Reklam
Reklam

“ACABA”NIN GÜCÜ

Abidin Sönmez
Abidin Sönmez
  • 12.02.2019
  • 449 kez okundu

Diyelim ki çevremizdeki insanlar inatçı biri olduğumuzu düşünüyor ve biz bu durumdan kurtulmak istiyoruz. Böyle bir kimse olarak tanınmak, bilinmek istemiyoruz. İnatçı olduğumuzu kabul edelim ya da etmeyelim, fark etmez. Amacımız başkalarının bizim hakkımızdaki düşüncesini etkilemek ve istediğimiz yönde değiştirmek. Bunu da değişerek yapmak istiyoruz, kendimizi değiştirerek. Ne yapmalıyız?
Her şeyden önce böyle bir karar vermenin çok önemli olduğunu belirtmek gerek. Bu kararı almak güçlü bir kişiliğin göstergesi olabilir. Çünkü biz insanlar kendimizle ilgili gerçekleri kabul etmede her zaman başarılı değiliz. Kendimize toz kondurmayız. Bunun da yanlış bir yanı yok. İnsanız, böyleyiz. Kendimizi beğeniriz. Beğenmeliyiz.
İnatçı biri olarak algılanmaktan kurtulmak için yapılacaklar çok fazla değil. Bazı alışkanlıkları kazanmak gerek. İlk sözcüğü “acaba” olan sorularla işe başlayabiliriz. Acaba doğru düşünüyor muyum? Acaba başka bir açıdan bakıldığında daha iyi bir seçenek görülebilir mi? Acaba karşımdakinin söylediği gerçekten daha mı doğru?… Bu soruları sorarak savunduğumuz görüşü sorgulayabiliriz.
Edinmemiz gereken alışkanlık bu: savunduğumuz görüşü sorgulamak. Her “hayır” dediğimizde, ayak dirediğimizi fark ettiğimiz her durumda yukarıdakilere benzer soruları sormak. Daha sonra da sorduğumuz bu soruları yanıtlamaya çalışmak…
Alışkanlık edinmek zor değil. Sadece yeteri kadar tekrar etmeye bakıyor. Kaç kez tekrar edilecek derseniz, bu konuda verilen ortalama rakam tekrar sayısı değil, gün sayısı. Yeni bir davranışı alışkanlık haline getirebilmemiz için onu ortalama yirmi bir gün tekrar etmemiz yetiyor. Elbette kimi insan için bu on dokuz gün olur, kimi için yirmi beş olur; kişiden kişiye değişir. Ama üç hafta kadar sabretmek ve ısrarla tekrar etmek genellikle yeterli oluyor.
Böyle bir alışkanlık kazanmak bizi esnek bir insan haline dönüştürecektir. İkinci bir seçenek yani inat ettiğimizden daha farklı bir görüş her zaman rahat etmemizi sağlar. Kaslarımız gevşer, sakinleşiriz. Rahat ettiğimiz için de karşımızdaki kişinin görüşlerine daha anlayışlı yaklaşırız. Tek doğru görüş benim görüşüm dediğimizde esneklik şansımız olamaz.
Karşı tarafı içtenlikle dinlemeye çalışmak; karşı tarafın görüşünü tam olarak anlamaya çaba göstermek; karşıt fikri ön yargısız bir şekilde değerlendirmeye çalışmak… Bu alışkanlığı kazanmak inatçılığı yenme konusunda yol kat etmemizi sağlayacaktır. Çabalarımızın sonuç verdiğini görmemiz gerek. Bunun için de ölçmemiz şart. Neyi ve nasıl ölçeceğiz? Elimize bir mezura ya da başka bir ölçü aleti alacak değiliz. Zaman zaman yaşadıklarımızı gözden geçirip bu hafta kendime kaç kez “acaba” ile başlayan soru sordum diye bakmamız yeterli. Çetele tutmak, not almak yararlı olur elbette. Yapabiliyorsak ne iyi. Ancak her zaman bu mümkün olmayabilir.
Gelişme sağlamak için ölçmemiz gerek. Ölçülmeyen şey gelişmez. Daha doğrusu gelişebilir belki. Fakat ölçmediğimiz için biz onun geliştiğini fark edemeyiz.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ