seyre koyuldum. Gözlerim birer kamera gibiydi. Başımı 270 derecelik açıyla çevirip dönüşümü tamamlayınca sol kolumdaki saate bakarak odanın içine dönecektim.

Başımı Cuma namazında ikinci selamı verir gibi yavaşça sola doğru çevirmeye başladım…

Ağaçların arasında kalan Kocahan geçidi, Baba Ticaretin vitrini, yapıkredi bankası, Beyhan tekstil, ilkim kundura, ttn satış ofisi, İsmail Ercan, ara yol, koşuşturan insanlar, arabalar, kurşunlu caminin girişi, ayakkabı boyacıları, süs havuzu… Bir pergelin yayı gibi dereceler ilerliyor 20-30-40-50… Her derecenin karşısına gelen görüntü beynimde ayrı anlamlar kazanıyordu. Derece 180’i gösterdiğinde karşımdaki görüntünün beni bu kadar sarsacağını düşünmemiştim.
Yan yana duran iki taş masa…
Biraz daha bakınca bunların Kurşunlu camiinin bahçesindeki iki musalla taşı olduğunu anlıyorum.
Hayat denen yolculuğun sondan ikinci durağı…
Son durak kara toprak…
Gözüm biraz daha bu durakta bekliyor…
Umursamıyor gibiyim, gözümü hızla uzaklaştırıyorum, ama sağ gözüm hala musalla taşında…
Göz turumu tamamlamak için başımı sola doğru çevirmeye devam ediyorum, Belediye otoparkı, Ziraat Bankası, Muğla Ambalajın önü ve İNG bank… 270 derecelik açı tamamlandı, kolumdaki saat 14:26’yı gösteriyor. Tekrar odanın içindeyim… Kahve renkli suni deri koltuğa oturuyorum…

Bayram yazısı yazacağım, okurlarım bekliyor…
Bilgisayarın başına oturdum…
Sanki, sırtımı Kurşunlu Caminin minaresine yasladım…
İyi bir kurgu yapmalıyım…
Okurlarımın gönlünden düşmemeliyim…
Biliyorum ki; minareden düşenin parçası bulunur ama gönülden düşenin parçası bulunmaz…

Son günlerde verdiğimiz şehitler…
Ocaklara ateş düşürdü…
Doğuda savaş…
Batıda deniz keyfi için yarışan burjuva…

Sen daha güzel denize gir diye, sen daha güzel mavi tura çık diye, hayatının baharında deniz yüzü görmeden şehit olan gençler var bu ülkede, terör bitmeden bu ülkede bayram olmaz…

Terörü kabullenmiş ve benimsemiş bir toplum olduk…

Terörü yenmek için bir olmak, birlik olmak gerek.
Bayramlarda kol kola yürümek, dostluğu güçlendirmek gerek…
Teröre karşı tepkimizi göstermemiz gerekiyor…
En büyük tepki de tek yürek olduğumuzu anlatmaktır.
Tek yürek, tek millet, tek bayrak, tek dil, tek devlet…
Türkiye Cumhuriyeti…

Muğlalı dostlarımın ve Türkiye’de yaşayan tüm Müslüman aleminin Ramazan Bayramı kutlu olsun…
Ülkemde bayram yeri değil yangın yeri var…
Umuyorum ki bu yangın kısa sürede söner, terör laneti biter…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ