Reklam
Reklam

Azrail

Şafak Turgut
Şafak Turgut
  • 21.12.2018
  • 228 kez okundu

Din söyleşilerimde geldik can alıcı meleğimiz yani ölüm meleğimiz, Azrail’e;
“Azrail; Dört büyük melekten birisidir. Yüce Allah’ın izniyle canlıların ruhunu almakla görevlidir. Ona Melekü’l-Mevt, yani ‘ölüm meleği’ de denilir. Kendisine yardım eden birçok melek vardır. Bunlar Müslüman kişilerin canını alırken şefkatli, kâfir ve münafıkların canını alırken şiddetli ve acımasız davranırlar. Kâfirlerin canlarını almakla görevli olan meleklere ‘Nazi at’, müminlerin canlarını almakla vazifeli olanlara da ‘Naşi tat’ melekleri denilir.
Kur’an-ı Kerim’de: ‘Her can ölümü tadacaktır” buyrulmuştur. İşte bu önemli görevle Azrail (a.s.) vazifelendirilmiştir.
Azrail (a.s.) çok büyük güçlere sahip bir melektir. Ecel vakti dolmuş olan kimselerin, nerede ve nasıl olurlarsa olsun, ruhlarını kabzeder. Aynı anda sayısız yerde, gerekirse binlerce insanın canını alabilir. Onun için uzaklık, yakınlık gibi bir husus söz konusu değildir. Bu tıpkı ana şar tele basıldığında şehrin bütün ışıklarının aynı anda yanması kadar kolay ve mümkün bir hâdisedir.
Azrail Aleyhisselam kıyametten sonra diğer meleklerin de canlarını alacak, neticede sadece yüce Allah ve kendisi kalacaktır. Allah Azrail’in de canını alarak bütün âlemlerin tek ve kudretli ilahı olduğunu ilan edecektir. Sonra melekler ve insanlar Allah’ın izniyle tekrar dirileceklerdir.
Kur’an-ı Kerim’in Secde Suresi’nde yüce Allah:’ Size memur olan ölüm meleği canınızı alır, sonra Rabbinize dönersiniz’ I buyurarak Azrail Aleyhisselamm görevini açıklamıştır.
Yeryüzünde yaşayan ve yaşayacak olan istisnasız herkes, son anlarında Azrail aleyhisselamla karşılaşacaklardır. Ölümden, yani Azrail’den kurtuluş yoktur.
Azrail Aleyhisselam: İnsanların ölüm zamanı geldiğinde onların canını olmakla görevlidir. Nefesleri tükenen canlıların ruhlarını almakla vazifelendirilmiştir. Bu melek Kur’an ve sahih hadislerde, Azrail ismiyle değil, melekü’l mevt (ölüm meleği) şeklinde geçmektedir. Allah’ın emriyle bütün canları Azrail alır, hiç bir canlı elinden kurtulamaz.

‘De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz’. (Secde 32/11)

Her insanın canını almakla görevli bir ölüm meleği vardır. Azrail bu meleklerin başıdır.

‘Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde kusur etmezler’.(En’am, 6/61, A’raf, 7/37)
Latif mahlûkatın mühim bir kısmı da meleklerdir, ‘nur’dan yaratılmışlardır. Melekler imtihan
Tabi olmadıkları için makamları sabittir. Yalnız ilahi emirlere itaat ederler. Daima hayır işler, vazifelerini yaparlar. Verilen emrin dışına asla çıkmazlar. Şerre kabiliyetleri yoktur.
Kainattaki maddi, manevi hemen bütün işlerde memurdurlar. Her varlığın, Hem nasıl ki şu kesafetli, karanlıklı, dar dünyada güneşin pek çok âyinelerde bir anda aynen bulunması gibi, öyle de: Nurani bir zat, bir anda çok yerlerde aynen bulunması meselâ, Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm bin yıldızda bir anda hem Arş’ta, hem huzur-u Nebevî’de, hem huzur-u İlahîde bir vakitte bulunması; hem Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın haşirde bir anda ekser etkiye-ı ümmetiyle görüşmesi ve dünyada hadsiz makamlarda bir anda tezahür etmesi ve evliyanın bir nevi garibi olan ebdalların bir vakitte çok yerlerde görünmesi ve avamın rüyada bazen bir dakikada bir sene kadar işler görmesi ve müşahede etmesi ve herkesin kalbe, ruh, hayal cihetiyle bir anda pek çok yerlerle temas edip alâkadarane bulunması, malûm ve meşhud olduğundan. Elbette nuranî, kayıdsız, geniş ve ebedî olan Cennet’te, cisimleri ruh kuvvetinde ve hıffetinde ve hayal süratinde olan ehl-i Cennet, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup yüz bin hurilerle sohbet ederek yüz bin tarzda zevk almak; o ebedî Cennet’e, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sadık’ın (A.S.M.) haber verdiği gibi hak ve hakikattir. Bununla beraber, bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatler tartılmaz.
‘müşekkel’ bir melaikesi vardır. Yaptıkları işlerin ehemmiyetine göre dereceleri de birbirinden farklıdır. En büyükleri Hz. Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail aleyhimüsselamdır. Güneş ve benzeri yıldızların birer müşekkel melaikesi olduğu gibi, her bir yağmur tanesinin de birer melaike ile taşındığı hadislerde mercidir.
Bu meleklerin özel görevleri olduğu gibi, her zaman yaptıkları zikir ve teşbihleri de vardır. Bu nedenle Hz. Azrail aleyhisselam he zaman azametli haliyle Allah’ı zikrediyor, teşbih ediyor.
Hem meleklerin tek bir görevi yoktur. Cebrail Aleyhisselamın peygamberlere vahiy getirmesi görevlerinden yalnızca biridir. Aynı anda biden çok iş yapabilirler. Bu konuyu Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklıyor:
Hem nasıl ki şu kesafetli, karanlıklı, dar dünyada güneşin pek çok âyinelerde bir anda aynen bulunması gibi, öyle de: Nurani bir zat, bir anda çok yerlerde aynen bulunması meselâ, Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm bin yıldızda bir anda hem Arş’ta, hem huzur-u Nebevî’de, hem huzur-u İlahîde bir vakitte bulunması; hem Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın haşirde bir anda ekser etkiye-ı ümmetiyle görüşmesi ve dünyada hadsiz makamlarda bir anda tezahür etmesi ve evliyanın bir nevi garibi olan abdalların bir vakitte çok yerlerde görünmesi ve avamın rüyada bazen bir dakikada bir sene kadar işler görmesi ve müşahede etmesi ve herkesin “Hem nasıl ki şu kesafetli, karanlıklı, dar dünyada güneşin pek çok âyinelerde bir anda aynen bulunması gibi, öyle de: Nurani bir zât, bir anda çok yerlerde aynen bulunması meselâ, Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm bin yıldızda bir anda hem Arş’ta, hem huzur-u Nebevî’de, hem huzur-u İlahîde bir vakitte bulunması; hem Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın haşirde bir anda ekser etkıya-ı ümmetiyle görüşmesi ve dünyada hadsiz makamlarda bir anda tezahür etmesi ve evliyanın bir nevi garibi olan abdalların bir vakitte çok yerlerde görünmesi ve avamın rüyada bazen bir dakikada bir sene kadar işler görmesi ve müşahede etmesi ve herkesin kalb, ruh, hayal cihetiyle bir anda pek çok yerlerle temas edip alâkadara ne bulunması, malûm ve meşhuda olduğundan… elbette nuranî, kayıdsız, geniş ve ebedî olan Cennet’te, cisimleri ruh kuvvetinde ve hıffetinde ve hayal süratinde olan ehl-i Cennet, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup yüz bin hurilerle sohbet ederek yüz bin tarzda zevk almak; o ebedî Cennet’e, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sadık’ın (A.S.M.) haber verdiği gibi hak ve hakikattir. Bununla beraber, bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatler tartılmaz.
İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez.
kalbe, ruh, hayal cihetiyle bir anda pek çok yerlerle temas edip alâkadara ne bulunması, malûm ve meşhuda olduğundan. Elbette nuranî, kayıdsız, geniş ve ebedî olan Cennet’te, cisimleri ruh kuvvetinde ve hıffetinde ve hayal süratinde olan ehil-i Cennet, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup yüz bin hurilerle sohbet ederek yüz bin tarzda zevk almak; o ebedî Cennet’e, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sadık’ın (A.S.M.) haber verdiği gibi hak ve hakikattir. Bununla beraber, bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatler tartılmaz.
İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez’.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ