Reklam
Reklam

18 MART

Utku Kavcar
Utku Kavcar
  • 16.03.2018
  • 284 kez okundu

Tarihin akışında kimi günler vardır ki o gün yaşananlar bütün bir süreci değiştirir. Artık o özel günde olan şey yüzünden tüm anlatılacak olanlar değişmiştir.
18 mart tarihimiz açısından öyle bir dönüm günüdür. Çanakkale zaferini taçlandırırken Cumhuriyetimizin ilk adımlarının atıldığı günleri işaret eder. Bu zaferlerle;
1800’lü yıllarda genel olarak görülen yenilgilere son verilmiş, askeri ve siyasal varlık tekrar ortaya konmuştur.
Öz yurdunu korumak isteyen yaralı bir ulusun, güç, sayı, silah varlığı açılarından üstünlüğü tartışılmaz saldırganı durdurduğu az sayıdaki örnekten biri sergilenmiştir.
Savaş tarihinde saldırganın değil savunanın üstün geldiği hemen tek örnek oluşturulmuştur.
Çanakkale savaşları ve kazanılan zaferler; Türk kurtuluş ve bağımsızlık savaşının fitili olmuştur. Ulusal bilinç ve ulusal ruh yeniden canlanmıştır. Bu zaferlerle büyük önder Anafartalar Kahramanı olmuş, Türk Ulusuna dahi bir lider hediye edilmiştir. İstiklal Savaşımızın temelinde bu kesin zafere imza atan Mustafa Kemal Paşa bulunmasaydı, 19 mayıstan başlayarak gelişen süreçte, ulusun; onun etrafında bu denli kısa sürede ve istekle toplanıp, kenetlenmesi muhtemelen çok daha zor olacaktı.
Sözü, Türk tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan’a bırakmak istiyorum.
“18 Mart 1915 sabahı Çanakkale Boğazı’nın mavi sularında azametli bir müttefik filosu Marmara’ya doğru seyretmeye başlamıştı. Bu, döneminin en donanımlı deniz kuvvetlerinden biriydi.
Çanakkale sularında seyreden bu deniz armadasının sahibi, o devrin büyük siyasi gücü İngiltere ile ona yakın bir gücü temsil eden Fransa idi. Bu bir koalisyon gücü idi. İngiliz askerî gücü, bütün okyanuslarda ve denizlerde hâkimdi. Diğer dünya güçlerini yenmiş, üstünlüğünü kabul ettirmişti. Çanakkale Boğazında seyreden gemiler, bu yüzden kendilerinden emin ve büyük bir mağruriyetle yol alıyorlardı. Hedef İstanbul’du. Yani dünyanın kıdemli devleti Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentiydi. İngilizler ve Fransızlar, I. Dünya Harbine karşı cepheden girmiş bu devleti cezalandırmak ve en kısa yoldan işini bitirmek istiyorlardı. Bir taraftan da esas rakipleri olan Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluklarını da güneyden kuşatmış olacaklardı.
Boğazdaki donanma kendinden emindi. Müttefiklerin zaferden hiç şüpheleri yoktu. Londra gazetelerine göre “İstanbul yakında çöplüğe dönecekti”. Aslında dünyanın geri kalanı da Osmanlı Devletinin sonunu görme kanaatiyle acıyarak bakıyordu.
Ancak! Beklenen olmadı. 18 Mart 1915 günü boğazın dar mevzilerinde patlayan Türk topları, beklenenin tam tersine bir gelişmeyi adeta bütün dünyaya haykırıyordu. Yenilmez denilen müttefik donanması, Mehmet‘çiğin imanlı göğsüne çarpmıştı. Arkasından deniz içinde hasmını bekleyen Nusrat’ın döktüğü mayınlar da patlamak için sıraya girmişler, beklenen vazifelerini bihakkın yerine getirmişlerdi. Tam altı saat gibi kısa bir zamanda bileği bükülmez armadadan sekizi devre dışı kalmıştı.
Sonuç;
Mehmet’çik için büyük bir zafer
Müttefikler için büyük bir hüsran
Dünya için büyük bir sürprizdi
Çanakkale Zaferi’nin 102. yıl dönümünü kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere ebediyete intikal eden tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ