Reklam
Reklam

12 EYLÜL’DE HUKUK KAHRAMANI

Halil Eğriboyun
Halil Eğriboyun
  • 07.02.2019
  • 249 kez okundu

Nurettin Soyer adını 1993 yılında katledilen Uğur Mumcu’nun “12 Eylül’ün Adeleti”
Adlı kitabında öğrenmiştim.
Kitabı okudukça Nurettin Soyer Ankara Sıkı Yönetim Komutanlığı Askeri Savcısı olmasına karşın nasıl hukuk mücadelesi verdiğine tanık oldum.
Uğur Mumcu’nun “12 Eylül’ün Adaleti” adlı Kitapta Nurettin Soyer hem askeri kimliği hem de hukuk kimliği çok güzel anlatılıyordu.
Bazı yazarlar gibi bende kaynak göstererek Nurettin Soyer’i kitabımda yer verirdim. Öyle yapmadım.
Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in Askeri Savcının oğlu olduğunu öğrendim. Nurettin Soyer’i oğlundan dinlemek istedim.
Ve…
Seferihisar yoluna düştüm.
Seferihisar’da başkan bana babasını 2 yıl önce anlattı.
Bende…
Kitabımda Nurettin Soyer’e “12 Eylül Kanser Etti” başlığında yer verdim.

Tunç Soyer, o zaman CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı değildi
O zaman babasıyla değil belediyecilik alanında aldığı ödüllerle anılıyordu.
Ne zaman…
Tunç Soyer CHP İzmir Büyükşehir Belediye başkan adayı oldu, aldığı ödüller unutuldu.
Önüne gelen
Soyer’i babasının üzerinden vurmaya başladı.
Oysa…
12 Eylül’ün Ankara Sıkı Yönetim Komutanı Recep Ergun’a karşı Ankara Sıkı Yönetim Askeri Savcı’sı Nurettin Soyer’in nasıl hukuk mücadelesi verdiğini öğrenmek için yazdığım “12 CHP’li Başkandan 12 Eylül’e Başkaldırı” adlı kitabımı okumaya davet ediyorum.
İşte kitabımın 89-93 sayfalarında yer alan Nurettin Soyer’in 12 Eylülün savıcı olmasına karşın 12 Eylüle nasıl mücadele ettiğini anlatıyor.
Haksızlığa isyan ediyor.
İşkencecilere karşı çıkıyor.
Kitabımdan birkaç paragraf alıntı şöyle;

“O dönem Komutan Recep Ergun ile Savcı Nurettin Soyer arasında kavgalar yaşanmıştı. Kişisel bir kavga değildi. Ankara Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun, yaşama sürekli asker perspektifinden bakmıştı.
Sıkıyönetim Komutanlığı Savcısı Nurettin Soyer, asker kimliğinden öte hukuk kimliğini öne çıkarmıştı. Komutan ile savcı arasındaki sorunun temeli buradan kaynaklanmıştı. 12 Eylül döneminde hukuk çerçevesinde soruşturmalar yapmak ve iddianameler hazırlamak hiç de kolay olmamıştı.
Darbe, emir komuta zinciri içinde gerçekleşmişti.
Recep Ergun da o zincirin bir halkasıydı. Doğal olarak darbe liderinin yakınlarında olan insanlardan biriydi.
Ona karşı hukukun çizdiği sınırlar içinde kalmak ve darbenin yöneticileri
ile hukukun içinde çalışmak zor uğraştı. Sabahın 5’inde telefon çalardı, arayan sürekli Recep Paşa’ydı. Telefonda sesleri yükselir, Karşılıklı tartışmalar yaşanırdı. Günler böyle başlardı.
Ne Recep Paşa, ne de babam vazgeçti mücadelesinden.
Babam çalışmanın stresini eve taşımak istemezdi. Eve stres taşıyacak zamanı da yoktu. Evden erken çıkardı, gece geç saatlerde gelirdi. Babam çok çalışırdı. Eve stresli geldiği zamanlarda olurdu. Biz onu rahatlamak için elimizden gelen her şeyi yapardık. Kendisi spora zaman ayırırdı.
Sporla biraz rahatlar stres atardı.”
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer benim kitabımda da anlattığı gibi bugünde babasıyla gurur duyduğunu söylüyor.
Nurettin Soyer’in kendilerine sadece isim mirası bıraktığını belirtiyor.
Geçmişi kaşımanın kimseye yarar sağlamayacağını iddia ediyor.
CHP İl Başkanlarıyla 12 Eylül’e isyan ederken Nurettin Soyer Askeri Savcı olarak tek başına hukuk mücadelesi veriyordu.
O…
Gerçekten hukuk kahramanıydı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ